A Kadir Demircan- Mustafa Sabu

Anasayfa


     Mevzular Ayetler

   
Ürün Kodu : Mevzular Ayetler
Üretici : Mevzular Ayetler
Ürün Özellikleri
Mevzular Ayetler
 Sipariş        Detaylar
 
Mevzular Ayetler
 
Detaylar

Her Müslüman’ın

 bilmesi ve uygulaması gereken

                       Önemli

Mevzular

ve

Ayetler

   

İçindeki konulardan bazıları.

İnsanların yaratılış gayesi.

Uyku ölümün bir parçası, benzeridir.

Allah cezada acele etmez, mühlet verir.

Müslümanların birlik olmaları ve yardımlaşmaları.

Amelsiz iman.

Örtünme ve tesettür.

Sözünde durmak.

Kıyamet ve mahşer günü insanların halleri

Haberi araştırmak, incelemek.

Hayır, ve şerrin zerresinin karşılığı vardır.

Kur’an-ı Kerim’in değinmediği hiçbir konu yoktur.

Bazı günahların cezası bütün topluma gelir.

Üstünlük inanmakla ve takva iledir

Dinde zorlama yoktur

Cahillerden ve kötü kişilerden yüz çeviriniz.

Yardımlaşmak ve yarışmak..

Müminler simalarından belli olurlar.

Gericiler. İnkâr edenler gericidirler.

Rızk: Rızk endişesine kapılmayın.

İyilikler kötülükleri giderir.

Zulme, zalime ve işkenceye karşı koyunuz.

Denizler mürekkep olsa Allah’ın sözlerini yazmaya yetişemez.

Ailenize, çocuklarınıza namazı emrediniz.

Dünya, bir imtihan yeridir, Ahiretin tarlasıdır.

Diyalog ve iletişim.

Hastalık ve musibetlerle imtihan.

Canlıların tamamı Allah’ı zikrederler.

İnanç ve düşünce özgürlüğü İslam’da vardır.

ISBN 975 – 98364-0-8

Her Müslüman’ın

 Bilmesi, öğrenmesi

ve  uygulaması gereken

 

Önemli Mevzular

ve

Kuran’dan       

Seçme Ayetler

 

 A. Kadir DEMİRCAN

2005 Referans

Araştırma Yayınları

 

Hazırlayan

A. Kadir DEMİRCAN

Araştırmacı  - Yazar

 

Tashih

Metin ERBAY

Gönen İmam Hatip Lisesi Müdürü

 

Kapak

Mustafa YILMAZ - Fahir ARMA

 

Baskı

Grafiker Ofset

 

Referans

Ankara Cad. No:45/1 Cağaloğlu /  İstanbul

Tlf: 0.212.5226598 – 5120700 Fax: 0212,5228580

 

Genel Dağıtım

Özen  Dağıtım

Tlf: (0.212) 5226598 – 5120700 Fax: (0212)5228580

Merkez: Ankara Cad. No: 45/1 Cağaloğlu / İstanbul

 

Büro: Malkoç Mah 78 Sokak  Aksa  S.  B -2 Blok. No: 5 Gönen / Balıkesir

A.Kadir DEMİRCAN Bilgi   İletişim  Mesaj  Hatları

 Cep Tlf: 05366062730 Mesaj Hattı: 05462306922

Büro: Fax –Tlf: (0266)7626793  Ev:(0.266) 7726603

 Posta çeki hesabı Kadir DEMİRCAN 101197

 

  

Giriş...

               Allah’ın ipine sımsıkı sarılmak; O’nun insanlar için elçisi vasıtasıyla gönderdiği buyruklarından haberdar olmakla ve emir buyurduğu hükümleri yaşam süresince tatbik etmekle mümkündür. Kuran’ı yazmak için denizler mürekkep olsa yetmezdi prensibinden hareketle, Kur’an denizinden birkaç önemli damlayı inananların bilgi ve istifadesine daha pratik ve vurgulayıcı bir şekilde sunabilmek niyetiyle bu kitapçığı hazırladık.

                 Zaten yeryüzünde Allah’ın yaratmış olduğu canlı ve cansız tüm varlıklar ile gerçekleşen her tür doğal hadiseler insanoğlu için açık birer ayet, öğüt alacaklar için birer mucize niteliğinde değilmidir?

               Bizim için önemli olan vazife, bütün bunların bilinci ve tefekkürü içerisinde olup,  bunları Allah’ın verdiği akıl nimeti ile yorumlayabilmemiz, kendimize bir yol ve yöntem tayin edebilmemizdir.

                    İnsan yaşamında büyük bir önem arz eden ve her Müslüman’ın mutlaka bilmesi ve uygulaması gerektiğine inandığımız türdeki mevzuları ve ilgili ayetlerini   özenle seçtik, açık ve  anlaşılır bir şekilde kitabımızda  verdik. Eğmedik, bükmedik, yorumlamadık, kim ne der diye düşünmedik. Herkes duysun, bilsin, öğrensin, araştırsın ona göre kendine bir yol haritası çizsin, nefsinde kendi muhasebesini yapsın istedik.

                    Selâm olsun, Kuran-ı, hayatının tüm safhasında, her nefesinde yaşam tarzı olarak kabul edenlere ve uygulayabilenlere.  A. Kadir DEMİRCAN

 

 

1. İnsanların yaratılış gayesi.

            Zariyat 56: “Ben insanları ve cinleri, ancak bana ibadet etsinler diye yarattım”.

            Zariyat 57: “Ben onlardan bir rızk istemiyorum (ben onları kendilerine yahut başka bir kimseye rızk versinler diye yaratmadım) bana (kullarıma) yemek yedirmelerini de istemiyorum”

2. Hayvanların yaratılış gayesi.

            En’am 142: “Hayvanları da yük ve kesim için yaratan Allah’ tır.”

3. ilim.

            Zümer 9: “Deki; hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak gerçek akıl sahipleri anlar.”       (diğer ayet: Casiye 18’e bakabilirsiniz.)

4. Ölüm.

            Ölümden kurtuluş yoktur, ölüm her an sizi yakalayabilir. Ölüme her an hazırlıklı bulunun.

            Ölüm son değildir, yeni bir başlangıçtır. Güzel takva sahipleri ve gerçek müminler ölümden korkmazlar. Onlar için ölüm her an gündemdedir. Dünyada ölümsüz hiçbir canlı yoktur. Kimse; kaç yaşında, kaç yıl sonra, hangi sene, kaç saat, kaç dakika ve kaç saniye sonra öleceğini bilemez, o her an gelip çatabilir. Ne zaman çıkılacağı belli olmayan bir yolculuk için her an teyakkuz halinde olmamız gerekmez mi?

            Ankebût 57:”Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz...”

            Nisa 78:”Her nerede olursanız ölüm size erişir; velev ki, tahkim edilmiş yüksek kalelerde bulunun.”

           

Cum’a 8: ”De ki; kendisinden o kaçıp durduğunuz ölüm, muhakkak gelip size kavuşacaktır. Sonra hem gizli, hem aşikârı bilen Allah’a döndürüleceksiniz de, o size neler yaptığınızı haber verecektir.”

            Ahzâb 16:”Ey Muhammed! De ki: “Eğer ölümden yahut öldürülmekten kaçıyorsanız bilin ki, kaçmak size fayda vermeyecektir; kaçsanız bile az bir zamandan fazla yaşatılmazsınız.”

5. Uyku ölümün bir parçası, benzeridir.

            İnsan uyuyup uyandırıldığı gibi, ölüp yeniden diriltilecektir.

            En’âm 60:”O’dur ki, sizleri geceleyin uyutarak ölü gibi yapıyor, gündüz de yaptığınız işleri biliyor. Sonra takdir edilen ömür tamamlansın diye, sizi gündüz uyandırıyor...”

            Bakara 28:”Allah’ı nasıl inkâr ediyorsunuz ki, siz, ölü (birer nutfe) idiniz; o sizi diriltti. Sonra (ecelleriniz gelince) sizleri yine öldürecek, sonra (kıyamette) sizi diriltecek. Sonra da (amellerinizin hesabı görülmek üzere) O’na döndüreceksiniz.” 

6. Cum’a namazında alış veriş yapılmaz, camiye ibadete gidilir.

              Cum’a 9 – 10: ”Ey iman edenler! Cum’a günü namaz için ezan okunduğu zaman Allah’ın zikrine (hutbe dinlemeye ve namaz kılmaya ) gidin, alış verişi bırakın. Bu sizin için daha hayırlıdır; eğer bilirseniz. Artık namazı kılınca, yeryüzüne dağılın. Allah’ın fazlını isteyip (sizin için takdir ettiği rızkı) arayın ve Allah’ı çokça zikredin; umulur ki felâha kavuşmuş olursunuz.”

7. Kıyamet.

             Kıyametin kopması çok korkunç ve dehşet vericidir. Herkes o gün paniğe kapılacak, kimse kurtulamayacaktır.

            Hacc 1: ”Ey insanlar! Rabbinizden korkun. Şüphe yok ki, o kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir, korkunçtur.”

            Hacc 2: ”Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirdiğinden geçer ve her yüklü kadın çocuğunu doğurur. İnsanları da hep sarhoş görürsün, halbuki sarhoş değillerdir. Fakat Allah’ın azabı çok şiddetlidir.”

8. Kıyametin kopma zamanı Allah’ın bilgisindedir ve ansızın gelecektir.

            A’râf 187:”Ey Resulüm, sana kıyametten soruyorlar: Ne zaman kopacak? De ki: “Onun ilmi, yalnız Rabbimin katındadır. Onu tam vaktinde, ancak o tecelli ettirecektir. O kıyamet öyle büyük bir meseledir ki, göklerde ve yerde ona tahammül edebilecek hiçbir kimse yoktur. Size o, ancak ansızın gelecektir.”

9. Musibet. Başınıza gelen musibetler cehaletiniz ve işledikleriniz yüzündendir.

            Musibet insanın kendisindendir – herkes ettiğini bulur.

        Şûra 30:”Başınıza gelen her musibet kendi ellerinizin kazandığı yüzündendir. Allah ise, günahların birçoğunu bağışlıyor.”

 

 10. Allah cezada acele etmez, mühlet verir.

      Nâhl 61: ”Eğer Allah zulümleri  (günahları, sapıklıkları, küfürleri) yüzünden insanları (hemen) hesaba çekiverseydi, yeryüzünde kımıldayan bir tek canlı bırakmazdı. Fakat Allah, onları takdir edilen bir mühlete kadar geciktirir.”

11. Allah inananları kâfirlere karşı galip kılar.

       Enfâl 66: “Şimdi Allah sizden yükü hafifletti. Bildi ki, siz de, bir zayıflık var. Şimdi sizden sabredecek yüz kişi olursa, iki yüzü yenerler. Eğer sizden bin olursa, Allah’ ın izniyle iki bine galebe çalarlar. Allah sabredenlerle beraberdir.”

12. Canları ve mallarıyla cihat edenlerin mükâfatları.

               Tevbe 88 :”Fakat Peygamber ve onun yanındaki müminler, mallarıyla ve canlarıyla cihat ettiler. İşte bütün hayırlar bunların ve asıl kurtuluşa erenler de işte bunlardır.”

               Tevbe 89:”Allah onlara, (ağaçları) altından nehirler akan cennetler hazırladı: içlerinde ebedi olarak kalacaklar; işte bu, en büyük saadettir.

13. Kâfirlere ve münafıklara karşı davranış şekli.

               Tahrim 9:”Ey peygamber! Kâfirlere (kılıç ile) münafıklara (öğüt ile) savaş aç; onlara karşı sert davran: Onların barınakları cehennemdir. O ne fena dönüş yeridir”.

14. Müslümanların birlik olmaları ve yardımlaşmaları.

               Al’i İmran 103:”El birlik Allah’ın dinine sımsıkı sarılın. Birbirinizden ayrılıp dağılmayın...”

               Şûra 39:”O kimselerdir, kendi haklarına tecavüz vaki olduğu zaman, onlar yardımlaşırlar”.

15. Müminler hayırda yardımlaşır  (Yarışırlar) şer de engel olurlar.

               Mâide 2:”İyilik etmek ve fenalıktan sakınmak hususunda birbirinizle yardımlaşın, günah işlemek ve haddi aşmak üzerinde yardımlaşmayın...”

16. Gösteriş için namaz kılanların halleri ile gaflet içerisinde ve şuursuz olarak namaz kılanların durumları.

            Menfaatleri icabı ve çevresinden çekindiği için, ara sıra, topluluk içinde, belirli yerlere ve kişilere görünmek arzusuyla namaz kılanlara hiçbir sevap terettüp etmez. Bu ibadetin onlara hiç bir faydası dokunmadığı gibi, cezası da olacaktır. Ve bu tür kişiler aslında insanlık adına utanç verici tutumlarıyla, zararlı ve tehlikeli kişilerdir. İnsanları kandırırlar ancak Allah’ı asla kandıramazlar.

            Maun 4–5–6–7:”Artık şiddetli azap olsun (nifak suretiyle) namaz kılanlara ki, 5: Onlar namazlarından gafildirler. 6: Onlar, (namazlarıyla insanlara) gösteriş yaparlar.7:Ve zekâtı vermezler.”

(kıldıkları namaz çürüktür, kötü huylarını terk etmesine yetmez)

            Bakara 238:”…Namaza Allah’a itaat edici ve boyun eğici olarak durunuz.”

      Nisa 103:”…sükun ve emniyet haline geldiğiniz vakit, namazı tam erkanı ile kılın.”

17. İftira atmak.

              İftiradan kaçınınız. İftira atmak çok çirkin bir davranış ve büyük bir günahtır.

             İnsanlara; araştırmadan, çok kesin olarak emin olmadan ve görmeden,  işlemedikleri bir suç için iftira atanlar ile eziyet edenlerin durumları çok kötü olacaktır.

            Ahzâb 58:”Erkek müminlerle kadın müminlere, işlemedikleri bir günahla eziyet edenler (onlara iftira atanlar), doğrusu açık bir günah yüklenmişlerdir.”

            Hucûrat 12:”…hiç sizden biriniz ölü kardeşinizin etini yemek ister mi? Bundan tiksindiniz (değil mi ?). O halde Allah’tan korkun. Muhakkak ki Allah tevvaptır, tövbeleri kabul eder.”

18. Zan ve gıybet.

            Kötü zandan kaçının. Haksız ve gereksiz yere, gelişigüzel Müminlerin aleyhinde konuşmayın,  birbirinizin kusurlarını araştırmayın.

            Hucûrat 12:”Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. (Müslümanların ayıp ve kusurlarını) araştırmayın; bir kısmınız bir kısmınızı (arkasından hoşlanmayacağı söz ile) çekiştirmesin. Hiç sizden biriniz ölü kardeşinizin etini yemek ister mi? Bundan tiksindiniz. O halde Allah’tan korkun. Muhakkak ki Allah tevvaptır, tövbeleri kabul eder.”

 

 

19. Can ve mallarımızın emanetçisiyiz.

            İnsan elinde bulundurduğu bütün mallarının emanetçisidir, bekçisidir, sahibi değildir. Kimse bu mal mülk benimdir, ben kazandım diyerek kendi kendini aldatmamalıdır. Her şeyin gerçek sahibi Allah’tır. O dilemezse ve istemezse kimse hiçbir şeyin sahibi olamaz. Ve insan sorumluluğunu üstlendiği emanet mal ve mülkü Allah’ın rızası doğrultusunda, insanlığın hizmetine seferber etmelidir, etmek zorundadır. Şayet bunun bilincinde olan ve kıyamet gününe inanan bir Müslüman ise tüm mallarının gerçekte bekçisi olduğunu, gerçek sahibinin ise Allah olduğunu bilir.

            Yunus 55:”Biliniz ki; göklerde ve yerde ne varsa, hepsi Allah’ındır. Biliniz ki gerçekten Allah’ın vadi haktır. Kâfirlerin çoğu bunu bilmezler.”

            Al-i İmran 180: ”Allah’ın fazlından kendilerine verdiği şeye cimrilik edenler, hiçbir zaman onu kendilerine hayır sanmasınlar. Aksine bu kendileri için bir şerdir. Onların cimrilik ettikleri (insanların lehinde kullanmadıkları, yararlandırmadıkları) şey, kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.”

   

20. Arkadaşlık ve dostluk.

            Gerçek müminler;  dostlarını ve arkadaşlık edecekleri kişileri; dürüst, çalışkan, mücadeleci, topluma faydalı, güvenilir ve şahsiyetli, toplumda sevilip sayılan, değer verilen, iyi ahlaklı, cahil olmayan,  imanında ve sözünde doğru olanlar arasından seçerler.

            Nisa 69:”Allah’a ve peygambere itaat edenler, işte bunlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle ve iyi kimselerle beraberdirler. Bunlar ise ne güzel bir arkadaş.”

          Tevbe.119: ”Ey müminler! Allah’tan korkun (fenalıklardan sakının) imanında ve sözünde doğru olanlarla beraber olun.”

21. Mümin erkekler ile Mümin kadınlar da birbirlerinin yardımcılarıdırlar.

               Tevbe 71:”Erkek ve kadın bütün müminler, birbirlerinin yardımcılarıdır. İyiliği emrederler, fenalıktan alıkoyarlar,  namazı gereği üzere kılarlar, zekâtı verirler, Allah ve Resulü’ne itaat ederler”.

22. Ancak müminler birbirlerinin kardeşidirler.

               Hucûrat 10: ”müminler (dinde) ancak kardeştirler.

23. Barıştırmak. Müminlerin arasını düzeltin, barıştırın.

               Hucûrat 9: Eğer müminlerden iki gurup çarpışırsa, hemen aralarını düzelterek barıştırın...”

               Hucûrat 10:”Müminler (dinde) ancak kardeştirler. Onun için (ihtilaf ettikleri zaman) iki kardeşinizin aralarını düzeltin ve (Allah’ın emirlerine muhalefet etmekten) sakının ki, merhamet olunasınız”.

(Dargınsanız barışın, dargınları barıştırın.)

               Enfâl 1:”Siz gerçekten mümin iseniz Allah’tan korkun ve birbirinizle aranızı düzeltin (geçimsizlik yapmayın) Allah’a ve Resulüne itaat edin”.

24. Müminlerin aleyhinde çalışanların ve onlara zararlı olanların durumları.

               Nur:19 ”Müminlerin içinde kötü sözlerin yayılmasını arzu edenler için, muhakkak dünyada ve ahrette (çok) acıklı bir azap vardır. (Kötülüğü yaymak isteyenleri) siz bilmediğiniz halde Allah bilir”.

25. Müminlerden başkasını başınıza geçirmeyin.

            (Kâfir, münafık, fasık ve kötü ahlaklı kişiler.) 

               Nisa 144: ”Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da Kâfirleri (dostlar) veli edinmeyin. (Başınıza geçirmeyin) Azabınızı gerektiren açık bir hüccet Allah’a vermek ister misiniz?”

26. Müslümanların dostu ve başlarına geçirecekleri kişiler bellidir.

               Mâide 55: ”Sizin dostunuz ancak Allah, O’nun Peygamberi, namazı kılan, zekâtı veren ve Allah’ın (tüm) emirlerine boyun eğen Müminlerdir”.

 

 

 

 

27. Allah’ın indirdiği Kuran’a göre hüküm vermeyenler.

               Mâide 44:”...kim Allah’ın indirdiği hükümlerle hüküm vermezse, işte onlar, Kâfirlerdir”.

               Mâide 45:”...kim Allah’ın indirdiği hükümlerle hüküm vermezse, işte onlar, zalimlerdir”.

               Mâide 47 :”...kim Allah’ın indirdiği hükümlerle hüküm vermezse, işte onlar, münafıklardır”.

28. Müminlerin birbirleriyle çok iyi geçinmeleri, güçlü ve kuvvetli olmaları gerekir.

               Enfâl 46: ”Allah’a ve O’ nun Resulüne itaat edin birbirinizle çekişmeyin. Sonra içinize korku düşer ve kuvvetiniz elden gider. Bir de sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir”. (Al-i İmran 103. bkz.).

29. İslam’da milliyetçilik, ırkçılık ve ırk üstünlüğü yoktur. Üstünlük iyi amel ve takva iledir.

               (Gerçekte iki tür millet vardır. İslâm tek bir millet, küfür de tek bir millettir).

               Hucûrat 13:”Ey insanlar! Sizi, bir erkekle bir dişiden yarattık. Hem de sizi soylara ve kabilelere ayırdık ki, birbirinizi tanıyasınız. Biliniz ki, Allah katında en iyiniz, takvası en ziyade olanınızdır. Şüphe yok ki Allah âlimdir. Her şeyi bilendir, her şeyden haberdardır”.

30. Korkaklık. Müminler Allah’tan başka hiçbir kimseden ve güçten korkmazlar.

Al-i İmran 28. “Müminler Müminlerden ayrılıp kâfirleri dost edinmesin. Bunu her kim yaparsa artık Allah ile ilişiği kesilmiş olur. Meğerki onlardan gelebilecek bir tehlikeden dolayı sakınmış bulunasınız. (Bu takdirde zararlarından korunmak için görünüşte dostluk yapabilirsiniz) Allah size kendinden korkmanızı emrediyor. Nihayet dönüş Allah’adır.

               Enfâl 15:”Ey Müminler! Toplu olarak kâfirlerle karşılaştığınız zaman onlara arkalarınızı çevirmeyin, (korkup) kaçmayın”.

               Bakara 195.”...Allah’tan korkun ve bilin ki, Allah takva sahipleri ile beraberdir.

                Bakara 196.”  ... Allah’tan korkun ve bilin ki, Allah’ın azabı cidden çok şiddetlidir.”

31.  Son nefeste tövbenin hiçbir geçerliliği yoktur.

                 En’âm 158: ” Rabbinin alametlerinden biri geldiği gün, evvelce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye o gün (son nefeste) imana gelmek hiçbir fayda vermez”. Ey Resulüm; deki; gözetleyip bekleyin, bizde gözetleyip bekliyoruz.”

32. Allah’ın ayetleriyle, İslamiyet ve Müslümanlarla alay edenlerle oturmayınız.

               Nisa 140: ”Allah’ın ayetlerinin inkar edildiğini ve onlarla eğlenildiğin i işittiğiniz zaman o kafirlerle oturmayın, taki başka bir söze dalsınlar. Çünkü o zaman sizde onlar gibi olursunuz.”

               En’ âm 68: “ Ayetlerimiz hakkında alay yollu söz edenleri gördüğün zaman, kendilerinden yüz çevir, yanlarında oturma, ta ki Kuran’dan başka bir söze dalarlar. Eğer onlardan yüz çevirme işini, şeytan sana unutturur ise hemen kalk da o zalimler kavmi ile beraber olma.

33.  Kâfirlerin durumu, sonları.

               Bakara 18: “ Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; artık onlar dönmezler.”

               Nisa 56: “ Şüphesiz ki ayetlerimizi inkar eden kâfirleri yarın, ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabı duysunlar diye kendilerine değiştirerek başka deriler vereceğiz...”

34. Müslümanlara gelen bir iyilik kâfirleri üzer, kahreder, kötülük ise onları sevindirir, ferahlatır.

               Al-i İmran 120:” Size ( Müslümanlara) bir iyilik dokunursa (bu) onları üzer ve kederlendirir. Başınıza bir felaket gelirse, onunla ferahlanır ve sevinç duyarlar. Eğer siz sabırlı olur da korunursanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez.

35. Münafıkların durumu.

               Muhammed16:”O münafıklardan seni dinlemeye gelen de var. Hatta senin yanından çıktıkları zaman kendilerine ilim verilmiş olanlara şöyle derler. Demin ne söyledi? Bunlar öyle kimselerdir ki, Allah kalplerini mühürlemiştir de hep hevalarına uymuşlardır”.

               Al-i İmran 177:” İmana karşılık küfrü satın alanlar; Allah’a hiçbir şeyle zarar veremezler. Onlar için çok acıklı bir azap vardır”.

 

36. Amelsiz iman.

                Sadece inanmak, inanmış olmak yeterli değildir, iman ettik demekle kurtulamazsınız, kurtulmayı da beklemeyiniz.

               Ankebût:2:”O insanlar sandılar mı ki, ”iman ettik” demeleriyle bırakılacaklar da imtihana çekilmeyecekler”

               Ankebût:3 “Doğrusu biz, onlardan evvelkileri de denedik. Allah sadık olanları da muhakkak bilecektir.”

37. Örtünme ve tesettür.

               Ahzâb 59: ”Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, (Kendilerini baştan aşağı örten)elbiselerinden, giyinip örtünsünler. İşte böyle giyinmeleri, tanınıp da(ahlaksızlar tarafından eziyet edilmelerine daha el verişlidir...”

               Nur 31: ”mümin kadınlara da söyle gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, ziynetlerini açıp göstermesinler. Ancak bunlardan görünmesi zaruri olanlar müstesnadır. Başörtülerini yakalarının üzerine koysunlar...”(Süs yerlerini göstermenin haram olmadığı kimseler: Nur: 31. ayete bakınız)

 

  

38. Mümin erkekler harama (yabancı kadına) bakmasınlar, mümin kadınlar da kendilerini korusunlar, harama fırsat vermesinler.

               Nur 30: ”Mümin erkeklere söyle, gözlerini (haramdan, yabancı kadınlardan) sakınsınlar ve ırzlarını muhafaza etsinler, bu kendileri için daha temizdir...”

               Nur 31:”Mümin kadınlara da söyle; gözlerini sakınsınlar, ırzlarını muhafaza etsinler, ziynetlerini açmasınlar (açık bırakmasınlar), zahir olanı (kendiliğinden görünen) başka ve başörtülerini yakalarının üzerine çeksinler.

39. Yakıtı insanlar ve taşlardan olan cehennem ateşinden kendinizi ve aile fertlerinizi koruyunuz.

               Tahrim 6:”Ey iman edenler! Kendinizi ve aile halkınızı öyle bir ateşten koruyun ki, o ateşin tutuşturucusu insanlarla taşlardır. Üzerinde öyle melekler vardır ki, çok sert, çok kuvvetlidirler. Allah kendilerine ne emretti ise, ona isyan etmezler ve emredildikleri şeyi yaparlar”.

40. İlâhi kanun ve referans kaynağımız Kuran ve sünnettir. Müslümanlar kanunlarını, kurallarını ve tatbik edecekleri uygulamalarını Kuran’a ve sünnete uygun olarak tanzim etmek durumundadırlar.

               Nisa 105:”Gerçekten biz sana kitabı hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği şekilde hüküm veresin. Hainlere yardımcı olma”.

         En’am 38:”...kitapta biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık...”

41. Sözünde durmak,  yapılan anlaşmaya sonuna kadar sadık kalmak.

               Söz Müslüman için namustur, şahsiyettir, ahlâktır,  söz çok önemlidir. Söz Müslüman’ın kulpudur. Müslüman verdiği sözden asla caymaz, sözünün eridir, söz senettir.

               Maide 1: ”Ey iman edenler! Allah ve insanlar arasında verdiğiniz söz ve yaptığınız bağlantıları yerine getirin”.

               İsrâ 34: ”Bir de ahdi (yapılan sözleşmeyi) yerine getirin. Çünkü verdiği sözden cayan (kıyamet günü) sorumludur”.

42. Namazı yasaklayanlar ve engel olanlar.

         Alan 9.10.19: ”Gördün mü namaz kıldığı zaman peygamberi yasaklayanı... Hayır, sakın onu dinleme, secdene devam et ve yaklaş”.

         Maide 91:”Muhakkak şeytan,şarapta ve kumarda aranıza düşmanlık ve kin düşürmek;sizi Allah’ı anmaktan ve namaz kılmaktan alı koymak ister.Artık siz bunlardan sakınmaz mısınız”.?

43.  Mescitlerin (camilerin) aleyhine çalışanlar.

             Bakara 114: ”Allah’ın mescitlerini, içlerinde Allah’ın ismi anılmaktan men eden ve yok olmaları yolunda çalışan kimselerden başka, daha zalim kim vardır? Bunların mescitlere ancak korka korka girmek hakları olabilir. O kâfirlere dünyada zillet ve rüsvaydık vardır. Ahrette en büyük azap ta onlarındır”.

44. Mescitleri imar edenler ve onaranlar.

               Tevbe 18:”Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve Ahret gününe iman eden, gereği üzere namaz kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder, onarır. İşte hidayet üzere bulunanlardan oldukları umulanlar bunlardır”.

45. Helâk olmayı hak eden belde.

         İsrâ 16:”Bir memleketi helak etmek istediğimiz zaman, o memleketin zevke düşkün öncülerine Peygamberlerin diliyle, itaat emrederiz. Artık o memleket üzerine hüküm gerçekleşmiştir. İşte o memleketi helak eder de ederiz”.

 46. Allah yolunda çile çekmeden ve mücadele etmeden cennete girmeyi asla beklemeyin.

               Al-i İmran 142:”Yoksa Allah, içinizden mücadele (cihat) edenlerle (çile ve musibetlere) sabredenleri belli etmeden (imanı telkinleri pratiğe geçirmeden) Cennet’e gireceğinizi mi sanıyorsunuz”. (Bakara”14. Ayetçe bakınız)

               Bakara 214:”Sizden önce gelenlerin durumu sizin başınıza gelmeden Cennet’e gireceğinizi mi sandınız. Peygamber ve onunla birlikte olan müminler; Allah’ın yardımı ne zaman diyecek kadar darlığa ve zorluğa düşmüşler ve sarsılmışlardı. İyi bilin ki, Allah’ın yardımı şüphesiz yakındır”.

               Siz, sizden önceki Müminlerin Allah yolunda yaptıkları mücadeleleri, çektikleri sıkıntı ve çileleri çekmeden öylece Cennete gireceğinizi mi sandınız.

               Sadece iman-i telkin ve esasları eda edip Cenneti beklemek çok hatalı bir bekleyiştir. Cennet; ancak pratik tatbikat ve tecrübelerden ve ameli imtihanlardan sonra gelir. Malları ve canlarıyla cihat eden, bela ve meşakkatlere katlanan, Allah’a olan vaatlerini yerine getiren, tüm mücadele ve musibetlere göğüs geren kimseler içindir cennet.

47. Dinde aşırı gidenlerin durumu. İslam orta yoldur. Dikkat çekici, abartılı ve etrafı rahatsız edici davranışlar hoş karşılanmaz.

               Mâide 87: ”Ey iman edenler Allah’ın size helal kıldığı nimetlerin temiz ve hoşlarını kendinize haram etmeyin, aşırı da gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez”.

               Hûd 112: ”Onun için sen emrolunduğun şekilde beraberinde tövbe edenlerle dosdoğru hareket et. Aşırı gitmeyin; Çünkü Allah yaptıklarınızın hepsini kemaliyle görücüdür”.

               Hucûrat 1: ”Ey iman edenler; (söz ve hareketlerinizle, ileri varıp da) Allah’ın ve Resulünün önüne geçmeyin; Allah’tan korkun. Çünkü Allah işitendir”.

 

 

 

 

48. Ahirette hesaba çekilmeden önce Dünyada iken, kendi kendinizi hesaba çekiniz.

               Al-i İmran 30:”Kıyamet gününde herkes; dünyada yaptığı hayır ve kötülükten yaptığı şeyi hazır bulacaktır ve ister ki, kötülüklerle arasında uzak bir mesafe bulunsaydı. Yine Allah’ü Teala size kendinden korkmanızı emreder. Allah kullarını çok esirgeyicidir”.

49. İlim ile amel etmek: İlmi ile ameli aynı olmayanların hali.

               Cum’a 5:”Kendilerine Tevrat’ta amel teklif edildikten sonra, onunla amel etmeyenlerin hali ciltlerle kitap taşıyan eşeğin haline benzer. Allah’ın ayetlerini inkâr eden kavmin hali ne çirkin! Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez”.

50. İslâm’dan çıkarak başka dine giren ve küfre sapanlar.

               Al-i İmran 87- 88: ”İşte dinden çıkanlar (var ya) onların cezası şu: Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti gerçekten üzerlerindedir. Onlar ebedi olarak bu lanet ve azabın içindedirler. Kendilerinden ne azap hafifletilir, ne de onlara merhamet gözü ile bakılır”.

 

  

51. Kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır. Yeryüzünde İslâm yayılacaktır. İslâm karşıtlarının çabaları boşunadır.

               Nur 55: Sizden iman edip te Salih ameller işleyenlere Allah şöyle vaat buyurdu: Yemin olsun ki, kendilerinden evvel gelen İsrail oğullarını nasıl kâfirlerin yerine getirdi ise, onları da kâfirlerin arazisine getirecek (hâkim kılacak) ve onlara, kendileri için seçtiği dinlerini, (İslam’ı) kuvvetlendirip icra imkânı verecek, onları korkularının arkasından muhakkak emniyete kavuşturacaktır. (Allah Müslümanların düşmanlarını helak edecektir)...”

               Tevbe 32:”Onlar, Allah’ın nurunu (şeriatını) ağızlarıyla (sözleriyle) söndürmek istiyorlar. Fakat kâfirler hoşlanmasalar bile, Allah, muhakkak nurunu tamamlayacaktır”.

52. Kâfirlerin ölümü ve müminlerin ölümü.

               Muhammed 27: ”O halde, melekler onların (kâfir ve münafıkların) yüzlerine ve arkalarına vura vura canlarını alırlarken nasıl hareket edecekler”.

               Nâhl 32:”Takva sahipleri (müminler) o kimselerdir ki, melekler, canlarını hoş ve rahat oldukları halde alırlar. Selam size. Yapmış olduğunuz güzel işlerin mükâfatı olarak girin cennete... Derler”.

 

 

 

53. Kötü kimselerin makam ve mevki sahibi edilmeleri.

               (Günahkârlar dünyada üstün mevkide bulunurlar):

               En’am 123:”Mekke’de olduğu gibi, her beldede de en büyük günahkârları (Mücrimleri – yüksek), mevkide bulunduruyoruz ki, orada hile yapsınlar. Hâlbuki onlar hileyi ancak kendilerine yapıyorlar da farkında değillerdir”.

54. Müşriklerin yaptığı bütün işler Allah katında boştur.

         Tevbe 17:”...Onların, hayır diye, bütün yaptıkları (işler) boşa gitmiştir ve onlar ebedi olarak ateşte kalıcıdırlar”.

55. Kıyamet ve mahşer günü insanların halleri

(Ahiret ve hesap Günü)

               Al-i İmran 106–107 ”Kıyamet gününde bir takım yüzler ak ve bir takım yüzlerde kara olacak. O vakit yüzleri kara olanlara şöyle denilecek: İmanınızdan sonra küfrettiniz ha! İşte o küfrün cezası olarak tadın azabı...””Ama yüzleri ak olanlar Allah’ın rahmeti içindedirler. Onlar orada (cennette) ebedi olarak kalacaklardır”.

               Bakara 123: ”O günden korkun ki, orada kimse kimseden bir şey ödeyemez. (Kimse başkasının borç ve mesuliyetini karşılayamaz) azaptan kurtulmak için kimseden bedel kabul edilmez ve kâfir olduğu halde kimseye şefaat fayda vermez, hem de hiçbir taraftan yardım olunmazlar”.

 

56. Haberi araştırmak, incelemek, istihbarat etmek.

                (Kâfir, müşrik, fasık, münafık karakterliler ve güvenilmez kimselerin verdikleri haberlerden şüphelenin,  doğruluğunu araştırın, hemen karar vermeyin).

               Hucûrat 6: ”Ey iman edenler!  Eğer size bir fasık, bir haber getirirse, onu araştırın. (Doğruluğunu anlayıncaya kadar tahkik edin) Değilse bilmeyerek bir kavme sataşırsanız da yaptığınıza pişman olursunuz”.

57. Cennet ve Cehennemde müminlerin ve kâfirlerin durumları, sevap ve azabın ebedi oluşu.

               Arâf 42: ”İman edip Salih ameller işleyenler ki biz herkese ancak gücünün yettiğini teklif ederiz. İşte onlar cennetliktirler, onlar orada ebedi olarak kalıcıdırlar.

               Fatır 37 – 38: ”O kâfirler cehennemde şöyle derler: Ey Rabbimiz! Bizleri çıkar, yapa geldiklerimizden başka Salih bir amel yapalım. Size düşünecek kimsenin düşüneceği kadar ömür vermedik mi? Hem size Peygamber de geldi. O halde tadın (azabı). Çünkü zalimleri kurtaracak yoktur”.

               Nisa 56:”Şüphesiz ki ayetlerimizi inkar eden kafirleri yarın ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabı duysunlar diye kendilerine değiştirilecek başka deriler vereceğiz...”

Sevap ve azabın ebedi oluşu:

              

 

               Bakara 81:”Gerçekten bir kimse günah ve küfrü kazanır da günahları onu her taraftan çevrelerse, işte böyle kimseler Cehennem ehlidirler ve orada ebedi olarak kalıcıdırlar”.

               Bakara 82: ”İman edip, Salih ameller işleyenler ise, onlar da Cennet ehlidirler, ebedi olarak orada kalıcıdırlar”. (Hud 107-108’e bakınız).

58. Cehennemliklerin yiyecek, içecek ve giyecekleri.

               Saffat 65:”Meyveleri, (Cehennemin dibinde biten zakkum ağacının) şeytanların başı gibidir, çirkindir”.

               Saffat 66:”İşte cehennemlikler, bundan yerler ve karınlarını onunla doldururlar”.

               Saffat 67: ”Sonra, üzerine kaynar su katılmış içki, şüphesiz onlar içindir”.

               Sâd 57: ”Cehennemde susadıkları zaman içecekleri işte bu kaynar su ve irindir, artık onu tatsınlar”.

               Sâd 61:”(Kaynar suyu ve irini içerek azap gören kafirler) Rabbimiz! Bunu kim başımıza getirdiyse onun azabını ateşte kat kat arttır derler”.

               Mümin 71 – 72: ”Boyunlarında halkalar ve zincirler olarak kaynar suya sürülür, sonra da ateşte yakılırlar”.

               Hakka 36–37:”(Cehennemde) günahkârların yiyeceği olan kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur”.

 

 

59. Kıyamet günündeki ceza ve mükâfatı (cennet ve cehennemi) hiç bir kimse garantilemiş değildir.

         Meâric 28: ”Doğrusu Rablerinin azabından kimse güvende değildir”.

60. Müminlerin hepsi önce cehennemden geçeceklerdir.

         Meryem 71: “İçinizden hiç biri istisna edilmemek üzere mutlaka cehenneme varacaktır. Bu, Rabbinin katında kesinleşmiş bir hükümdür”.

         Meryem 72: ”Sonra Allah’tan korkup sakınanları kurtaracağız ve zalimleri de toptan cehennemde bırakacağız”.

61. Puta tapanların, taptıklarına dilek ve şikâyetlerini sunanların hali.

         Hacc 12: ”Allah’ı bırakıp da kendine ne zarar, ne de fayda vermeyecek olan şeylere ibadet eder, yalvarır. İşte hidayetten uzak olan sapıklık budur”.

         Hacc 13:”Kendisine zararı faydasından daha yakın olana yalvarır. Yalvardığı şey ne kötü yardımcı ve fena arkadaştır”.

         Hacc 30:”...O halde, pis putlardan kaçının, yalan sözden sakının”.

 

 

 

 

 

 

62. Puta sövmek: Onların putlarına (yanlarında) sövmeyin, hakaret etmeyin.

         En’âm 108: ”Müşriklerin Allah’tan başka taptıkları putlara sövmeyin ki, onlar da cehaletle ileri giderek (Kuran’a ve Peygambere) Allah’a sövmesinler”.

63. İnsanlar ve cinlerden birçoğu cehennem için yaratılmıştır. Gerçeği görmeyen, anlamayan ve dinlemeyenlerin durumları.

         Ârâf 179:”Yemin olsun ki, cin ve insanlardan birçoğunu Cehennem için yarattık, onların kalpleri vardır; bu kalplerle gerçeği anlamazlar. Gözleri vardır, onlar görmezler (ibret almazlar). Kulakları vardır; onlarla nasihat dinlemezler, işte bunlar hayvanlar gibidir; doğrusu daha sapık ve şaşkındırlar. Gafil olanlar da işte bunlardır”.

64. İnsanı takip eden, koruyan ve amellerini tek tek not alan (kayıt yapan) melekler vardır.

        Râ’d 11:”Her insan için, önünden ve arkasından takip eden melekler vardır. Onu  (insanı) Allah’ın emriyle korurlar.”

 

  

65. İnkârcıların refah ve bolluk içerisinde olmalarına müslümanlar sakın imrenmesin, aldanmasın.

         Al’i İmrân 196 – 197: ”İnkar edenlerin diyar diyar gezip refah içinde dolaşması, ey Muhammed sakın seni aldatmasın; az bir faydalanmadan sonra onların varacakları yer (kesin) cehennemdir. O ne kötü duraktır”.

66. Amel defterleri insanları hayrete ve şaşkınlığa düşürür.       

               Kehf 49: ”Amel defteri ortaya konunca suçluların orada yazılı olanlardan korktuklarını görürsün.”Vah bize, eyvah bize! ”Bu defter nasıl olmuş küçük büyük bir şey bırakmadan hepsini saymış (yazmış, not almış) derler. İşlediklerini (dünyada iken) hazır bulurlar. Rab bin kimseye haksızlık etmez”.

         A’râf 8: ”Kıyamet gününde amellerin tartılması haktır. Kimin iyilikleri kötülüklerinden ağır gelirse işte onlar kurtulanlardır”.

         A’râf 9:”Kimin de tartıları hafif gelirse, işte bunlar ayetlerimize zulmetme sebebiyle kendilerine yazık edenlerdir”.

67. Amel defterleri bozuk olanlar kaçacak yer bulamazlar:

      Kehf 53: ”Suçlular ateşi görürler ve ona düşeceklerini anlarlar, fakat ondan kaçacak yer bulamazlar”.

 

 

 

 

68. Amel karşılığı ceza ve mükâfat, bire on misli sevap verilmesi.

               En’âm 160:”Kim hayırlı ve güzel bir amelle gelirse, ona on misli sevap verilir. Kim de bir günah ile gelirse, ona ancak misli ile (günahı kadar) ceza verilir. Onlar (gerek iyilik, gerekse kötülük yapanlar) haksızlığa uğratılmazlar”.

69. Hayır ve şerrin (iyilik ve kötülüğün) zerresinin karşılığı vardır.

               Zilzâl 7- 8: ”Zira kim zerre miktarı bir hayır işlerse mükâfatını görecek, kim de, zerre miktarı bir kötülük yaparsa, onun da cezasını görecektir”.

70. Sözünden dönmek, anlaşmayı bozmak (hainlik, ihanet ve nankörlük etmek)                                                                                                                                                                       

               Nâhl 92: ”Bir ümmet diğer bir ümmetten daha ziyadedir, diye (kâfirlerin çokluğuna bakıp) yeminlerinizi aranızda hile edinerek, o ipliğini sağlamca eğirdikten sonra bozan kadın gibi olmayın. Gerçekten Allah sizi bununla (ahde vefa ile) imtihan eder; ve Dünyada ayrılığa düştüğünüz şeyi, kıyamet gününde muhakkak size açıklayacaktır”. 

  

71. İnananlar Allah’a ve insanlar arasında yaptıkları söz ve ahitleşmelere, tüm meşakkatlere ve tehlikelere rağmen mazeret beyan etmeksizin uymak mecburiyetindedirler.

               Ahzâb 23:”İnananlardan Allah’a verdiği ahdi yerine getiren adamlar vardır. Kimi bu uğurda canını vermiş, kimi de beklemektedir”.

72. Hainlere yardımcı olmayın,  şeytanın (kötü kimselerin) gönüllü avukatlığını yapmayın.

               Nisâ 109:”İşte siz (ey hainleri müdafaa edenler) öyle kimlersiniz ki, cahili yet gayreti  ile Dünya hayatı uğrunda o hainlerden yana (lehinde) mücadeleye atılmışsınız. Kıyamet gününde (cehennemde) onlara azap edilirken, kendileri hesabına Allah’a karşı mücadele edecek kimdir? Yahut onlara kim vekil olacak?”.

73. Nefsinin arzularına uyanların ve nefsinin arzularını ilah kabul edenlerin hali.

               Kendilerini dine değil, dini kendilerine uyduranların durumu.

               Kasas 50:”...senin davetini kabul etmezlerse, artık bil ki, onlar sırf kendi nefsi arzuları peşinde gidiyorlar. Hâlbuki Allah’tan doğru bir delil olmaksızın yalnız kendi nefsi arzusu peşinde gidenlerden (şirk, küfür ve putlara ibadet edenlerden) daha sapık kim olabilir? Muhakkak ki Allah (hevalarına uyup nefislerine yazık eden ) zalimler topluluğunu hidayete erdirmez”.

74. Şer sanılan şey hayır, hayır sanılan şey de şer olabilir.

               Bakara 216:”...Olur ki, bir şey hoşunuza gitmezken, sizin için o hayırlı olur ve bir şey de sevdiğiniz halde, o hakkınızda şer olur. Allah bilir siz bilmezseniz”.

75. Yahudi ve Hıristiyanların Müslümanlara karşı tutumları.

               Mâide 82: ”Ant olsun ki, Yahudilerle müşrikleri, müminlere düşmanlık bakımından, insanların en şiddetlisi bulursun. Sevgi bakımından müminlere en yakınını da “biz Hıristiyanız” diyenleri bulacaksın. Bunun sebebi şu: Çünkü onların içinde bilgin keşişler ve dünyayı terkeden rahipler vardır. Hakikaten onlar, Hak’kı kabul hususunda büyüklenmez ve kibretmezler”.

76. Yahudiler müminlere eziyetten başka zarar veremezler,  yahudiler lanetlenmiş bir kavimdir:

               Al-i İmran 111:”(Ey Müslümanlar) Yahudiler size eziyet vermekten başka bir zarar veremezler. Sizinle savaşırlarsa arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da yapılmaz”.

               Nisa 52:”Onlar, Allah’ın kendilerine lanet ettiği kimselerdir. Kime de Allah lanet ederse, artık ona asla bir yardımcı bulamazsın”.

  

77. Yahudi ve Hıristiyanlarla, Müslümanların diyalogu.

               Ankebût 46: ”(Yahudi ve Hıristiyanlardan) düşmanlıkta ileri gidenler müstesna olmak üzere, kitap ehli ile en güzel bir şekilde mücadele edin. (yumuşak ve tatlı söz söyleyerek Hak’kı anlatın, düşmanlıkta ileri gidenlerle ise savaşın) Bir de deyin ki, biz hem bize indirilene, hem de size indirilene (Tevrat, İncil ve Kuranı Kerim’e ) iman ettik. Bizim ilâhımız ve sizin ilâhınız birdir (ortağı yoktur). Biz yalnız O’na itaat ederiz”.

78. Allah’ın kesin ve açık hükümlerini menfaat karşılığı gizleyenlerin ve çarpıtanların (değişik yorumlayanların)

Durumları.

               Bakara 159:”İndirdiğimiz apaçık hükümleri ve doğru yolu, insanlara biz kitapta beyan ettikten sonra gizleyenler (var ya) şüphesiz Allah onlara lanet eder. (Onları rahmetinden kovar ve bütün lanet edebilenler de onlara lanet okur”)

79. Kur’an-ı Kerim; manasını anlamak, düşünmek ve hükümlerine uymak için indirilmiştir.

Kur’an-ı Kerim şifadır ve insanlar için eşsiz bir rehberdir.

               Râd 29: ”Sana indirdiğimiz bu Kur’an, hayır ve bereketi çok bir kitaptır. Ta ki ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri ibret alsınlar”.

               Muhammed 24: ”Öyle olmasa, Kur’an-ı (içindeki nasihatları) düşünmezler mi? Yoksa (münafıkların) kalpleri üzerinde üst üste kilitleri mi var”.

               Yunus 57: ”Ey insanlar! İşte size, Rabbinizden bir öğüt, kalplerdeki şüpheye bir şifa ve müminler için bir hidayet ve rehber olarak Kur’an geldi”.

               İsrâ 82: ”Biz Kuran’dan öyle ayetler indirmekteyiz ki, müminler için şifa ve rahmettir. Zalimlerin de ancak sapıklığını arttırır”.

80. Kur’an-ı Kerimin değinmediği hiçbir konu yoktur.

               Enam 38:”...kitapta biz hiç bir şeyi eksik bırakmadık”.

81. Tartışmalardaki; fikir, düşünce, görüş ve tezlerin dayanağı ve ana kaynağı Kur’an olmalıdır.

               Lokman 20: ”İnsanlardan,  Allah hakkında hiçbir bilgisi olmadan doğruluk rehberi ve aydınlatıcı bir kitabı bulunmadan, tartışanlar vardır”.

82. Kur’an-ı Kerimin bir öğüt oluşu ve her şeyi açıklaması.

               Al-i İmran 138: ”İşte Kur’an-ı Kerimde olan bu kıssalar (hikâyeler) bütün insanlar için hak sözü olan açıklamadır ve Allah’tan korkanlar için bir öğüttür”.

  

83. Kur’an-ı Kerimin bir benzerinin meydana getirilemeyeceğinin deklare edilmesi (meydan okuma).

               Bakara 23:”Eğer kulumuza (Hz. Muhammet’e) indirdiğimiz Kuran’dan şüphede iseniz haydi siz de onun benzerinden (fesahat ve belagatta ona eş) bir sure getirin ve Allah’tan başka şahitlerinizi (putlarınızı, şair ve âlimlerinizi) de yardıma çağırın; şayet, sözünde sadık (doğru söyleyen) kimseler iseniz”.

               Bakara 24:”Bunu yapamazsınız (bir sureye eş getiremezsiniz) ki hiç bir zaman yapamayacaksınız, artık o ateşten sakının ki, onun tutuşturucusu, odunu (kâfir) insanlarla taşlardır...”

84. Hak kitapların içeriğinin tahrif edilmesi, çıkarlarına göre değiştirilmesi.

               Al-i İmran 78: ”Kitap ehlinden bir güruh da vardır, dillerini kitaba doğru eğer bükerler ki, siz, o tahrif ettiklerini kitaptan sanasınız. Hâlbuki o, kitaptan değildir. Bir de; bu Allah katındadır derler; halbuki o, Allah katından değildir.  ( Bunlar) Allah namına, bile bile yalan söylerler”.

85. Kur’an-ı Kerim okunurken susun ve dinleyin, Allah’ı anın, yalvarın, gafillerden olmayın.

               A’râf 204: ”Kur’an okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun. Olur ki merhamet edilirsiniz”.

               A’râf 205: ”Sabah ve akşam içinden yalvararak ve korkarak içten hafif bir sesle Rabbini an (dua et, zikir et) gafillerden olma (sakın)”.

86. İyiliği emredip de kendileri yapmayanlar.

               Bakara 44:”(Ey Yahudiler) İnsanlara iyiliği emreder de kendinizi unutur musunuz? Hâlbuki Tevrat’ı okuyorsunuz, artık çirkin hareketinizi anlamaz mısınız?”

87. Müminlere işkence ve zulüm yapanların cezası.

               Burûç 10:”Muhakkak ki mümin erkeklerle mümin kadınlara eziyet edenler, sonra da tevbe etmeyenler (var ya), işte onlara Cehennem azabı ve yakıcı azap var”.

88. Hakem olarak Kur’an-ı Kerim size yeter.

               Enam 114:”Ey Resulüm, de ki; sizinle aramızı ayırt eden Allah’tan başka bir hakem mi ararım; size ayrıntılı olarak (içinde hak ile batıl, doğru ile yanlış açıkça belirtilmiş Kuran’ı) kitabı indiren O‘dur...”

(Kur’an her şeyi açıkladığı için, ölçü ve hakem olarak Kuran’a başvururuz. Bir kişi veya bir fiil Kuran’a göre ya iyidir, ya da kötüdür. Kuran’ın ve sünnetin dışındaki bir ölçü sahte bir ölçü ve hakemdir)

89. Allah’ın yardımı namaz kılanlara ve sabredenleredir.

               Bakara 153:”Ey iman edenler, sabırla ve namazla Allah’tan yardım isteyin. Muhakkak ki Allah’ın yardımı sabredenlerle beraberdir”.

 

 

90. Allah (gerçek) müminler aleyhinde kâfirlere zafer vermez.

         Enfâl 36: ”Allah yolunda alıkoymak için mallarını harcayan kâfirler,  yakında yine onu harcayacaklardır. Sonra da (gayelerine eremeyeceklerinden) bu onlara pişmanlık ve yürek acısı olacak,  sonunda mağlup olacaklardır. Küfürlerinde sebat edenler toplanıp cehenneme götürüleceklerdir”.

91. Bazı günahların cezası bütün topluma gelir.

         Enfâl 25:”...bir de öyle bir musibetten korkun ki; o, yalnız içinizde zulmedenlere isabet etmez. (Bu bela başkalarına da geçer, umumi olur) Bilin ki; Allah’ın azabı çok şiddetlidir”.

92. İstişare etmek, cesur, kararlı, bilinçli ve girişken olmak.

         (İşlerinde yalnızca Allah’a güven - cesur ve sabırlı ol)

         Şûra 38:”O kimselerdir ki Rablerine itaate icabet etmişler ve namazı gereği üzere kılmışlardır. İşleri de hep aralarında istişare iledir...”

         Al-i İmran 159:”...İş hususunda fikirlerini al (müşavere et) Müşavereden sonra da bir şeyi yapmaya karar verdin mi, artık Allah’a güven ve dayan (o işi uygulamaya geçir) Gerçekten Allah tevekkül edenleri sever.”

 

 

93. Dinlerinde ihtilafa ve tefrikaya düşerek fırkalara ayrılan ve bulundukları fırkalarıyla öğünenlerin durumları.

               Müslümanlar dinlerinde ihtilafa ve ayrı yorumlara düşerek, hükümlerin bir kısmına inanıp bir kısmına inanmayan, kendilerini doğru yolda görüp öğünerek diğerlerini tanımayan, aşağılayan, küçümseyen müşrikler gibi olmamalıdırlar.  Böyle bir davranış İslam’da yoktur. Allah böyle haller içerisine girenlerin gazaba ve cehennemde çok şiddetli bir azaba çarptırılacağını beyan buyurmaktadır.

               Rum 32:  ”Dinlerinde ayrılığa (ihtilaf ve farklı yorumlara) düşüp fırka fırka (grup, grup) olan, her fırkasının da kendisinde bulunanla öğündüğü müşrikler gibi olmayınız.”

               Şûra 16: ”Allah’a icabet olunduktan (Peygamberin mucizeleri zahir olup, insanlar İslam dinine girdikten) sonra, Allah’ın dini hakkında münakaşaya kalkışacakların hüccetleri (düşmanlık ve çekişmeleri; daha evvelden gelen bizim dinimiz sizinkinden hayırlıdır sözleri) Rableri katında boştur. Hem onların üzerine bir gazap hem de onlara (ahrette) şiddetli bir azap vardır.”

               Enam 159: ”Peygamberlerin bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr etmek veya hükümlerin bir kısmını tanımamak suretiyle, dinlerini ayrı ayrı fırkalara ayırarak parçalayanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilgin yoktur. Onların cezalandırılma işi Allah ‘a aittir. Sonra Allah kendilerine Dünyada yaptıklarını Ahrette haber verecektir.”

94. Fırkalar ve ihtilâflarla ayrılığa düşerek dağılan Yahudi ve Hıristiyanlar gibi olmayın.

               Al-i İmran 105: ”Ey müminler, kendilerine açık deliller ve ayetler geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşen Hıristiyan ve Yahudiler gibi olmayın. İşte onlar için çok büyük bir azap vardır.”

95. Şehitler ölmez. Allah yolunda çile çekerken (cihat ederken) ve mücadele ederken öldürülenlerin hali.

               Bakara 154: ”Allah yolunda öldürülenlere; ”Onlar ölülerdir” demeyin. Hakikatte onlar diridirler. Fakat siz anlayıp bilemezsiniz.”

               Ankebût 69:”Bize itaat uğrunda mücadele edenlere gelince, elbette biz onlara yollarımızı gösteririz. Muhakkak ki Allah iyilik yapanlarla beraberdir.”

96. Tebliğ. Tebliğ sırasında karşılaşılacak hakaret ve saldırılara sabretmek: Rızık endişesi,  tebliğ görevine engel olamaz.

               Al-i İmran 186: ”Ant olsun ki; sizden evvel kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a eş koşanlardan da gerçekten birçok incitici şeyler işiteceksiniz. Eğer bunlara katlanır ve sabrederseniz (sakınırsanız) işte bu, din işlerine bağlılık (ıhlas – şuur – samimiyet) ve metanettir.”

             Tâ’hâ 132.”(Ey Resulüm) ailene ve ümmetine namazı emret. Kendin de ona devam eyle. Biz senden bir rızık (ailenin geçimi için çalışmanı) istemiyoruz. Seni, biz rızıklandırırız. Güzel akıbet takva sahiplerinindir.”

97. Tebliğ yapmak ve Kur’an-ı okumak karşılığında menfaat beklenmez (ücretle Kur’an-ı Kerim okunmaz)

             En’âm 90:”De ki; sizi bu tevhide (Kuran’a) çağırmama sizden bir ücret istemem. O Kur’an, âlemler için (insanları ve cinleri irşat için) ancak bir öğüttür.”

             Yunus 72: ”Eğer davetimizden yüz çevirirseniz, ben de davetim için sizden bir ücret istemedim ki... Benim mükâfatım ancak Allah’a aittir ve ben, onun birliğine ve emirlerine boyun eğen Müslümanlardan olmakla emrolundum.”

98. Üstünlük inanmakla ve takva iledir.

             Hucûrat 13:”...Biliniz ki, Allah katında en iyiniz, takvası en ziyade olanınızdır. Şüphe yok ki Allah âlimdir, her şeyi bilen de,  her şeyden haberdardır.”

             Al-i İmran 139: ”Gevşemeyin, üzülmeyin, inanmışsanız mutlaka siz en üstünsünüzdür.”

 

 

99. Düşünmek - tefekkür etmek - ibret almak - öğüt kabul etmek - hayırlı sonuçlar çıkarmak

               En’âm 126: ”Bu İslam dini, Rabbinin doğru yoludur. Gerçekten biz, ayetlerimizi, düşünen bir topluluk için beyan ettik.”

               Bakara 269.”Allah dilediğine faydalı bilgi (hikmet) ihsan eder. Kime ki hikmet verilmişse, muhakkak ona çok hayır verilmiştir. Bu ayet ve öğütleri ancak olgun akıl sahipleri düşünürler.”

100. Davet (tebliğ) görevinin şekli ve güzel sözlü insan.

               (Davet; bilgiyle, samimiyetle, yaşamakla, herkesle diyalog, güzel bir mücadele ve tatlı bir münakaşayla, sohbetle yapılmalıdır.)

               Nâhl 125: ”Ey Resulüm, insanları Kur’an ‘la, güzel söz ve nasihatla Rabbinin yoluna (İslama, İslamı gereği üzere yaşamaya) davet et. Onlara karşı en güzel olan bir mücadele ile mücadele yap. Şüphe yok ki, Rabbin, yolundan sapanı en iyi bilendir ve o hidayete kavuşanları da en iyi bilendir.”

               Alâ 9: ”O halde fayda versin (yahut fayda vermesin) sen Kur’an ile öğüt ver; (tebliğ vazifeni yap).

             Fussilet 33: “Ben gerçek Müslümanlardanım” deyip, salih amel işleyerek, Allah’a çağıran kimseden daha güzel sözlü kim var.”

 

 

101. Nasihat etmek, öğüt vermek müminlere fayda verir.

               Tebliğ etmek, ikazlarda bulunmak, anlatmak, uyarmak, bilineni, bilinmeyeni açıklamak, tekrarlamak, bunu herkesin yapması, mümin, münafık, günahkâr,  kâfir farkı gözetmeksizin belli bir metotla herkese ve her kesime yapılması şeklinde olmalıdır.

               Zariyât 55: ”Sen (Kur’an ile) öğüt ver,  çünkü öğüt ve nasihat müminlere fayda verir.”

               Ala 9 – 10 – 11: ”O halde, fayda versin (yahut fayda vermesin) sen Kur’an ile öğüt ver (tebliğ vazifeni yap) Muhakkak ki Allah’tan korkan öğüt alacaktır.’’ ‘’Kâfir olan ise öğüt almaktan kaçınacaktır.’’

102. Dinde zorlama yoktur (Allah kimseyi başkalarını hidayete erdirmekle mükellef kılmamıştır)

               Müslüman sadece davet ve tebliğ görevleriyle mükellef kılınmıştır, ancak zorlama olmaması durumu İslam’ın dışındaki kişiler için geçerlidir.

               Bakara 256: “Dinde zorlama yoktur; artık hak ile batıl iyice ayrılmıştır. Putları inkâr edip, Allah’a inanan kimse, kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa sarılmıştır.”

               Yunus 99: “Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde kim varsa, hepsi toptan iman ederlerdi. O halde mümin olsun diye, insanları (Allah’ın dilemediği halde ey Peygamber) sen mi zorlayacaksın.”

               Rum 53: “...sen ancak ayetlerimize iman edeceklere (davetini) duyurursun da onlar İslam’a gelir, selameti bulurlar.”

103. Kâfirler daveti dinlemez. Kuran' ı anlayıp kabul etmeyen hayvanlardan da aşağılık bir seviyede mahlûkların en kötüsüdürler.

             Rum 52:”Bunun için sen, (ey Resulüm, onlar) arkalarını dönmüş giderlerken (Hakka olan) o daveti (kalpleri) ölülere duyuramazsın ve sağırlara da işittiremezsin.”

            Enfâl 22:”Çünkü Allah katında, yerde yürüyen hayvanların en kötüsü; (gerçeği) anlamayan ve kabul etmeyen sağırlar ve dilsizlerdir.”

104. Hidayeti veren Allah’tır ve Allah akıllarını iyi kullanmayanlara azap eder

             Yunus 100:”Allah’ın izni olmadıkça, hiç bir kimsenin iman etmesi mümkün değildir. Bir de Allah, akıllarını iyi kullanmayanlara azap eder.”

105. Cahillerden ve kötü kişilerden yüz çeviririniz.

            A’râf 199: ”Sen bağışlama yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.”

 106. Hizmet etmenin mükâfatı Allah’a aittir.  İyilikten karşılık beklenmez.

Hürmetler karşılıklıdır.

            Yunus 72 : “Eğer davetimden yüz çevirirseniz, bilin ki, ben davetim için sizden bir ücret istemedim. Benim mükâfatım (ücretim) ancak Allah’a aittir ve ben, onun birliğine ve emirlerine boyun eğen Müslümanlardan olmakla emrolundum” (Şura: 109 a da bakınız)

            Bakara 194 : “Hürmetli ay hürmetli aya mukabildir. Hürmetler karşılıklıdır. Onun için kim size saldırırsa siz de tıpkı onların saldırdıkları gibi saldırın.”

107. İnsan ve üstünlük. Allah insanları yeryüzünün halifeleri kılmış ve imtihan için; kimilerini kimilerinin üzerine, üstün olarak yaratmıştır.

            Yunus 14 : “Sonra onların arkasından, sizi yeryüzünde halifeler yaptı ki, bakalım nasıl ameller işleyeceksiniz.”

            En’âm 165: “Allah o dur ki, sizi arzın halifeleri yaptı ve derecelerle kiminizi kiminizin üstüne çıkardı. (Bunun hikmeti ise) size verdiği şeylerle imtihan etmek içindir...”

            En’âm 123: “Mekke’de olduğu gibi, her belde de en büyük günahkârları mevkide bulunduruyoruz ki, orada hile yapsınlar. Hâlbuki onlar hileyi ancak kendilerine yapıyorlar da farkında değillerdir.”

 

 

108. Kötülüğe karşı iyilik etmek - kötülüğü (suçluyu) affetmek, bağışlamak, düşmanlığı dostluğa çevirmek

             (Size düşmanlık yapana iyilik yaparak örnek olunuz onu yanıltınız)

            Şûra 40 : “Kötülüğün cezası da ona denk bir kötülüktür. Fakat kim bağışlar ve düzeltirse onun mükâfatı Allah’a aittir.

            Fussilet 34: “Hem iyilikle kötülük eşit olmaz. Sen kötülüğü, en güzel olan iyi bir hareketle önle. O vakit bakarsın ki seninle arasında bir düşmanlık bulunan, yakın bir dost gibi olmuştur.”

            Fussilet 35: “İyilikle kötülüğü önleme hasletine ancak sabredenler kavuşturulur. Buna (cennette) büyük mükâfatı olan ancak kavuşturulur.”

            Mü’minün 96: “Sen, kötülüğü en güzel bir şekilde bertaraf et. (Kötülüğe karşı iyilik yapmak veya affetmekle mukabelede bulun.) Biz onların ne yalan ve küfür uydurduklarını daha iyi biliriz.”

            Nisa 149: “Size yapılan fenalığı bağışlarsanız, (bilin ki) şüphesiz, Allah bağışlayandır. “(Furkan 7’ye de bakınız).  

  

109. Kin ve husumet gütmeyin - intikam peşinden koşmayın, emin,  adaleti gözeten ve sabreden kimselerden olun.  Bir topluluğa olan husumetiniz sizi onlar üzerinde adaletsizlik yapmaya sevk etmesin.

            Mâide 8 :”Ey müminler! Allah için Hak’kı ayakta tutan hâkimler ve adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletsizliğe götürmesin. Adalet yapın ki, takvaya en çok yakın olan budur. Allah’tan korkun, çünkü Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”

            Nâhl 126: “(Ey müminler,  düşmandan intikam almak için) eğer bir ceza ile mukabele edecek olursanız, ancak size yapılan azap ve cezanın misli ile yapın. Daha fazla ileri gitmeyin) sabrederseniz (cezayı terk eder - bağışlarsanız) ant olsun ki bu tahammül edenler için daha hayırlıdır.”

            Nâhl 127 :”Ey Resulüm, sabret; senin sabrın da ancak Allah’ın yardımı iledir. Kâfirlerin yüz çevirmesinden mahzun olma (üzülme) ve yaptıkları hileden de telaşlanıp sıkıntıya düşme.”

110. Çirkin ve fena sözün söylenebileceği yer.

            Nisa 148:”Allah fena sözün açıklanıp söylenmesini sevmez.  Ancak zulme uğrayanlar müstesnadır. (Zalime, kötülük edene ve haksızlık yapana söylenebilir, ancak söylenmemesi daha iyidir)  Allah her şeyi bilicidir.”

 

 

111. Beddua etmek

            İsrâ 11 :”İnsan hayra dua eder gibi, (kızınca) fenalığa dua eder. Zararına olarak bedduada bulunur. İnsan (akıbetini düşünmemekle) pek aceleci olmuştur.”

112. İdarecilerinize ve önderlerinize (kendinizden olan, iyi olan) itaat edin. Çekişip kavga ederek birbirinize dağılmayın, birbirinize küsmeyin - anlaşamadığınız konularda Kuran'a ve Sünnete (Allah’a ve Resulüne) başvurun.

            Enfâl 46: “Allah’a ve onun resulune itaat edin, birbirinizle çekişmeyin. Sonra içinize korku düşer ve kuvvetiniz elden gider. Bir de sabırlı olun...( İslâm’da itaat, Allah’a itaat edenedir.)”

            Nisa 59: “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygambere ve sizden olan idarecilere de itaat edin. Sonra bir şey hakkında çekiştiniz mi, hemen onu Allah’a ve resulüne arz ediniz.; eğer Allah’a ve Ahret gününe inanıyorsanız. Bu müracaat hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.”

113. Bilgisi olmadığı halde din hakkında konuşanın hali.

            Hacc 3:”İnsanlardan kimi de vardır, Allah’ın dini hakkında bir bilgisi olmadığı halde, mücadele eder de, her inatçı şeytana tabi olur.”

  

114. İnsanları hidayete erdirmekle mükellef değilsiniz.

          (İnsanların yanlış yolda olmaları, azgınlık ve sapıklıklarından dolayı kesinlikle üzülmeyin, kendinizi yıpratmayın)

          Bakara 272:”İnsanların yola gelmesi senin üzerine borç değil; (ancak sana düşen hidayete davettir) Şu kadar var ki Allah dilediğini, yola getirir.”

          Şûra 6:”Allah’tan başka veliler edinenlere gelince; onların (söz ve işleri) üzerine Allah gözcüdür, sen üzerlerine vekil değilsin. (Onları hidayete erdirmekle seni sorumlu tutmadık ey Resulüm, sen üzülme, senin vazifen azap ile onları korkutmaktır).

115. İslam’ı tebliğ ve ikame yolunda mücadele eden ve çile çekenlerin mükâfatları.

          Al-i İmran 195:”Hep birbirinizdensiniz, din yönünden erkek ve dişiniz birdir. Dinlerini korumak için Mekke’den Medine’ye hicret edenlerin, yurtlarından çıkarılanların, dinim uğrunda işkenceye düşenlerin, savaşların ve bu yolda öldürülenlerin günahlarını elbette örteceğim. Onları altlarından nehirler akan cennetlere koyacağım. Bu lütuflar, onlara Allah katından mükâfattır ve sevabın da en güzeli Allah katındandır.”

   

116. Mallarınızın ve canlarınızın sarfından hesaba çekileceksiniz.

          Al-i İmran 186:”Ant olsun ki, mallarınızın sarfı ve canlarınızın musibeti hakkında imtihan olunacaksınız. Sizden evvel kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a eş koşanlardan da birçok incitici şeyler işiteceksiniz. Eğer katlanır ve sakınırsanız işte bu, din işlerine olan metanet ve bağlılıktandır.”

117. Kâfirler de birbirlerinin yardımcılarıdır.

            Enfâl 73: ”Kâfirler de birbirlerinin yardımcılarıdır. Eğer siz emredildiğiniz gibi yardımlaşmazsanız, yeryüzünde bir fitne (İslam zafiyeti) ve büyük bir fesad (küfür hâkimiyeti) olur.”

118. Başta kâfirler ve münafıklar olmak üzere kötü kişiler her zaman Müslümanları alaya ve hafife almada, iftira ve hakaretlerde bulunmada birbirleriyle yarışırlar ve yardımlaşırlar.

            Mutaffifin 29–30 ”Suçlular şüphesiz inanmış olanlara gülerlerdi”. “Yanlarından geçtikleri zaman birbirlerine göz kırparlardı.”                              

            Mutaffinin 31–32 ”Taraftarlarına vardıklarında bununla eğlenirlerdi. “İnananları gördükleri zaman ‘doğrusu bunlar sapık olanlardır’ derlerdi.”

 

 

 

 

119. Kâfirlerin dostlukları yoktur.

            Bakara 105:”Ne ehli kitaptan olan kâfirler, ne de müşrikler, size Rabbinizden hiçbir hayır indirilmesini sevmez ve istemezler. Allah nübüvveti ve vahyi, rahmetiyle dilediği kimseye tahsis eder. Allah büyük ihsan sahibidir.”

120. Kâfirler Müslümanların her çeşit ve en ufak hareketlerinden bile çok çekinirler ve korkarlar.

            Haşr 13: ”Ey inananlar; onların yüreklerine korku salan, Allah’tan çok sizlersiniz; (Onlar Allah’tan değil, sizden korkuyorlar) çünkü onlar anlamayan kimselerdir.”

121. Kâfirler ve kötü kişiler kendi aralarında hiç bir zaman barışık, huzurlu ve kararlı değildirler, savaştan çok korkarlar.

            Haşr 14: “Onlar sizinle toplu olarak, ancak surla çevrilmiş kasabalar içinde veya duvarlar arkasından savaşı kabul edebilirler. Kendi aralarındaki çekişmeleri ise çok serttir; (sen) onları birlik sanırsın, oysa kalpleri birbirinden ayrıdır. Bu akletmeyen bir topluluk olmalarındandır.”

122. Gerçek müminler.

            Enfâl 2: “Gerçek müminler, yalnız o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman korkarak kalpleri ürperir; onlara ayetleri okunduğu zaman, imanlarını arttırır ve onlar yalnız Rablerine tevekkül ederler.”

123. Gerçek mümin, gerçek ibadet, gerçek cihat ve gerçek takva sahiplerinin temel özellikleri.

            Bakara 177: “Yüzlerinizi (namazda) doğu ve batı tarafına çevirmeniz hayır ve taat değildir. Fakat hayır ve ibadet, Allah’a, ahrete, meleklere, Allah’ın indirdiği kitaplara ve peygamberlere iman edenin ibadetidir ve Allah sevgisi üzere yahut mala olan sevgisine rağmen, malı (fakir) akrabaya, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere, köle ve esirlere harcayan, namazı gereği üzere kılan ve zekât veren kimsenin; ahitleştikleri zaman sözlerinde sadık kalanların, ihtiyaç ve sıkıntı hallerinde, cihat ve savaşlarda sabredenlerin hayrıdır. İşte bu vasıfları taşıyanlar, Hak’ka uyan sadıklardır ve bunlar takva sahipleridir.”

124. Hiç bir kimse Allah’ın  izni, dilemesi ve bilgisi  olmaksızın müminlere zarar veremez.

            Münafık, kâfir, fasık, kötü ve cahil kişilerin tehditleri, konuşmaları ve fısıltıları gerçek müminlere zarar veremez ve gerçek müminler bunlardan asla korkmazlar, etkilenmezler.

            Mücadele 10: “O (kötü) fısıltılar! Sırf şeytandandır. İman etmiş olanları kederlendirmek için (şeytan bunu yapıyor.) Hâlbuki (münafıkların fısıldaşmaları) Allah’ın izni olmaksızın, müminlere bir zarar verecek değildir. Müminler de ancak onun için Allah’a tevekkül etsinler.”

  

125.  Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın.

            Bilerek veya bilinçsizce, kendinize zarar vermeyin, riske atmayın, Allah’ın size verdiği bu beden emanetini koruyun.

            Bakara 195: “Allah yolunda (cihat ve diğer hayırlar uğruna) mallarınızı harcayın ve kendi elinizle kendinizi (bilerek) tehlikeye atmayın.”

126. Yardımlaşmak ve yarışmak. Gerçek müminler birbirleriyle (hayırlı işlerde) yardımlaşırlar ve yarışırlar (birbirlerini geçerler)

            Müminler arasında birbirleri ile yardımlaşmak ve yarışmak esastır. Hayırlı işlerde ya birbirleriyle yarışırlar, en iyisini, güzelini, en kalitelisini yaparak birbirini geçerler, ya da bu yarışma işini yapamıyorlarsa, birbirlerine yardım ederek, destek olarak başarmasını ve en iyi olmasını sağlarlar. Bu ikisinin dışında hasetçilik, fesatçılık, engelleme, köstek olma ve ayak oyunları yapmazlar. Bu tür özellikler kâfirlere, münafıklara, müşriklere, cahillere ve hainlere has özelliklerdir.

            Mâide 2: “İyilik etmek ve fenalıktan sakınmak hususunda birbirinizle yardımlaşın, günah işlemek ve haddi aşmak üzerinde yardımlaşmayın...” 

            Bakara 148: “ Her ümmetin doğruluğu bir kıblesi vardır. Öyleyse ey müminler, hayırlı işlerde diğerlerini geçin...”

            Şûra 39: “ O kimselerdir ki, kendi haklarına tecavüz vaki olduğu zaman, onlar yardımlaşırlar.”

            Tevbe 71: ”Erkek ve dişi bütün müminler, birbirlerinin yardımcılarıdır. İyiliği emrederler, fenalıktan alıkoyarlar, namazı gereği üzere kılarlar, zekâtı verirler, Allah’a ve Resulüne itaat ederler.”

127. Körü körüne,  bir şeyin arkasından gitmeyin, bağlanmayın.

            Bir akımın, bir kişinin, bir fikrin, ideolojinin ardından iyice araştırıp incelemeden, bilgi sahibi olmadan körü körüne gitmeyin, savunmayın, hizmet etmeyin.

            İsrâ 36:”Hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyin ardından gitme (araştırıp, iyice soruşturup, doğruluğuna karar vermeden) çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.”

128. Şeytanlar (İslâm düşmanları) Müslümanlarla mücadele etmek için, kendi dostlarına (müşrikler, ehl-i kitap kâfirleri, münafıklar, fasıklar ve ehli dünya insanları) telkinlerde bulunurlar

            En’âm 121:”...doğrusu şeytanlar, sizinle mücadele etmek için (İslamla, Müslümanlarla, iyi insanlarla) kendi dostlarına (kâfir, münafık, fasık, ateist ve ehli dünya olanlara) telkinde bulunurlar. Ey müminler! Eğer siz onlara itaat ederseniz, (Onlara uyar, onların telkinlerini, direktiflerini, kısmi veya tamamen yerine getirirseniz), muhakkak siz de Allah’a ortak koşanlardan olursunuz. (Onların zümresinden, onların safında, onlara hizmet etmiş olursunuz.)”

 

129. Günahın açığını da gizlisini de bırakın. Günahlarını insanlardan gizleyip, Allah’tan gizlemeyenlerin durumları.

      Günah ve kabahatin, gizlisi aşikarı olmaz. Kabahatini insanlardan gizleyip de, Allah’tan gizlemeyenler hayvanlardan da aşağılık bir seviyeye düşmüş olurlar.

      Nisa 108:”İnsanlardan utanarak hainliği (kötü hal ve günahlarını) örterler de (gizlerler, saklarlar) Allah’tan gizlemezler. Hâlbuki Allah’ın razı olmayacağı sözü geceleyin uydurup durdukları zaman da Allah onlarla beraberdi. Allah’ın ilmi bütün yaptıklarını kuşatıcıdır.”        (Allah her şeyden haberdardır. Allah’ın ilmi, bilgisi ve izni dışında yeryüzünde bir yaprak dahi kıpırdamaz.)

      En’âm 120:”Gizli ve aşikâr olan günahı bırakın. Çünkü günah kazananlar, kıyamette kazandıklarının cezasını muhakkak çekeceklerdir.”

130. Günahların büyüklerinden sakınınız.

      Nisa 31:”Eğer siz yasak edildiğiniz günahların büyüklerinden sakınırsanız, sizin diğer kabahatlerinizi de örteriz ve sizi iyi bir gidişata sokarız.”

 

 

131. Müminler simalarından belli olurlar.

      Belli olmak, tanınmak. Mücrimler, kafirler, münafıklar, fasıklar İslâm düşmanlarının tamamı simalarından ve konuşmalarından belli olurlar (davranış, söz, hal, hareket v.s.) müminler de simalarından belli olurlar, tanınırlar.

            Muhammed 30: ”Eğer dileseydik Biz, êy Muhammed, onları sana gösterirdik; sen de onları simalarından tanırdın. Muhakkak sen onları sözlerinin uslübundan da tanırsın.  Allah işlediklerinizi bilir.”

            Rahman 41: ”Mücrimler simalarından tanınırlar da ayaklarından yakalanırlar...”

            Fetih 29: ”...Onları (müminleri), rükû ve secde eder halde (namaz kılarken) Allah’tan sevap ve rıza istediklerini görürsün. Secde eserinden nişanları yüzlerindedir. (Onlar, yüzlerindeki secde izleri, nurları ile karşıdan tanınırlar. Yüzlerinde bir serinlik, hoşluk, tebessüm ve merhamet izleri, acizlik belirtileri vardır. Konuşmaları, kılık kıyafetleri, her türlü hal ve hareketleriyle müminler; kâfirlerden, münafıklardan, günahkârlardan ayrılırlar, seçilirler. Ayrıca kâfirler konuşmalarından, giyim kuşam, hareket ve davranışlarından da belli olurlar.)

   132. İnananlardan aktif ve mücadele edenlerle, pasif ve mücadelesiz olanlar (evlerinde kendi halinde oturanlar) eşit değildir

            Nisâ 95 – 96: ”İnananlardan, özürsüz olarak yerlerinde oturanlarla, mal ve canlarıyla Allah yolunda cihat edenler birbirine eşit değildir. Allah, mal ve canlarıyla cihat edenleri, mertebece, oturanlardan üstün kılmıştır. Allah hepsine de Cenneti vaat etmiştir, ama Allah, cihat edenleri oturanlara, büyük ecirler, dereceler, mağfiret ve rahmetle üstün kılmıştır...”

133. İslam’la tanışmamanın,  kabul etmemenin veya Müslüman olduğu halde İslam’ı yaşamamanın hiçbir geçerli özrü ve mazereti yoktur.

            Bilmiyordum, haber veren, anlatan, uyaran olmadı, müsait olamadım, zaman bulamadım, anlayamadım gibi mazeretler hesap günü dikkate alınmaz.

            Nisa 165:”(İman edenleri Cennetle) müjdeleyici, (küfredenleri cehennemle) korkutucu olarak peygamberler gönderdik ki; bu peygamberlerin gelişinden sonra insanların (yarın) Kıyamette; bizi imana çağıran olmadı diye, Allah’a bir hüccet ve özürleri olmasın. Allah azizdir, hükmünde hikmet sahibidir.”

  

134. İnsana gücünün yeteceği kadar sorumluluk yüklenmiştir.

            En’âm 152: ”Biz kişiye ancak gücünün yeteceği kadar (sorumluluk) yükleriz.”

135. Gerçek müminler hayırlı işler için mazeret beyan edip,  geri kalmazlar.

            Tevbe 44: ”Allah’a ve Ahiret gününe inananlar, mallarıyla, canlarıyla savaşmak istediklerinden ötürü geri kalmak için senden izin istemezler. Allah sakınanları bilir.”

36. İnsanların birçoğu Kur’an ayetlerinden habersizdir, ancak bu mazeret değildir.

            Yunus 92:”...doğrusu insanların çoğu ayetlerimizden habersizdir.”

137. Kıyamet gününde herkes Dünyadaki lideriyle, sevdiğiyle çağrılacak ve haşrolunacaktır.

            İsrâ 71:”Bir gün (kıyamet ve hesap gününde) bütün insanları önderleriyle beraber çağıracağız. O gün kitabı sağından verilenler, işte onlar kitaplarını okurlar. Onlara kıl kadar haksızlık edilmez.”

            İsrâ 72:”Bu dünyada kör olan Ahirette de kördür. Ve yolunu daha fazla şaşırmıştır.”

  

137. İmanında ve sözünde doğru olanlarla beraber olun, onlarla arkadaşlık edin ve dost olun

          İmanında ve sözünde doğru olmayanlara güvenmeyin.

          Tevbe 119:”Ey müminler! Allah’tan korkun (fenalıklardan sakının) imanında ve sözünde doğru olanlarla beraber olun.”

139. Kur’an ayetleriyle şaka yapmayın, hafife almayın ve dinleyin.

          İnkâr edenler Kuran okunurken gürültü yaparlar, duymazlıktan gelirler,  saygı göstermezler, bulundukları yeri terk kederler.

          Fussilet 26: “İnkâr edenler: ”Bu Kur’an-ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın, belki bastırırsınız dediler.”

          Bakara 231:”...sakın Allah’ın ayetlerini şaka yerine tutmayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini ve size öğüt vermek için indirdiği Kur’an-ı ve ondaki hikmeti düşünün.”

          A’raf 204: ”Kuran okunduğu zaman, O’nu hemen dinleyin ve susun. Olur ki merhamet edilirsiniz.”

          Kâfirler Kur’an ayetleriyle alay ederler, Kur’an-ı Kerim okunmaya başlandığında gürültü yaparak onu bastırmaya çalışırlar, başka söze dalarlar, Kur’an okunan yeri terk ederler, bundan hoşlanmazlar, kulak vermezler. Yazık ki toplumumuz içerisinde aynı özellikleri Müslüman olarak bilinen kimselerde de görebilmekteyiz.

  

140. Kâfirlerin yaptığı bütün iyi işler boşa gider. Kuran’a uymayanların Dünyada yaptıklarını sandıkları iyi işler boşa gitmiştir.

            Kehf 104:”Onlar, o kimselerdir ki, Dünya hayatında yaptıkları çalışmalar boşuna gitmiştir, hâlbuki güzel bir iş yaptıklarını sanıyorlardı.”

            Bakara 217:”Sizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, bu gibilerin (Dünyada iken, iman üzereyken) yaptığı iyi işler, dünyada da Ahirette de boşa gitmiştir ve onlar Cehennem ehli olup orada ebedi olarak kalırlar.”

            İbrahim 18: ”Rablerine küfredenlerin hali şudur. Yaptıkları ameller (boşa gitme bakımından) fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu bir küle benzer. Kazandıklarından hiç bir şey (Ahirette) ellerine geçmez...”

141. Boş söz ve faydasız işleri terk ediniz.

(Boş söz ve faydasız iş yapanlardan uzak durunuz, yüz çeviriniz)

            Mü’mimün 3:”Onlar ki, boş sözden ve faydasız işten yüz çevirirler.”

            Furkan 72:”Onlar ki, yalana şahitlik etmezler ve boş söz konuşanlara rast geldikleri zaman, bulaşmadan iyi bir şekilde yüz çevirip geçerler...”

 

 142. Borç alış verişlerinizde ve anlaşmalarınızda şahit tutunuz, senet ve sözleşme (ayrıntılı protokol yazımı) yapınız.

            Bakara 282:”...alışveriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahitlik edene de zarar verilmesin. Eğer zarar verirseniz, o mutlaka kendinize dokunacak bir fısk (itaatten çıkış) olur...”

            Bakara 283:”...şahitliği gizlemeyin. Kim onu gizlerse muhakkak onun kalbi günah içindedir. Allah ne yaparsanız hakkıyla bilicidir.”

            Bakara 282:”Ey iman edenler, muayyen bir vade ile birbirinize borçlandığınız zaman, onu yazın (senet yapın). Aranızda bir yazıcı da doğrulukla onu yazsın. Kâtip, Allah’ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın, yazsın. Üzerinde hak olan kimse, borcunu ikrar ederek yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan korksun, hiçbir şeyi eksik etmesin...”

            (Borçlu sözünde durmalıdır: Bakara 282 – 283.Borçluya süre tanımak: 280.ayete bakınız.)

143. Yapmayacağınız söz ve vaatte bulunmayınız,  yalan söylemeyiniz.

            Saf 2–3: ”Ey iman edenler; niçin yapmayacağınız şeyi söylersiniz? Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah katında buğuz bakımından çok büyüktür (günahtır).”

            Câsiye 7:”Şiddetli azap olsun, insafsız yalancıya, çok günah işleyene.”

            Hacc 30:”...O halde pis putlardan kaçının, yalancıdan sakının.”

144. Konuşma adabı,  yürüme ve toplantılarda ölçü. 

        Fısıldaşarak gizli ve fena şeyler konuşmayın, hayır konuşun. Alçak sesle, en güzel ve yumuşak bir ifadeyle konuşunuz.

        İsra 53: ”Mümin kullarıma söyle ki; en güzel şekilde konuşsunlar. (yumuşak ve tatlı sözlü olarak). Doğrusu şeytan aralarını bozmak ister. Şeytan şüphesiz insanın apaçık düşmanıdır.”

        Lokman 19:”Yürüyüşünde mütevazı ol, (pek yavaş ve süratli yürüme, sükûnet ve vakarını muhafaza et), sesini alçalt (bağırıp çağırarak konuşma), çünkü seslerin en çirkini elbette ki eşeklerin sesidir.”

        Mücadele 9:”Ey iman edenler! Siz fısıldaştığınız zaman, yalan, zulüm, peygambere isyan fısıldaşmayın; iyilik ve takva fısıldaşın. Allah’tan korkun ki, O’nun huzurunda toplanacaksınız.”

145. Sert davranışlardan (incitici söz ve hareketlerden) kaçınınız. (güzel ifadelerle, yumuşak, ciddi ve hoşgörülü davranınız)

        Al-i İmran 159:”Uhud savaşında sen Allah’tan gelen bir merhamet sayesindedir ki, onlara (ashaba) yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, muhakkak onlar etrafından dağılıp gitmişlerdi. Artık onları bağışla ve kendilerine Allah’tan mağfiret dile.”

  

146. Öfkelerini yenenler ve kusur bağışlayanların durumu.

            Al-i İmrân 134: (O takva sahipleri) Bollukta ve darlıkta harcayıp yedirenler, öfkelerini yutanlar, insanların kusurlarını bağışlayanlardır.”

            Şûra 37:”O kimselerdir ki, büyük günahlardan ve açık rezaletlerden kaçınırlar, öfkelendikleri zaman da onlar kusur bağışlarlar.”

147. Herkesin azgınlığı kendi aleyhinedir

            Yunus 23:”...Ey insanlar! Sizin azgınlığınız ancak kendi aleyhinizedir. O kıymetsiz dünya hayatının biraz zevkini sürersiniz, sonra döner bize gelirsiniz. Bizde bütün yaptıklarınızı size haber veririz.”

148. Allah zalimlerin bir kısmını bir kısmına musallat eder. Bir kısım insanları def eder, savar.

            En’âm 129:”    Zalimlerin bir kısmını kazandıklarından ötürü diğer bir kısmına böylece musallat ederiz”

            Bakara 251:”Eğer Allah, insanların bir kısmını diğer bir kısmı ile defetmeseydi

(müminleri kafirlere üstün kılmasaydı) yeryüzü fesat ve küfür karanlığına bürünürdü. Fakat Allah, âlemler üzerine ihsan ve rahmet sahibidir.”

            Hacc 40:”...Eğer Allah insanların bir kısmını (müşrikleri)bir kısmı ile (müminler)defetmeseydi, içinde Allah’ın ismi çok anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve camiler elbette yıkılırdı. Muhakkak ki Allah dinine yardım edene yardım edecek, zafer verecektir...”

149. Emrodulunduğunuz gibi dos doğru olun.

            Şûra 15:”Onun için sen onları tevhide davet et ve emrolunduğun gibi, sebat üzere dosdoğru git. Onların heveslerine uyma...”

            Ahzâb 70:”Ey iman edenler Allah’tan korkun (emirlerine bağlanın ve yasaklarından sakının) ve doğru söz söyleyin”

            Hûd 11:”Onun için sen; beraberindeki tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Aşırı gitmeyin,  Allah yaptıklarınızı görür.”

150. Doğru söyleyenlerin (kötüler tarafından) cezalandırılması.

            Hacc 40:”Müminler o mazlumlardır ki; Rabbimiz “Allah’tır”demelerinden başka bir sebep (suçu - hatası) olmaksızın yurtlarından haksız yere çıkarıldılar.”

151. Ölümden ve öldürülmekten, tehlikeden, eza ve cefadan kaçamazsınız.

            Ahzâb 16:”Ey Muhammed! de ki: kaçmak size fayda vermeyecektir. Kaçsanız bile az bir zamandan fazla yaşatılmazsınız.”

 

 152. Yarınki Ahiret için yaptığınız ve yapmadığınız hazırlığı gözden geçirin.

 (Hesaba çekilmeden önce kendi kendinizi hesaba çekin)

            Haşr 18:”Ey iman edenler; Allah’tan korkun ve herkes, yarın için önden ne göndermiş olduğuna baksın. (Kontrol etsin, gözden geçirsin) Hem Allah’tan korkun; çünkü Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.”

153. Suçlu ve günahkâr kimseler kıyamet günü tüm dostlarını ve sevdiklerini hiç tereddütsüz feda edip

terk ederler.

            Meâric 11–12 – 13 -14: ”(O kıyamet gününde akraba ve hısımlar) birbirlerine yalnız gösterilirler. Fakat herkes kendi derdi ile meşgul olduğundan birbirlerini tanıyamazlar). Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını ve kardeşini, kendisini barındırmış olduğu sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.”

154. İnsanın sağında ve solundaki görevli iki tane melek durmadan amellerini kaydederler: Allah insana şah damarından daha yakındır.

            Kaf 16–17–18 ”Ant olsun ki insanı biz yarattık. Nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz; biz ona şah damarından daha yakınız. Sağında ve solunda onunla beraber oturan, iki alıcı melek, yanında hazır bir gözcü olarak söylediği her sözü zaptederler.”

155. Ahiret için önden ne gönderirseniz onu bulursunuz.

            Bakara 110: ”Namazı gereği gibi kılın, zekâtı verin ve hayırlı işlerden nefisleriniz için önceden ne gönderirseniz, Allah katında onun sevabını bulursunuz. Şüphesiz Allah, bütün yaptıklarınızı görücü ve karşılığını vericidir.”

156. Sabah namazında melekler hazır bulunur.

            İsrâ 78:”Güneşin batıya yönelmesinden gecenin, kararmasına kadar namaz kıl. Öğle, ikindi, akşam ve yatsı vakitlerinde). Birde sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazında, gece ve gündüz melekleri hazır bulunurlar.”

157. Namaz. Namazı huşu içinde ve dosdoğru olarak kılınız (namazları cemaatle kılınız)

            Bakara 43: ”Namazı kılın, zekâtı verin ve rüku eden müminlerle rüku edin.”

            Bakara 45:”Bir de sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin; gerçi bu zor gelir, fakat saygılı kimselere değil.”

            Bakara 238:”Namazlara ve orta namaza devam edin. Namaza Allah’a itaat edici ve boyun eğici olarak durunuz.”

            Nisa 103:”...sükûn ve emniyet haline geldiğiniz vakit, namazı tam erkânı ile kılın. Çünkü namaz, müminler üzerine, vakitleri belirli bir farz olmuştur.”

(Namaz vakitleri Hud 114, Savaş halinde namaz Nisa 102, Yolculuk halinde namaz, Nisa:101. Namaza engel olanlar: Maide 91, Namazı yasaklayanlar: Alak 9–10–19).

158. İkaz.

          Allah'ı; insanları, hayatta iken işledikleri günah ve sapıklıklarından dolayı çeşitli şekillerde ikaz eder, uyarır. Fakat insanlardan çok azı bunun farkına varır.”

          Rum 41:”İnsanların kendi ellerinin yaptıkları yüzünden karada ve denizde fesat meydana çıkar, Allah bu hallerinden vazgeçerler diye onlara yaptıklarının bir kısmının cezasını tattırır.”

159. İnsanlarla iyi ve sağlam dostluklar kurunuz.

          Gerçek mümin iseniz aranızı düzeltin, birbirinizle iyi geçinerek, sağlam bağlar ve iyi münasebetler kurunuz. (irtibat, dostluk ve birlikteliklerinizi geliştiriniz)

          Enfâl 1:”Siz gerçekten mümin iseniz, Allah’tan korkun ve birbirinizle aranızı düzeltin. (Geçimsizlik yapmayın) Allah’a ve Resulüne itaat edin.”

160. Devlet yönetimi.

           Müslümanların yönetimi farklıdır, başarılıdırlar,     örnek bir yönetim sergilerler, herkes memnun kalır.

          Hacc 41:”Onlar, o müminlerdir ki,  kendilerini yeryüzünde, iktidar mevkiine getirirsek, namazı kılarlar, zekâtı verirler, uygun olanı emrederler, fenalığı yasak ederler. İşlerin sonu Allah’a aittir.”

 

 

 

161. İtaat. İnsana itaat edilmez. İtaat Allah’a ve peygamberinedir.

            Kula kulluk edilmez, insan insana karşı hürdür, saygı sınırlı ve doğal olmalıdır. Allah’ın huzurunda durulur gibi insanın huzurunda durulmaz, Allah’a saygı gösterilir gibi insana saygı gösterilmez. Mümin şahsiyet sahibi olur. Menfaatleri ve dünyalık çıkarları uğruna insanlar karşısında eğilip bükülmez, tabii olur ve dik durur. Kendisi gibi bir insandan korkmaz.

            Mü’minun 34:”Eğer kendiniz gibi bir insana itaat edecek olursanız, o halde adanmış cahiller olursunuz” (İdarecilere, memuru bulunduğu idarecinin uygun olan emirlerini yerine getirmek ayrı şeydir.)

162. Gericiler. İnkâr edenler gericidirler.

            Onlara uyarsanız sizi İslam öncesi cahiliyet ve sapkınlık çağına götürürler.

            Al-i İmrân 149: ”Ey iman edenler! Eğer kâfirlere itaat edecek olursanız, sizi geriye, kendi dinlerine (cahiliyet çağına) çevirirler de Dünya ve Ahrette ziyana düşenlerin haline dönersiniz.”

163. Allah’tan başkasına kulluk etmeyin, ondan başka kimseden korkmayın, kimseye güvenmeyin ve yardımı yalnızca O’ndan isteyin.

            Nâhl 52: ”Göklerde ve yerde olan O’nundur. Kulluk daima O’nadır. Allah’tan başkasından mı sakınıyorsunuz.”

            Nâhl 53: ”Size gelen her nimet Allah’tandır.  Sonra bir sıkıntıya uğradığınız da yalnız ona sığınırsınız.”

164. Dünya nimetleri Müminler içindir. Allah Müslümanca yaşayasınız diye size her türlü nimetlerini sunmaktadır.

          Nâhl. 81: ”Allah yarattığı (ev, ağaç, bulut gibi) şeylerden size gölgeler yaptı; size dağlardan siperler yaptı; size, kendinizi sıcak ve soğuktan koruyacak elbiselerle, harpte sizi koruyacak zırhlı giyim eşyası yaptı. İşte böylece Allah, üzerinizde olan nimetini tamamlıyor ki, emirlerine boyun edip, itaat edesiniz.”

          A’râf 32: “ De ki; Allah’ın kulları için çıkardığı ziyneti (elbiseleri) temiz ve hoş rızkları kim haram etti? De ki, bu ziynet ve hoş rızk, Dünya hayatında, iman edenler içindir.      (Ancak Kâfirler de faydalanılır). Fakat kıyamet gününde müminlere aittir.”

165. Dünya meşguliyeti müminleri Allah’a kulluktan alıkoymaz

          Nur: 37:”Nice adamlar vardır ki, ne bir ticaret, ne de bir alışveriş (onları, gerçek müminleri) Allah'ı anmaktan, namazı gereği üzere kılmaktan ve zekâtı vermekten kendilerini alıkoyamaz. Onlar bir günden korkarlar ki, o günde kalpler ve gözler korkudan halden hale döner kıvranır.”

          Nur: 38: ”Çünkü Allah, kendilerine yaptıkları işlerin en güzeli ile mükâfat verecek ve fazlından da, onlara daha ziyadesini verecektir. Allah dilediği kimseye hesapsız rızk verir.”

166. Dünya nimetleriyle Ahiret nimetlerinin karşılaştırılması.

            Ahiret nimetleri, dünya nimetleri gibi sonlu değildir, devamlıdır.

            Ankebût 64: ”Bu dünya hayatı, ancak bir eğlence ve bir oyundan ibarettir. Ahret yurdu ise, ölmez gerçek hayat işte budur. Eğer bilselerdi  (geçici dünya hayatını,  ebedi Ahret hayatına tercih etmezlerdi).

            Kasas 60:”Size (dünya vasıtalarından) verilen şey, (kısa) dünya hayatının istifadesi ve onun süsüdür. Allah katında olan (sevap ve Cennet) ise hem daha hayırlı, hem de daha devamlıdır. (Dünya nimetleri gibi sona ermez) Artık (Bakinin faniden daha iyi olduğunu anlayıp) akıllanmayacak mısınız?”

167. Dünya hayatı - zenginlik ve mal.

            Dünya hayatı iyidir, Ahiret hayatı ise kat kat daha iyidir.  Akıllı bir Müslüman Dünya hayatından faydalanır, ancak kendini bilinçli ve ciddi bir şekilde Ahiret hayatına hazırlar. Dünya hayatının güzelliklerine dalıp, Ahireti unutmak çok kötü bir aldanış ve gaflettir.

            En’âm 32:”Dünya hayatı, bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Elbette Ahiret yurdu, takva sahipleri için daha hayırlıdır. Hala aklınız başınıza gelmeyecek mi?

            Hadid. 20: ”Biliniz ki dünya hayatı bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda böbürlenme, mal ve evlat yönünden çoğalma yarışıdır. Bu bir yağmurun haline benzer ki, onun bitirdiği nebat, çiftçilerin hoşuna gider. Sonra değişir, bir de onu sararmış görürsün. Sonra da çerçöp olmuştur. İşte hayatı bu şekilde olan bir kimse için, ahrette şiddetli bir azap; Müminler için ise, Allah’tan bir marifet ve bir rıza vardır. Dünya hayatı ancak bir aldanış menfaatidir.”

168. Rızk: Rızk endişesine kapılmayın.

          (Endişeye kapılarak cimrilik yapmayın) hiç bir                              kimse, hiç bir kimsenin nimet ve rızkına engel olamaz ve rızkını da sağlayamaz (rızkı veren de alan da Allah’tır)

            Bakara 268: “Şeytan sizi, fakir olacaksınız diye korkutur; sizi cimrilik ve sadaka vermemekle emreder. Allah kendi lütfundan size bir mağfiret ve fazla bir sevap vaat ediyor. Allah’ın kudreti geniştir, her şeyi kemaliyle bilendir.”

            Fatır 2: “Allah’ın insanlara göndereceği herhangi bir rahmet ve nimeti (rızkı) engelleyip tutacak (mani olacak) yoktur. Onun önlediğini de arkadan salıverecek yoktur. O güçlüdür, hâkimdir.”

169. Çalışmak ve dinlenmenin zamanı: Hem Dünya hem ahret için çalışmak

            Yunus 67: “ O Allah’tır ki, içinde rahat edesiniz diye geceyi, çalışasınız diye gündüzü aydınlık olarak, sizin için yarattı. Elbette bunda, Kuran-ı dinleyecekler için birçok ibretler vardır.”

            Kasas 77: “ Allah’ın sana verdiği mal ile Ahret yurdunu iste, Dünyadan nasibini de unutma. Allah’ın sana ihsan ettiği gibi, sen de ihsan et...”

 

 

 170. Cimrilik: Cimrilik ve müsriflik yapmayın.

            (Cimrilik mümin için büyük bir günahtır, kıyamette hesabı sorulacaktır. Cimrilik edenler, ellerinde tuttuklarını kar sanmamalıdırlar.)

            İsrâ 29: “ Elini boynuna bağlı kılma (cimri olma) ve büsbütün de onu açıp israf etme ki, sonra kınanmış olursun ve eli boş açıkta kalırsın.”

            Al-i İmran 180: “Allah’ın fazlından kendilerine verdiği şeye bahillik  (cimrilik) edenler, hiçbir zaman onu kendilerine hayır sanmasınlar. Aksine bu kendileri için bir şeydir. Onların cimrilik ettikleri şey, kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.”

171. İnsan nimet içindeyken Allah aklına gelmez, başına bir musibet geldiğinde ise durmadan Allah’a yalvarır.

 (Nimetler içindeyken nankörlük etmeyin, şükredin)

            Fussilet 51:”Biz insana nimet verdiğimizde yüz çevirir, şükür ve duadan uzaklaşır. Ona bir zarar dokunursa uzun uzadıya dualara başlar.”

172. Kur’an-ı Kerim.

             Kuran’ın ayetleri birbirinin benzeri ve tekrarı şeklindedir; Allah’tan korkanlar (Allah’ı sevenler) Kur’an okunduğunda tüyleri ürperir, kalbi titrer, yumuşar, düşünmeye ve derhal emirlerine uymaya başlar.

            Zümer 23:”Allah; ayetleri birbirine benzeyen ve yer yer tekrar eden kitabı, sözlerin en güzeli olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların, bu kitaptan tüfleri ürperir ve hem de kalpleri Allah’ın zikrine yumuşar ve yatışır. İşte bu kitap Allah’ın doğruluk rehberidir, onunla istediğini doğru yola eriştirir. Allah kimi de saptırırsa artık ona doğru yolu gösteren bulunmaz.”

173. Kur’an-ı Kerim okumakla emredilmiştir, insanlara bir öğüttür ve kolaylaştırılmıştır.

            Neml 92: ”Müslümanlardan olmakla ve Kurdan okumakla emrolundum. Tebliğ etmekle kim doğru yolu bulmuşsa yalnız kendisi için bulmuş olur. Kim sapıtmışsa kendine etmiş olur. Dalâlete düşene de ki; ben sadece uyaranlardan biriyim...

            Kamer 17:” Ant olsun ki Kuran’ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık, öğüt alan yok mudur?”

174. Kuran-ı Kerimi istediğiniz yerden ve konudan okuyabilirsiniz

            Müzemmil 20:”...Kuran-ı Kerim’den kolayınıza geleni okuyun; namazı kılın, zekâtı verin, Allah’a güzel ödünç takdiminde bulunun.”

175. Allah’tan korkan ve O’nu seven öğüt alır, korkmayan ise öğüt almaz ve emirlerini dinlemez.

            Ala 9–10–11:”Faydalı olacaksa insanlara öğüt ver. Allah’tan korkan öğüt alacaktır. Bedbaht olan ondan kaçınacaktır.”

  

176. Kuran’ın sorumluluğunu yer, gök ve dağlar korkudan alamayıp, insan bu sorumluluğu üstlenmiştir

            Ahzâp 72: “Doğrusu biz bu emaneti           (Kuran’ı Allah’a itaati ve ibadetleri) göklere, yere, dağlara, teklif ettik de, onlar bunu yüklenmekken (emaneti, sorumluluğu almaktan) çekindiler. Korkup titremişlerdir. Pek zalim, (bu emanetin hakkını gözetmediğinden) çok cahil olan insan ise onu yüklenmiştir.”

            Haşr 21:”Eğer biz bu Kur’an -ı bir dağın üzerine indirseydik, muhakkak o dağı; Allah korkusundan baş eğmiş, parçalanmış görürdün. Bu temsiller yok mu, işte biz onları insanlar için yapıyoruz; olur ki düşünürler...”

177. Güvenmek. İnananlar yalnız Allah’a güvensinler.

            İnananların sahibi Allah’tır, kâfirler ise başıboş bırakılmıştır, yardımcıları yoktur.

            Âl-i İmrân 160:”Allah size yardım ederse sizi yenecek yoktur; eğer sizi yardımsız bırakıverirse, O’ndan başka size kim yardım edebilir? İnananlar yalnız Allah’a güvensinler.”

178. Bir millet kendini düzeltmediği sürece Allah da o milleti düzeltmez.

            Allah bir topluma verdiği nimeti, o toplum kendini bozmadıkça geri almaz.

            Râd 11:”...muhakkak ki Allah bir topluma verdiği nimeti, onlar kendilerindeki iyi hali fenalığa çevirmedikçe bozmaz. Bir topluma da Allah bir kötülük diledi mi, artık onun geri çevrilmesine hiçbir çare yoktur. O toplum için (kendilerine yardım edecek) Allah’tan başka bir yardımcı da yoktur.”

179. Dininizi rahatça yaşayamıyorsanız başka yerlere göç edebilirsiniz

            Ankebût 56:”Ey inanmış kullarım! Benim yarattığım yeryüzü geniştir. O halde güven içinde olacağınız yere gidip, yalnız bana kulluk edin.”

180. Allah işlerini hakkıyla ve güzel yapanları sever.

            Al-i İmran 148:”...Allah işlerini güzel yapanları sever ...”

181. İyilikler kötülükleri giderir.

            Hûd 114:”...doğrusu iyilikler kötülükleri giderir. Bu ibretle düşünenlere bir nasihattır.”      

182. Müslüman, kardeşini kendine tercih eder.

            Haşr 9: ”Daha önceden Medine’yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine hicret edip, gelenleri severler, onlara verilenler karşısında içlerinde bir çekememezlik hissetmezler; kendileri zaruret içerisinde bulunsalar bile onları kendilerinden önce tutarlar. Nefsinin hırsından korunabilmiş olanlar ile saadete erenler işte bu kimselerdir.

183. İyiliklere, hayırlı işlere önder ve aracı olunuz. Kötü işlere aracı olmayınız,  engel olunuz.

            Müslüman hayırlı işlerin ön saflarında yer almak için yarışmalıdır, hayırlara motor olmalıdır.

            Nisa 85:”Kim iyi bir iş de aracılık ederse, ona onun sevabından bir pay vardır; kim de kötü bir şey de aracılık yaparsa, ona o kötülüklerden hisse vardır. Allah her şeyin karşılığını verir.”

184. Zulme, zalime ve işkenceye karşı koyunuz, suskun (tarafsız) kalmayınız.

            Hacc 39:”Haksızlığa uğratılarak kendilerine savaş açılan kimselerin karşı koyup savaşmalarına izin verilmiştir.”

185. Düşmanınızı bilin ve takip edin.    Düşmanınızın silâhıyla silahlanın.  Düşmanlarınıza karşı hazırlıklı ve düşmanlarınızdan daha sabırlı olunuz.

            Nisâ 10:”Düşmanınız olan kavmi (birliği) arayıp takip etmekte gevşeklik göstermeyin.”

            Bakara 194:”Hürmetler karşılıklıdır. Bunun için, kim sizin üzerinize saldırırsa, siz de aynen ona, size yaptığı tecavüz gibi saldırın. Allah’tan korkun ve bilin ki, Allah takva sahipleriyle beraberdir.”

            Âl-i İmran 200: ”Ey inananlar! Sabredin, düşmanlarınızdan daha sabırlı olun, cihada hazır bulunun, Allah’a karşı gelmekten sakının ki, başarıya erişebilesiniz.”

186. Denizler mürekkep olsa Allah’ın sözlerini yazmaya yetişemez.

            Kehf 109:”De ki; Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadarını da katsak, Rabbimin sözleri tükenmeden denizler tükenirdi.”

 

187. Garbın anahtarları Allah’ın elindedir. Her şey, olmadan önce

lehv-i mahfuzda yazılmıştır.

            Yeryüzünde Allah’ın izni, dilemesi ve bilgisi dışında hiç bir şey gerçekleşmez. Bir saniye içerinde gerçekleşen katrilyonlarca olayın her birisinden dahi yaratanın haberi vardır, Onun izniyle, o olay gerçekleşir. O her şeye ol der ve her şey oluverir. Zengin ağa olanlar ile iktidar mevkiine gelip her şeyi yönetenler de o makam ve mevkilere Allah’ın dilemesi ve izniyle gelmişlerdir. Ve Allah isterse, dilerse bir kalemde yok olur giderler.       

             En’âm 59:”Garbın anahtarları Allah’ın katındadır. Onları, ancak Allah bilir. Karada ve denizde ne varsa hepsini o bilir. Onun ilmi dışında bir yaprak dahi düşmez. Yerin karanlıkları içindeki tek tane, yaş ve kuru her şey Allah’ın ilmindedir. (Leva-i mahfuzdadır.)”

188. İçinizden iyiliği emredecek, insanları hayra çağıracak bir topluluk bulunsun.

            Al-i İmran 104:”İçinizden insanları hayra çağıracak, iyiliği emredecek, kötülüklerden alıkoyacak bir topluluk bulunsun! İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.”

189. Cihat.

            Münafıklar savaştan geri kalırlar, savaştan kaçmak kurtuluş değildir, ölüm sizi her yerde bulur.

               Enfâl 39: “Yeryüzünde fitne kalmayıp din, tamamıyla Allah’ ın oluncaya kadar onlarla savaşın, cihat yapın. Eğer küfürden vazgeçerlerse, Allah yaptıklarını görür ve mükâfatlarını verir”

               Bakara 216: “Ey müminler; hoşunuza gitmediği halde, din düşmanları ile savaşmak üzerinize farz kılındı. Olur ki bir şey hoşunuza gitmezken sizin için, hayırlı olur ve bir şeyi sevdiğiniz halde o hakkınızda şer olur. Allah bilir, siz bilemezsiniz”.

               Cihatla ilgili diğer ayetler: Maide 33.  Nisa: 77–78.  Nisa 89.  Nisa102. Nisa 102. 

Enfâl: 15–16.

            Nisa 77:”...onların üzerine savaş farz kılınınca, içlerinden bir topluluk (münafıklar ve imanı zayıf olan fasıklar) Allah’tan korkar gibi hatta daha şiddetli bir korku ile insanlardan (düşmanlarından) korkarlar. Onlar; ey Rabbimiz, üzerimize şu savaşı niye farz kıldın, ne olur bizi yakın bir vakte kadar geri bırakaydın! Dediler. Onlara şöyle de; Dünyanın zevki pek azdır. Ahiren ise sakınanlar için muhakkak hayırlıdır ve kıl kadar haksızlığa uğramazsınız.”

            Nisa 78:”Her nerede olursanız, ölüm size erişir; velev ki tahkim edilmiş yüksek kalelerde bulunun.”

(savaş halinde namaz: Nisa 102, yolculukta namaz: Nisa 101).

            Mâide:33 “ Allah’a ve peygamberine karşı (Müslümanlara ve İslam’a karşı) savaşa kalkanlar ile (Müslümanlara hakaret, iftira ve savaş açanlar) yeryüzünde fesada çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri, asılmaları yahut sağ elleriyle sol ellerinin çaprazvari kesilmesi yahut da, bulundukları yerden sürgün edilmeleridir. İşte bu ceza onların dünyadaki rüsvaylığıdır. Ahrette ise kendilerine büyük bir azap vardır.(diğer ayet: Nisa.89)

190. Kâfirlerden (düşmanlarınızdan) korkmayın, kaçmayın (savaş hilesi gereği olabilir)

            Enfâl 15 – 16: ”Ey Müminler! Toplu olarak kâfirlerle karşılaştığınız zaman, onlara arkalarınızı çevirmeyin, kaçmayın. Kim böyle bir günde kâfirlere arka çevirip kaçarsa - ancak tekrar düşmana atılmak için kendini kaçar gibi göstererek aldatmak veya başka birliğe katılıp savaşmak için müstesna - muhakkak ki o, Allah’ın gazabına uğramıştır. Onun yeri Cehennemdir ve o ne kötü dönüş yeridir.”

            Canları ve mallarıyla cihat edenlerin mükafatları: Tevbe 88-89. Savaşta ihtiyarları, çocukları ve hastaları öldürmeyin: Tövbe 91.  Cihada katılmamalarında günah olmayanlar: Fetih 17. İki Müslüman birliğin birbirleriyle savaşmaları: Hucurat 9. Müşrikler zümresinden dostluk edinenin durumu: Müntehine 9. Bakara 194. Savaşa gönüllü katılmak: Muhammed 31. İlgili diğer ayetler: Mâide 33.

191. Din düşmanlarıyla yeryüzünde fitne ve fesat çıkaranların durumları.

Mâide 33: “Allah’a ve Peygamberine karşı  (Müslümanlara ve İslâm’a karşı) savaşa kalkanlarla (Müslümanlara hakaret, iftira ederek savaş açanlar) yeryüzünde fesada çalışanların cezası ancak öldürülmeleri, asılmaları yahut sağ elleriyle sol ayaklarının çaprazvari kesilmesi yahutta, bulundukları yerden sürgün edilmeleridir. İşte bu ceza onların dünyadaki rüsvalığıdır. Ahrette ise kendilerine büyük bir azap vardır.

 (İlgili diğer ayet: Nisa: 89.)

192. Teslimiyet. İslâm’a tam teslim olunuz

            Gerçek bir Müslüman, malıyla, canıyla, zamanıyla, tüm yaşantısıyla İslam’a teslim olmuş kişidir.

            Bakara 155: “Ey müminler, sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve mahsullerden yana eksiltme ile ant olsun imtihan edeceğiz. Sabredenlere mücadele.”

193. Ana baba hakkı. Anaya babaya çok güzel davranınız.

            Lokman 14: “ Biz insana, ana ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Annesi onu güçsüzlükten güçsüzlüğe uğrayarak karnında taşımıştı. Çocuğun sütten kesilmesi iki yıl içinde olur. Bize (Allah’a) ve ana babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur.”

            İsra 23: “Rabbin kesin olarak şunları emretti; Ancak kendisine ibadet edin, anaya babaya güzellikle muamele edin, eğer onlardan biri veya ikisi senin yanında ihtiyarlık haline ulaşırsa, sakın onlara “öf” bile deme ve onları azarlama. İkisine de iyi ve yumuşak söz söyle.”

            İsra 24: “ İkisine de acıyarak tevazu kanadını indir ve şöyle de; Ey Rabbim! Onlar, beni küçükken terbiye edip yetiştirdikleri gibi, sende kendilerine merhamet et.”

  

194. Akrabalık bağlarını koruyunuz, diyalogu kesmeyiniz.

            Nisa 1: ”Allah’tan korkun ve akrabalık bağlarını kesmekten (korkun) sakının...”

            Bakara 83:”Anaya babaya, akrabaya, yetimlere ve yoksullara iyilik yapın insanlara güzellikle söyleyin, namaz kılın zekâtı verin.”

195. Akraba evliliği.

            Ahzâb 50: ”Ey Peygamber!  Biz sana şunları helal kıldık; Mehirlerini verdiğin zevcelerini, Allah’ın ganimet olarak sana ihsan ettiklerinden mülkün olan cariyeyi ve seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halaların kızlarını, dayının kızlarını, teyzenin kızlarını ve kendisini peygambere hibe ettiği, peygamberin de diğer müminler dışında onu sırf kendisine has kılarak nikâhlamayı istediği takdirde mümin kadınları sana helal kıldık.”

196. Evlenme. İçinizdeki bekârları evlendiriniz.

            Nûr 32: “Bir de içinizden bekârları ve kölelerinizle cariyelerinizden salihleri (evlenme durumunda olanları) evlendirin. Eğer fukara iseler Allah onlara fazlından rızık ihtiyaçlarını giderir. Allah’ın ihsanı geniştir.”

197. Erkekler kadınlar üzerine hâkimdirler.

            Nisa 34: “Erkekler kadınlar üzerine idareci ve hâkimdirler. Çünkü Allah birini (cihat, imamet, miras gibi işlerde) diğerinden üstün yaratmıştır...”

198. Aile hayatı, kadının görevi ve eğitimi.

            Nisa 34:”...iyi kadınlar itaatkârdırlar ve Allah kendilerini koruduğu cihetle, kocalarının gıyabında ırz ve mallarını muhafaza ederler. Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince; önce kendilerine öğüt verin. Sonra uslanmazlarsa kendilerini, yataklarında yalnız bırakın. Yine dinlemezlerse (hafifçe) dövün. Size itaat ettikleri takdirde kendilerini incitmeye bir bahane aramayın. Çünkü Allah çok büyüktür, çok yücedir.”

199. Ailenize, çocuklarınıza ve ehlinize namazı emrediniz.

            Taha 132: ”(Ey resulüm) ailene ve ümmetine namazı emret. Kendin de ona devam eyle. Biz senden bir rızk (ailenin geçimini temin için çalışmanı) istemiyoruz. Seni biz rızıklandırırız. Güzel akıbet takva sahiplerinindir.”

200. Allah dilediğine kız, dilediğine erkek evlât verir; dilediğini de kısır bırakır.

            Şûra 47–50:”Bütün göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır; dilediğini yaratır, dilediği kimseye kız evlat verir. Yahut da, o evlatları erkekli dişili ikizler halinde verir. Dilediği kimseyi de kısır bırakır. Muhakkak ki O âlimdir, her şeyi bilir. Kadirdir, herşeye gücü yeter.”

  

201.Cinsi münasebet ve çocuk sahibi olmayı istemek (çoğalınız)

            Bakara 223:”Kadınlarınız çocuk yetiştiren ekin tarlanızdır. O halde tohum ekilen tarlanıza (ön tarafa) nasıl isterseniz öyle girin.”

            Bakara 187:”...şimdi hanımlarınıza gecelerde mübaşerette (cinsi münasebet) bulunun ve Allah’ın sizler için mubah takdir ettiği üremeyi isteyin.”

202. Şehitlik ve gazilik.

             Şehitler ölmezler, en üstün mertebe sahibidirler ve onlar Cennetliktirler.

            Bakara 154:”Allah yolunda öldürülenlere; “Onlar ölülerdir” demeyin, hakikatte onlar diridirler. Fakat siz anlayıp bilemezsiniz.”

            Ankebût 69:”Bize itaat uğrunda mücadele edenlere gelince, elbette biz onlara yollarımızı gösteririz...”

            Nisa 74:”O halde Dünya hayatı yerine Ahireti satın alanlar, Allah yolunda savaş etsin. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülürse yahut düşmanına üstün gelirse, ona pek büyük bir mükâfat vereceğiz.”

203. Din düşmanlarının cenaze namazları kılınmaz.

            İslâm düşmanlarının cenaze namazını kıldırmak ve kılmak, onları Allah’ın bağışlaması için dua etmek mümine yasaklanmıştır.

            Tevbe 84:”Münafıklardan ölen hiçbir kimse üzerine, hiçbir zaman namaz kılma; kabri başında durma. Çünkü onlar, Allah’ı ve Resulünü tanımadılar ve kâfir olarak can verdiler.”

            Tevbe 113:”Müşriklerin cehennemlik oldukları (küfür üzereyken öldükleri) müminlere belli olduktan sonra – bunlar akraba bile olsalar – artık onlar için, ne peygamberin ne de mümin olanların mağfiret dilemeleri yoktur.”

204- Müslümanların birbiriyle savaşmaları.

Hucûrat 9: “Eğer müminlerden iki birlik çarpışırlarsa, hemen aralarını düzelterek barıştırın. Eğer onlardan biri (Allah’ ın hükmüne razı olmayarak) tecavüz ediyorsa, o vakit tecavüz edenle, Allah’ ın emrine dönünceye kadar savaşın (sonunda teslim olur, Allah’ ın emrine) dönerse, yine adaletle aralarını düzeltin ve hep adaletle iş görün; çünkü Allah adaletli davrananları sever.”

205. Kâfirlerle dost olanlar ve dost olmak için yarışan nifakçıların durumları.

Müntehine 9: “Allah, sizi, ancak din hususunda sizinle savaşan ve sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarmanıza yardım eden kimselerden, onlara dostluk etmenizden men eder. Kim de onlarla dostluk ederse, işte onlar, zalimlerdir”.

Mâide 52: “Onun için, kalplerinde nifak hastalığı olanları görürsün ki, kâfirlerle dostluk yapmak hususunda yarışırlar. Korkarız bir zaman inkılâbı ile İslam mağlup olur derler. Fakat yakındır ki; Allah Müslümanlara zaferi veya kendi katından bir emri (münafıkların açığa vurulması emrini) getirir de nefislerinde, gizlediklerine pişman olurlar”.

Mâide 51: “Ey iman edenler! Yahudilerle Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdır. İçinizden kim onları dost veya yardımcı edinirse, o da onlardandır. Allah, düşmana dostluk etmekle nefislerine zulmedenleri hak yoluna eriştirmez”.

206. Dünya, bir imtihan yeridir, Ahretin tarlasıdır.

            Enbiya 35:”Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz. Hepiniz sonunda bize döndürüleceksiniz.”

            Şûra 20: ”Kim Ahret sevabını isterse, onun sevabını arttırırız. Kim de dünya menfaatini isterse, ona da ondan veririz; fakat ona Ahrette hiçbir nasip yoktur.”

207. Mallarını hayra harcayanların mükâfatları. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar.

            Bakara 274:”Mallarını gece ve gündüz, gizli ve aşikâr hayra harcayan kimseler var ya; işte onların, Rableri katında ecirleri (mükâfatları) vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.”

208. Rızk: Tüm canlıların rızkını Allah verir, rızk endişesine kapılmayın.

            Hûd 6:”Yerde yürüyen ne kadar canlı var ise, hepsinin rızkı ancak Allah’a aittir.”

            Bakara 268:”Şeytan sizi fakir olacaksınız diye korkutur, cimrilik ve sadaka vermemekle size emreder.”

 

209. Cömert olunuz, cimri olmayınız. Malını, hayırlı işlere harcamayanlar, onu kendilerine kar saymasınlar.

            İsra 29:”Elini boynuna bağlı kılma (cimri olma) ve büsbütün de onu açıp israf etme ki, kınanmış olursun ve eli boş açıkta kalırsın.”

            Al-i İmran 180:”Allah’ın fazlından kendilerine verdiği şeye Bahillik (cimrilik) edenler, hiçbir zaman onu kendilerine hayır sanmasınlar. Aksine bu kendileri için şerdir. Onların cimrilik ettiği şey, kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır.”

210. Harcamada ölçülü olunuz. Gösteriş için harcayanları Allah sevmez.

            Furkan 67:”Onlar ki, harcadıkları zaman israf etmezler, sıkılık da yapmazlar ve harcamaları bu ikisi arası ortalama olur.”

            Nisa 38:”Allah ve Ahiren gününe iman etmedikleri halde mallarını, insanlara gösteriş için harcayanları da Allah sevmez.”

            A’râf 31:”...Yeyin, için, israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.”

211. Sadaka veriniz ve bağış yapınız, Allah cömertlere bolluk verir, şeytan ise fakirlikle korkutur.

            Bakara 177:”...Allah sevgisi üzere yahut mala olan sevgisine rağmen malı (fakir) akrabaya, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere köle ve esirlere harcayan, namazı gereği gibi kılan ve zekâtı veren... İşte bu vasıfları taşıyanlar, Hak’ka uyan sadıklardır ve bunlar takva sahipleridir.”

            Bakara 268: ”Şeytan, sizi, fakir olacaksınız diye korkutur; size cimrilik ve sadaka vermemekle emreder. Allah size kendi lutfundan bir marifet ve fazla bir sevap vaat ediyor.”

212. Mal ve mülk sahibi olmak. Herkes mal ve mülkünün emanetçisidir, onların gerçek sahibi ise Allah’tır.

            Yunus 55: ”Biliniz ki, göklerde ve yerde ne varsa, hepsi Allah’ındır.”

213. Allah’ın verdiği nimetlere karşı şükrediniz, nankörlük etmeyiniz.

            Secde 9:”...sizin için kulaklar, gözler, kalpler (ve daha nice nice saymakla bitiremeyeceğiniz güzellikler ve nimetler) yarattı. Bütün bu nimetlere karşılık) şükrünüz pek az...(Nankörlüğünüz fazla)”

214. Allah herkese gücünün yeteceği kadar teklif etmiştir. Allah insanoğluna sabır ve tahammül edemeyeceği sorumluluk yüklememiştir.

            Nisa 28:”İnsan zayıf yaratılmış olduğundan, Allah sizden yükü hafifletmek ister.”

            Bakara 286:”Allah bir kimseye, ancak gücü yettiği kadar teklif eder. Herkesin kazandığı hayrın sevabı kendine ve yaptığı fenalığın zararı da yine onadır.

  

215. Çalışmak, iş yapmak.

            Boşa vakit geçirmeyiniz. Çalışmak da bir ibadettir, Allah’ın emridir. Vaktini ve zaman sermayesini boşa harcayanlar ziyandadır.

            İnşirâh 7:”O halde, (memur bulunduğun bir işi bitirip) boşaldın mı, (yine başka bir iş ve ibadet için) kalk yorul.”

            (Ancak; Allah’ın emirlerini yerine getirenlerin, yaptığı bütün işlere de ibadet sevabı verilir.)

216.  İman,  güzel amel ve Allah yolunda çile ile süslenmelidir.

            Amelsiz ve çilesiz imanın önemli bir geçerliliği yoktur.  Amelsiz ve çilesiz iman içi boş çuvala benzer. İman etmiş olanlar, sadece inanmakla, hiçbir iyi amel yapmadan,  kulluk vazifesini ve imanının pratiklerini yerine getirmeden,  Allah yolunda çile çekip mücadele etmeden kurtulamazlar.

            Ankebût 2:”O insanlar sandılar mı ki, ‘iman ettik’ demeleriyle bırakılacaklar da imtihana çekilmeyecekler.”

            Bakara 214:”Sizden önce gelenlerin durumu sizin başınıza gelmeden Cennete gireceğinizi mi sandınız?”

            Hadîd 16:”İman edenlere, vakit gelmedi mi ki, kalpleri Allah’ın zikrine ve inen Kur’an’a saygı ile yumuşasın ve bundan önce kendilerine kitap verilmiş, sonra üzerlerinden uzun zaman geçip de kalpleri katılaşmış ve çoğu fıska dalmış bulunanlar gibi olmasınlar.”

 

 

217. Zorda kalanlara yardım ediniz, koruyup kollayınız.

            Zalimlerin elinden Müslümanları niçin kurtarmıyorsunuz? Dininize, vatanınıza, milletinize ve zulümde olan insanlara sahip çıkınız, onları gözetip koruyunuz.

            Nisa 75 :”Size ne oluyor da, “Rabbimiz! Halkı zalim olan bu şehirden bizi kurtar, katından bize bir sahip gönder, bir yardımcı yolla” diyen zavallı çocuklar, erkekler ve kadınlar uğrunda ve Allah yolunda savaşmıyorsunuz.”

218. Adalet ve zulüm: Zulüm ve fenalık değil, adalet ve ihsan yapınız.

            Nisa 58:”Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman, adaletle hükmetmenizi emreder.”

            Nâhl 90: ”Muhakkak ki Allah, adaleti, ihsanı ve akrabaya vermeyi emrediyor. Zinadan, fenalıklardan ve insanlara zulüm yapmaktan da nehyediyor. Size böylece öğüt veriyor ki, benimseyip tutasınız.”

            Mâide 8:”…bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletsizliğe götürmesin. Adaletli olun ki, o takvaya en çok yakın olandır.”

219. Davası ve gayesi olmayan Müslüman olmamalı.

            Davamız hakkı, adaleti, barış ve huzuru hâkim kılma ve İlay-ı Kelimetullah davası olmalıdır.

            Mâide 8:”Ey müminler! Allah için hakkı ayakta tutan hâkimler ve adaletle şahitlik eden kimseler olun.”

220. Ecel. Herkesin ecel günü bellidir, Allah’ın bilgisindedir.

            A’râf 34:”Her ümmet için takdir edilen bir zaman  (ecel) var. Müddetleri gelince bir an geri kalmazlar ve öne de geçmezler.” (Hicri: 5’e de bakabilirsiniz).

221. Kurtuluş İslâm dadır. Allah’a itaat eden ve hayır yapan kurtulur.

            İman edip Salih ameller işleyenler kurtulanlardır. Onların mükâfatları And cennetleridir.

            Hacc 77:”Ey iman edenler! Rükû edin; secde edin; Rabbinize ibadet edin ve hayır yapın ki, kurtulabilesiniz.”

            Beyyine 7:”Doğrusu iman edip de salih ameller işleyenler; işte bunlar da yaratıkların en hayırlısı olanlardır.”

            Beyyine 8:”Onların mükâfatı, Rableri katında (ağaçları) altından ırmaklar akan and cennetleridir; içlerinde ebedi olarak kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da ondan hoşnut…”

222. Dinde ahkâm kesenlerin durumu.

            Bilip bilmeden İslâm ile ilgili her konuda hüküm verenler ile helâl ve haram hakkında sağlam bir kaynağa dayanmadan konuşan ve yanlış bilgi vererek insanları yanıltanların durumları çok kötüdür.

            Nâhl 116: ”Dillerinizin ‘bu helâldir, şu haramdır’ diye yalan olarak vasıflandırdığı şeyi söylemeyin ki, Allah’a yalan iftira etmiş olursunuz. Şüphe yok ki, Allah’a yalan uyduranlar, asla kurtulamazlar.”

            Nâhl 117:”Onlar için dünyada pek az bir menfaat vardır, Ahirette ise çok acıklı bir azap vardır.”

            Âl-i İmrân 94:”Artık bu delilden sonra helâl ve haram hakkında kim Allah’a karşı yalan söyleyip iftira ederse, işte onlar zalimlerdir.”

223. Helâli haram etmeyin.

 Allah’ın size helâl kıldığı nimeti,  kendinize haram etmeyin.

            Mâide 87:”Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı nimetlerin temiz ve hoşlarını kendinize haram etmeyin, aşırı gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.

            Mâide 88:”Allah’ın size rızk olarak verdiği nimetlerden helal ve hoş olarak yeyin.”

224. Alay etmek. Birbirinizle alay etmeyiniz, ayıplamayınız, lâkap takıp kusur aramayınız.

            Hucurât 11:”Ey iman edenler; bir kavim, diğer bir kavimle alay etmesin; olur ki, alay edenler kendilerinden daha hayırlı bulunurlar. Bir takım kadınlar da diğer kadınlarla eğlenmesin; olur ki eğlenceye alınanlar kendilerinden daha hayırlı olurlar. Hem birbirinizi ayıplamayın ve kötü lâkaplarla atışmayın. İmandan sonra fasıklıkla adlanmak ne kötü isimdir. Kim de tövbe etmezse işte onlar kendilerine zulmedenlerdir.”

  

225. İslâm hakkında boş ve lüzumsuz soru lardan kaçınınız.

            Önce dinin ana hükümlerini öğrenip tatbik ediniz, çok fazla teferruata ve gerek olmayacak tarzdaki ayrıntılara girmeyiniz, kafa yormayınız.

            Mâide 101-102:”Ey iman edenler! Öyle şeylerden peygambere sormayın ki, size açıklanırsa fenanıza gidecektir. Halbuki Kur’an indirilirken sorarsanız onlar size açılır, meydana çıkar. (Önceki ümmetlerin helâkı peygamberine çok soru sormaları ve ihtilafları yüzünden olmuştur) Allah şimdiye kadar ki sorularınızı bağışladı. Allah çok bağışlayıcıdır, azabında aceleci değildir.

            Mâide 102:”Doğrusu sizden önce bir kavim, öyle (lüzumsuz) şeyleri sordu da, sonra o yüzden kâfir oldular.”

226. Davete icabet ediniz. Davet olunmadığınız yerlere gitmekten kaçınınız.    

         Evlere randevusuz gitmeyiniz, gittiğiniz yerde İslâm’i ölçülere ve oranın kurallarına göre hareket ediniz, özel mekânlar ve aile hayatı kutsaldır.

En’fal 24:”Ey müminler! Peygamber size hayat verecek olan şeriat emirlerine davet ettiği zaman, Allah’a ve Resulüne icabet edin.”

Ahzâb 53: ”Ey inanlar! Peygamberin evlerine yemeğe çağrılmaksızın vakitli vakitsiz girmeyin; fakat davet edilirseniz girin ve yemeği yiyince, dağılın. Sohbet etmek için de girip oturmayın. Bu haliniz Peygamberi üzüyor, o da size bir şey söylemeye çekiniyordu. Allah gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin eşlerinden bir şey isteyeceğinizde onu perde arkasından isteyin. Bu sayede sizin gönülleriniz de, onların gönülleri de daha temiz kalır.”

227. Kadınların sesi, konuşma şekli, oturma adabı ve ciddiyeti.

            Kadınların erkeklerin bulunduğu topluluk içinde eğlenip oyun oynamaları, şarkı ve türkü söylemeleri uygun değildir.

            Ahzâb 32: ”Ey peygamberin hanımları, sizler herhangi bir kadın gibi değilsiniz. Allah’tan sakınıyorsanız edalı konuşmayın, yoksa kalbi bozuk olan kimse kötü şeyler ümit eder. Daima ciddi ve ağır başlı söz söyleyin.”

            Ahzâb 33:”Evlerinizde oturun. Eski cahiliyyede olduğu gibi, açılıp saçılmayın, namazı kılın, zekâtı verin.”

            Kadınlar belirli edep çerçevelerine uymak koşuluyla; çeşitli işlerde çalışabilirler,  sosyal hayatın her safhasında yer alabilirler. Siyasette ve sivil toplum kuruluşlarında, istişare mekanizmaları ve devlet yönetiminde de pekâlâ bulunabilirler. İslam buna engel değildir.

228. Kabir hayatı. Günahkârların ve takva sahibi müminlerin kabir hayatları.

            Mü’min 46:”Onlar (kabirlerinde kıyamet gününe kadar) sabah ve akşam ateşe arzedilecekler. Kıyamet koptuğu gün de: Firavun kavmini en şiddetli azaba sokun! Denilecektir.

           

 

İbrahim 27:”Allah iman edenleri hem Dünyada, hem kabirde sabit söz olan şahadet kelimesi ile tespit eder; tevhide bağlı kılar. Allah zalimleri şaşırtır ve dilediğini yapar.”

En’am 98:”Sizi tek bir nefisten yaratan O’dur. Böylece size, dünyada bir parça karar yeri ve kabirde muvakkaten bir mühlet durmak vardır. Biz anlayan kimselere ayet ve alâmetleri açıkça bildirdik.”

229. İnsanın ve cin’in yaratılışı.

            Hicr 26 - 27:”And olsun ki, biz insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık. Cin yaratığını da daha önce şiddetli ateşten yarattık.”

230. Büyücüleri ve falcıları Allah lânetlemiştir. Büyücü ve falcılara inanmak haramdır.

            Bakara 102:”…Allah’ın izni olmadıkça sihirbazların büyüsü ve sihiri hiç bir kimseye zarar verici değildir. Onlar (Yahudiler ve şeytanlar) ise, kendilerini zarara sokacak ve hiçbir fayda vermeyecek şeyleri öğreniyorlardı.”

            Bakara 102:”…And olsun, onlar biliyorlar ki, sihiri satın alan kimse için Ahirette bir nasip yoktur. Onlar sihir yapmayı benimsemekle nefeslerini ne kötü şeye satmış olduklarını eğer bilseler…”

            Mâide 90:”…Fal okları hep şeytanın işinden pis birer şeydir. Onun için bunlardan sakının ki, kurtulasınız.”

 

 

 

231. Kimseyi kâfirlik ve münafıklıkla itham etmeyin.

            Araştırıp incelemeden ve emin olmadan, Mümini kâfir olmakla itham etmeyin.  Kâfir olsa bile size iyi davranıyor ise siz de onlara güzel mukabelede bulunun. Kâfirler konuşmalarından ve görünümlerinden belli olurlar.

            Nisa 94:”Ey müminler! Allah yolunda cihada çıktığınız zaman Mümin’i kâfirden ayırmak için iyice araştırın. Size İslâm selâmı veren kimseye dünya hayatının geçici nimet ve

Menfaatine göz dikerek, SEN MÜMİN DEĞİLSİN (Kâfir olduğunu söylemek) demeyin. Allah katında çok ganimetler var. İslâm’a ilk önce girdiğiniz zaman, siz de öyle idiniz. Sonra Allah size, iman ve istikameti lütfetti. Onun için iyice anlayınız.”

            Muhammed 30: ”Eğer dileseydik, biz Ey Muhammet, onları sana gösterirdik; sen de onları simalarından tanırdın. Muhakkak sen onları sözlerinin üslûbundan da tanırsın. Allah işlediklerinizi (amellerinizi) bilir.”

232. İslâm dininden dönenlerin halleri.

            Mürtetler’in yani İslâm’dan sonra küfrü seçenlerin, öncesinde yaptığı bütün hayırlar boşa gitmiştir ve onlar Cehennemin odunudurlar. Hayvanlardan da aşağılık

Mahlûklardır.

            Bakara 217:”Sizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, bu gibilerin yaptığı iyi şeyler, Dünyada da, Ahirette de boşa gitmiştir ve onlar Cehennem ehli olup, orada ebedi olarak kalırlar.”

            Tîn 4–5:”Biz gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık. Sonra onu (küfre varınca) aşağıların da(hayvanlardan aşağı) aşağısına çevirdik.”

233. İnsanın mükemmellik ve aşağılık durumları.

            İnsan;  hiç eksiği ve fazlası olmayacak bir tarzda, yaratıcı tarafından en mükemmel bir şekilde yaratılmıştır.  Yine aynı insan, kendi isteği ve iradesiyle hayvanlardan da aşağılık bir seviyeye de inebilmektedir.

            Tîn 4-5:”Biz gerçekten insanı (noksansız, dört dörtlük) en güzel bir biçimde yarattık. Sonra onu, (kötü ve çirkin amelleriyle, küfre varınca) aşağıların da aşağısına (hayvanlardan da aşağılık bir seviyeye) çevirdik.”

234. Kısas. Adam öldürmek.

            Haksız yere bir insanı öldüren, bütün insanlığı öldürmüş gibi olur. Kısasta diyet daha hayırlıdır. Kimse,  tek başına, kimseyi yargılama, hüküm verme ve öldürme hakkına sahip değildir. Hükmü kanunlar ve mahkemeler verir.

            Mâide 32:”… Kim kısas gerekmeksizin (haksız yere) veya yeryüzünde fesat (şirk, İslama ve Müslümanlara hakaret) olmaksızın bir kimseyi öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur.”           

            Bakara 178: ”Ey iman edenler; (kasten) öldürülmüşler için size kısas (misilleme yapmak) farz kılındı. Hür ile hür, köle ile köle, kadın ile kadın kısas olunur. (ölen Müslüman olduğu halde, öldüren hür köle ve kadın her kimse kısas olunur, yani öldürdüğüne karşılık öldürülür). Öldürülmüş olanın kardeşinden (verese ve velisinden) katilin lehine olacak bir şey bağışlansa da kısas düşürülse, ölünün velisi, hakkında ziyade olmayarak, örfe göre diyet almalıdır; katil de maktulün velisine, icap eden diyeti güzel bir biçimde ödemelidir. İşte böyle affederek diyet almak, Rabbiniz katından size kolaylık ve bir merhamettir. Kim bu bağışlama ve diyeti alıştan sonra katil veya katilin akrabasıyla düşmanlık yaparak tecavüzde bulunursa, onun için Ahirette çok acıklı bir azap vardır.

            Bakara 179: ”Ve bu kısasta sizin için bir hayat vardır, ey tam akıl sahipleri, (umulur ki sakınasınız) gerek ki haksız yere adam öldürmekten korunursunuz.” 

235. İntihar etmek büyük bir günahtır.

            Nisa 29:”…herhangi bir sebeple nefislerinizi öldürmeyin. Şüphesiz ki Allah çok merhametlidir.”

236. Temiz ve güzel giyininiz. Allah’ın bütün nimetlerinden en iyi şekilde yararlanınız ve yararlandırınız.

            A’râf 31:”Ey Âdemoğulları; her namazınızda süslü elbisenizi giyinin, yeyin, için, israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.”

      A’râf 32:”…de ki, bu ziynet ve hoş rızık, Dünya hayatında, iman edenler içindir.”

            Yunus 55:”Biliniz ki, göklerde ve yerde ne varsa, hepsi Allah’ındır…”

            Mâide 87:”Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı nimetlerin temiz ve hoşlarını kendinize haram etmeyin, aşırı gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.”

            Müddessir 14:”Elbiseni de (daima) temiz tut.”

237. Ortaklık. Gerçek iman ve amel sahibi kişilerle ortaklık yapınız.

            Şuursuz ve sahtekârlığa meyilli kişiler ile ortaklık yürümez. Bir insanı bir kez deneyiniz. Kötü ve güvenilmez kişilerle hiçbir işe girmeyiniz.

            Sâ’d 24:”…gerçekten, ortakların çoğu birbirine haksızlık eder; ancak iman edip de salih ameller işleyenler müstesnadır. Onlar da ne kadar azdır.”

238. Teşkilatçılık, idarecilik.

            Gerçek müminler; disiplinlidirler, itaatkârdırlar, teşkilatçıdırlar, sivil toplumcu ve sosyaldırlar, birbirine bağlı ve saygılıdırlar, izinsiz bir yerden ayrılmazlar, hayırlı işler için mazeret üretip geri kalmazlar, işlerinde birlikte hareket ederler.

            Nur 62:”Gerçek müminler ancak o kimselerdir ki, Allah’a ve Resulüne iman etmişler ve toplu bir iş de bulundukları vakit de Peygamberden izin almadıkça bırakıp gitmezler. Doğrusu senden izin isteyenler, Allah’a ve Resulüne iman eden kimselerdir. Bu bakımdan bazı işleri için senden izin istediklerinde sen de onlardan dilediğin kimseye izin ver.”

            Tevbe 44:”Allah’a ve Ahiret gününe inananlar, mallarıyla, canlarıyla savaşmak istediklerinden ötürü geri kalmak için senden izin istemezler. Allah sakınanları bilir.”

            Tevbe 45:”Ancak Allah’a ve Ahret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşüp şüphelerinde bocalayan kimseler senden izin isterler.”

            Nisa 59:”Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygambere ve sizden olan idarecilere de itaat edin…” (İtaat Allah’a itaat edenedir. Kâfir, münafık, fasık idareciye ya da Müslüman olduğu halde İslâma aykırı bir emir verenin emrine itaat olunmaz)

            Enfâl 24:”Ey müminler; Peygamber sizi hayat verecek olan şeriat emirlerine davet ettiği zaman, Allah’a ve Resulüne icabet edin…”

239. Kâfirlerle dostluk yapanlar ve nifakçıların durumları.

             Gizli ve aşikâr olarak,  İslam toplumunun içerisindeki nifakçılar, kâfirlerle dostluk kurup, ittifak ederek İslam’a ve Müslümanlara karşı savaş açarlar, mağlûp etmeye, engel olmaya çalışırlar. Kâfirler istemese de Allah yeryüzünde nurunu tamamlayacaktır. Müslümanların düşmanları eninde sonunda mağlup olacak ve cezalarını bulacaklardır.

            Mâide 52:”Onun için kalplerinde nifak hastalığı olanları görürsün ki, kâfirlerle dostluk yapmak hususunda yarışırlar. Korkarız ki bir zaman inkılâbı ile İslâm mağlûp olur, derler. Fakat yakındır ki, Allah Müslümanlara zaferi veya kendi katından bir emri getirir de nefislerinde gizlediklerine pişman olurlar.”

            Tevbe 32: ”Onlar, Allah’ın nurunu (şeriatını) ağızlarıyla (sözleriyle) söndürmek istiyorlar. Fakat kâfirler hoşlanmasalar bile, Allah, muhakkak nurunu tamamlayacaktır.”

            Nur 55: “Sizden iman edip de salih ameller işleyenlere, Allah şöyle vaat buyurdu: Yemin olsun ki, kendilerinden evvel gelen İsrail oğullarını nasıl kâfirlerin yerine getirdi ise, onları da kâfirlerin arazisine getirecek (hâkim kılacak) ve onlara, kendileri için seçtiği dinlerini (İslam’ı) kuvvetlendirip, icra imkanı verecek, onları korkularının arkasından muhakkak emniyete kavuşturacaktır. (Allah Müslümanların düşmanlarını helak edecektir).

240.  Kâfirlerin sahibi yoktur, Müslümanların sahibi ve koruyucusu ise Allah’tır.

            Kâfirlerin ve İslam düşmanlarının dostları kendileri gibi sapık olanlar ve şeytanlardır. Müminlerin ise sahibi Allah’tır. Allah gerçek iman etmiş olanları korur.

            Muhammed 11: ”Çünkü Allah inananların sahibidir. Kâfirlerin ise sahibi yoktur.”

            Enfâl 66:”...şimdi sizden sabredecek (gerçek iman sahibi) yüz kişi olursa iki yüzü yenerler. Eğer sizden bin olursa, Allah’ın izniyle iki bine galebe çalarlar. Allah sabredenlerle beraberdir.”

 

 

 

 

 

 

 

 

241. Diyalog ve iletişim.

            Müslüman herkesle iyi bir diyalog ve iletişim içerisinde olur, sosyaldir, tatlı dil ve güler yüzle gönülleri fetheder. Cahillerden, kötü ve cahil kişililerden uzak durur. Mütevazı ve alçak gönüllüdür. Herkesin seviyesine göre hareket eder. Sevilen, saygı duyulan ve güvenilen bir kişilik ve karakter sahibi olur.

            Enfâl 63:” Ve kalplerinin arasını sevgi ile birleştirdi. Yoksa yeryüzünde ne varsa harcasaydın, yine onların kalplerini birleştiremezdin. Fakat Allah onların aralarını sevgi ile birleştirdi. Çünkü Allah her şeye galiptir, hükmünde hikmet sahibidir.”

            Furkan 63:”Allah’ın makbul kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürürler. Kendilerine cahiller laf attıklarında Allah size selamet versin’ derler.”

242. Hastalık ve musibetlerle imtihan.

            Allah insanları hastalık ve musibetlerle çeşitli

 Şekillerde imtihan eder.

            En’am 42 ”Ant olsun ki, biz, senden önce bir takım ümmetlere peygamberler gönderdik; dinlemediler de onları, şiddet ve zaruretlerle kıvrandırdık... Olur ki yalvarırlar.”

            En’am 43:”Hiç olmazsa, böyle şiddetimiz onlara geldiği zaman, bari yalvarsaydılar! Fakat kalpleri katılaşmış, şeytan da bütün yaptıklarını, kendilerine süslü göstermişti.”

            Nisa 144:”Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri (kuklaları, onların dostlarını) veli edinmeyin (başınıza idareci olarak geçirmeyin). Azabınızı gerektirecek açık bir hüccet Allah’a vermek ister misiniz?”

243. Tevbe.  Allah samimi ve bir daha bozulmamak üzere yapılan tevbeleri kabul eder.

            Pişmanlık duyularak ve bir daha işlenmemek düşüncesi ve kararlılığıyla yapılan tövbeler makbul olandır ve kabulü kesin olan tövbelerdir. Tevbe samimiyet ve ciddiyetten uzak bir şekilde yapılmamalıdır. Son nefeste tövbe kabul edilmez.

            Tahrim 8: “Ey iman edenler! Allah’a öyle tövbe edin ki, tam bir pişmanlıkla, halis bir tövbe olsun; olur ki Rabbiniz, kötülüklerinizi örter ve sizi (ağaçları) altından ırmaklar akan cennetine koyar.”

            Nisâ 17: “Ancak Allah’ın kabul edeceğini vaat buyurduğu tevbe, o kimseler içindir ki, cahillikle bir kabahat yaparlar da sonra çok geçmeden tevbe ederler. İşte Allah bunların tövbelerini kabul buyurur. Allah ihlâsla teybe edenleri hakkıyla bilicidir.”

            Zor kabul edilen tevbe:

            Tahrim 8:”...Allah’a öyle teybe edin ki, tam bir pişmanlıkla, halis bir tevbe olsun.”

            Kabul edilmeyen tövbe:

            Nisa 18:”O kimseler ki, kötü işlerde ısrar ederken, onlardan birine ölüm gelip hayattan ümidini kesince; ben şimdi tevbe ettim der, o kimseler için tevbe yok (tövbesi makbul değildir). Kafir oldukları halde ölenlere de tövbe yok. İşte biz onlar için Ahirette acıklı bir azap hazırlamışızdır.”

244. Sevap ve günah: Sevabın on mislisi günahın da bir mislisi yazılır. (bire on misli sevap verilir)

            Allah’ın rızasını kazanmak için devamlı iyilik yapılmalı, sevap kazanılmalıdır.  Çünkü sevapta bire on misli ecir verilmektedir.

            En’âm 160:”Kim bir hayırlı ve güzel bir amelle gelirse, ona on misli sevap verilir. Kim de bir günah ile gelirse ona ancak misli ile (günahı kadarla) ceza edilir. Onlar (gerek iyilik, gerek kötülük yapanlar) haksızlığa uğratılmaz.”

245. Büyüklük taslayanları, kibirli kişileri Allah da, onun kulları da sevmez.

İnsanlar arasında; malıyla, makamı ve mevkisiyle, tahsiliyle, ırkı ve sınıfıyla farklı havalara girenler, kibirlenip böbürlenenler, insanları hakir ve küçük görenler, halka tepeden bakanlar ve büyüklük taslayanlar kötü kimselerdir. Allah bu tür kimseleri sevmez, Müslümanlarda bu tür özelliklerin hiç birisi bulunmaz, insanlar bu tür şahsiyetlerden asla hoşnut olmazlar onları aralarından tecrit ederler, dışlarlar. Müslümanlar ve iyi insanlar; alçak gönüllü ve mütevazıdirler. Ayakları yere basar, toplumun hoş görmeyeceği hal ve hareket içerisinde olmazlar.

            Lokman 18:” (Kibirlilerin yaptığı gibi) İnsanlara yüzünün yanını çevirme ve yeryüzünde çalımla yürüme. Çünkü Allah, büyüklük taslayıp, övünenleri sevmez.

            Nisa 86:”Allah, kurumlu ve böbürlenen kimseleri sevmez.”        

246. Hilekârlık: Müslümanlara karşı hilekârlık yapıp, tuzak kuranların ve çifte standart uygulayanların cezaları.

Allah hilekârların ve fenalık tuzaklarını kuranların tuzaklarını başlarına kakıvericidir.

            Rab 42: “Onlardan önceki kâfirler de peygamberlerine karşı hile ve tuzaklar kurdular; fakat bütün hilelerin cezası ancak Allah’a mahsustur. Her nefsin ne yapacağını O bilir. Kâfirler de, yakında bu dünyanın sonu kimindir bilecektir.”

            Nâhl 45: “Artık fenalık tuzaklarını kuranlar, Allah’ın kendilerini yere geçirmesinden yahut bilemeyecekleri taraftan kendilerine azap inmesinden emin mi oldular.”

247. Haset ve kıskançlık.

Haset, kıskançlık ve çekememezlik Müslümanlara değil, münafık ve kâfirlere has bir özelliktir.

            Felâk 5:”Bir de hasedini meydana çıkarıp, gereğini yapmaya koyulduğu zaman, kıskananın şerrinden... (Allah’a sığınırım, yalvarırım).

            Bakara 105:”Ne ehli kitaptan olan kâfirler, ne de müşrikler, size Rabbinizden hiçbir hayır indirilmesini sevmez ve istemezler. Allah nübüvvet ve vahyi, rahmetiyle dilediği kimseye tahsis eder. Allah büyük ihsan sahibidir.

      ”(Bakara 109, Nisa 54, Felâk 5, Al-i İmran 180’e de bakabilirsiniz).

 

 

248. İyi hali de, kötü hali de veren Allah’tır.

İnsan Rabbine karşı nankörlük etmemelidir. Hayrı ve şerri imtihan için veren Allah’tır.

            Hûd 9:”İnsanoğluna tarafımızdan bir rahmet (sıhhat ve zenginlik) tattırıp da sonra bunu çekip alıversek, şüphesiz ki o, Allah’ın ihsanından tamamen ümidini kesen, evvelki nimeti unutan, nankör bir kimse olur.”

            Hûd 10: ”Fakat ona dokunan bir dertten sonra, kendisine bir nimet tattırırsak, ‘doğrusu benden bütün fenalıklar gitti’ der ve şüphesiz sevinir, öğünür.”

            Hûd 11:”Ancak her iki halde de sabredip, Salih amelleri işleyenler müstesnadır. İşte bunlar için bir mağfiret ve büyük bir sevap vardır.”

249. Rüşvet, kumar, gasp ve dolandırıcılık.

            Bakara 188: ”Aranızda birbirinizin mallarını hırsızlıkla, kumar ve gasp gibi haksız sebeplerle yemeyin ve insanların mallarından bir kısmını bile bile yalan şahitlik gibi günahla yemek için o malları rüşvet olarak hâkimlere aktarmayın.”

250. Faizi alan da, veren de her iki dünyada cezasını görür.

            Faiz alıp verenlerin Dünya ve Ahiretteki halleri (cezaları):

            Bakara 275: ”Faiz yiyen kimseler, kendisine şeytan çarpmış olan nasıl kalkarsa, mezarlarından öylece kalkarlar. Bu halde olmaları ‘alış veriş aynen faiz gibidir’ demeleri yüzündendir. Hâlbuki Allah alışverişi helal ve faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kim kendisine Rabbinden bir öğüt gelip faiz yemekten sakınırsa, daha önce aldığı faiz ona bağışlanır; geri alınmaz ve bundan sonra onun işi (affedilişi) Allah’a aittir. Kim de haram olan ribayı helal diye yemeye dönerse, işte onlar cehennemliktirler, o ateşte ebedi olarak kalacaklardır.”

251. Hırsızlık. Hırsızlık yapmanın cezası ve tevbe eden hırsızların durumu.

Madde 38:”Erkek hırsızla kadın hırsızın, yaptıklarına karşılık ve Allah’tan bir azap olmak üzere, (sağ) ellerini kesin.”

            Mâide 39:”Kim yaptığı hırsızlık zulmünden tövbe eder ve halini düzeltirse,  muhakkak ki, Allah onun tövbesini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.”

252. İçki, kumar, fal ve canlı cansız putlara tapmak şeytanın işidir.

            Mâide 90:”Ey müminler! Şarap (içki içmek) kumar oynamak, ibadet için dikilen putlar, (cahillik devrinde kullanılan) fal okları hep şeytanın işinden pis birer şeydir. Onun için bunlardan sakının ki, kurtulasınız.”

            Mâide 91:”Muhakkak şeytan, şarapta ve kumarda aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi Allah’ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık siz bunlardan sakınmaz mısınız?” (Bakara 219: İçkinin faydası, zararından daha azdır.)

 

 

 

253. Mücadele etmek ve başarmak.  Her zorluğun arkasından bir kolaylık gelir.

   Mümin zoru seçmelidir, gerçek başarı zoru başarmaktır. Kolay olanı herkes yapabilir. Mühim olan kimsenin yapamadığını, başaramadığını yapmak ve başarmaktır. Mümin zorluklar karşısında bıkmaz, girişimci, mücadeleci ve sabırlıdır. Girdiği her işi başarı ile tamamlar, yarıda bırakmaz, zorlukları ve engelleri aşmada deneyimlidir.

            İnşirah 5: “Demek ki zorlukla beraber bir kolaylık vardır.”

            İnşirah 6: “Evet, muhakkak güçlükle beraber bir kolaylık var.”

            İnşirah 7: “O halde (memur bulunduğun bir işi bitirip) boşaldın mı, (yine başka bir iş ve ibadet için) kalk yorul.”

            Ahzâp 3: “Allah’a tevekkül et, (güven, işini onun vekâletine bırak) sana (bütün işlerde) vekil, Allah yeter.”

            Bakara 250: “Rabbimiz üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam tut ve o kâfir millete karşı bize yardım et.”

254: İslâm dinine mensup olmayanlar Cennet’e giremezler.

            Al-i İmhan 85: “Kim İslâm’dan başka bir din ararsa, o istediği din asla kendisinden kabul olunmaz ve Ahrette de o, ebedi azap çekenlerdendir.”

255. Allah zalimleri (kâfir ve münafıkları kötü kimseleri) başarıya ulaştırmaz.

          En’am 21:”Allah’a iftira ederek yalan uyduran veya onun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kim olabilir? Şüphe yok ki o zalimler kurtuluşa eremezler.”

256. Şeytana uymayın. Şeytan insanı kuruntulara ve vesveseye düşürür, aldatır.

          Nisa 119:”...kim Allah’ı bırakıp da şeytanı bir dost edinirse, gerçekten bir ziyana düşmüştür.

          Nisa 120:”Şeytan onlara vaat eder, onları uzun emel ve kuruntulara düşürür. Şeytanın kendilerine vaat ettikleri aldatmadan başka bir şey değildir.”

257. Gayri müslimlere karşı muamele şekli.

          Müntehine 8: “Allah din hususunda sizinle savaşmış, sizi yurtlarınızdan da çıkarmamış kimselere sadakat göstermenizden, onlara iyilik etmenizden, onlara adalet yapmanızdan sizi yasaklamaz; çünkü Allah adalet yapanları sever.”

258. Zina: Zina edenlerin ve Müminlere zina iftirasında bulunanların cezaları.

            İsrâ 32:”Zinaya yaklaşmayın, çünkü o pek çirkindir ve kötü bir yoldur.”

            Nisa 15:”Kadınlarınızdan zina edenlere karşı içinizden dört şahit getirin. Onlar şahitlik ederlerse, bu kadınları ölüm yok edinceye yahut Allah kendilerine çıkış için bir yol açıncaya kadar kendilerini evlerde hapsedin.”

            Nur 2:”(Bekâr olup da) zina eden kadınla zina eden erkeğin her birine yüz değnek vurun. Allah’a ve Ahiret gününe inanıyorsanız, bunlara Allah’ın dini hususunda merhametiniz tutmasın. Müminlerden bir topluluk da, bunların ceza tatbikinde şahit bulunsun.”

            Nur 4:”İffetli Müslüman kadınlara zina iftira edenler, sonra dört şahit getiremeyenler, işte bunlara seksen değnek vurun. Bunların şahitliklerini ebediyken kabul etmeyin. Bunlar asıl fasıklardır.”

            Nur 5:”Ancak bu iftiralardan sonra tevbe edip, hallerini düzeltenler hakkında Allah gafurdur, çok bağışlayıcıdır, rahimdir ve merhametlidir.”

259. Kuran’ın koruyucusu Allah’tır.

            Hicri 9:”Hiç şüphe yok ki, Kur’an-ı biz indirdik ve muhakkak ki onu, tarif ile tebdilden (değişikliğe uğramaktan) biz koruyacağız.”

260. Dua: Allah Müminin duasını kabul eder. (Kuran’a uyanların, uyacak olanların ve samimi olanların duası kabul edilir)

            Bakara 186: “(Ey Resulüm), Kullarım sana, benden sorarlarsa, muhakkak ki ben çok yakınımdır; bana dua edince dua edenin duasını kabul ederim. O halde onlar da benim davetime koşsunlar ve bana hakkıyla iman etsinler ki, doğru yola ulaşmış olsunlar.”

 

 

 

261. Dua ve zikretmenin usulü. Duada aşırı gitmekten, samimiyetsizlikten sakının.

            A’râf 55:”Rabbinize yalvararak ve gizlice dua edin. Muhakkak ki Allah bağırıp, çağırarak haddi aşanları sevmez.”

            A’râf 205:”Sabah ve akşam, içinden yalvararak ve korkarak, aşikârdan (fakat yüksek sesle değil) bir sesle Rabbini an (dua ve zikir ile) gafillerden olma.”

262. Kürtaj. Kürtaj yapmak ve yaptırmak, bir insanı öldürmek gibidir.

            En’âm 151:”...Allah’ın muhterem kıldığı nefsi (canı) haksız yere öldürmeyin.”

263. Bidat ve hurafelerden uzak durunuz.

Atalarınızdan ve cahilliye çağından kalan, İslam’la hiç bir alakası olmayan uygulamaları ve inançları terk edin.

Mâide 103:”Allah, (cahiliye devrindeki adet üzere) kulağı yarılıp salıverilen ve putlara adak yapılan develerle, putlar için kesilen erkek koyunların ve sırtı yükle haram kılınan develerin hiç birini meşru kılmamıştır. Fakat küfredenler Allah’a yalan uydururlar.

Mâide 104: ”Onlara; Allah’ın indirdiği Kur’an hükümlerine ve peygamberlerin sünnetine gelin denildiği zaman: Bize, atalarımızı üzerinde bulunduğumuz din yeter” diyorlar. Ya ataları bir şey bilmiyor, doğru yola gitmiyor idiyseler (körü körüne onların adet ve inançlarına mı uyacaklar )

264. Gizlemek: Bilgiyi gizleyenlere Allah lanet eder.

Dünyalık menfaatleri icabı Allah’ın hükümlerini ve insanlara faydalı olacak ilim ve bilgileri gizleyenlerin vay haline.

Bakara 159:”İndirdiğimiz apaçık hükümleri ve doğru yolu, insanlara biz kitapta beyan ettikten sonra, gizleyenler (var ya) şüphesiz Allah onlara lanet eder. (onları rahmetinden kovar) ve bütün lanet edebilenler de onlara lânet okur.”

265. Emanet: Gerçek müminler emanete ihanet etmezler, işlerinin ve emanetlerinin idaresini güvenilir ve ehil kişilere verirler.

Müminler işleri; makam, mevki, şan şöhret, eş dost ve hatır sahibine değil, gerçekten o işi en iyi bilen, layık olan,   güvenilen kişilere verirler.

Mü’mimun 8:”Onlar ki, (Gerçek müminler) emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler.”

Nisa 58:”Gerçekten Allah, size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman, adalete hükmetmenizi emreder.”

Bakara 283:”...kendisine güvenilen kimse, üzerindeki emanet borcunu kendisine ödesin ve Rabbi olan yüce Allah’tan korksun.”

266. İnsana gücü yetecek kadar sorumluluk verilmiştir.

Güçlüğün ardından kolaylık gelir, İslam kolaylık dinidir. İnsan sabır ve tahammül bakımından çok zayıftır.

Talâk 7:”...Allah bir kimseyi, ancak ona verdiği şeyle mükellef kılar. Allah bir güçlüğün arkasından bir kolaylık ihsan eder.”

Nisa 28:”Allah din hususundaki ağır teklifleri sizden hafifletmek ister. Zira insan sabır ve tahammül tarafından çok zayıf yaratılmıştır.”

267.  Elinizden çıkana üzülmeyin.

 Bir şey elinizden çıkınca üzülmeyiniz ve elinize geçenle de sevinip böbürlenmeyiniz.

Hadid 23: (Her şey yazıldı ve tespit edildi ki, Dünya nimetlerinden) elde edemediğinize üzülmeyesiniz ve (Allah’ın) size verdiğine de (nimetin emanetine) güvenip sevinmeyesiniz. Allah çok öğünüp gururlanan kimseyi sevmez.”

268. Canlıların tamamı Allah’ı zikrederler ve O’na secde ederler.

 Yerdeki ve göklerdeki canlıların tümü Allah’ı zikredip, O’ na secde ederler.

Nâhl 49:”Göklerde ve yerde bulunan tüm canlı ve melekler, büyüklük taslamaksızın Allah’ı secde ederler (zikrederler).

Nur 41:”Görmedin mi ki, göklerde ve yerde olan şeyler ile saf saf uçan kuşlar Allah’ı tesbih ederler. Hepsi kendi duasını ve tesbihini bilir. Allah onların yaptıkları şeyleri bilicidir.”

269. Ölçü ve tartıyı doğru yapınız.

İsrâ 35:”Ölçtüğünüz zaman tam ölçün, doğru terazi ile tartın. Bu (doğru ölçmek ticaretiniz için) daha hayırlıdır ve netice itibariyle de daha güzeldir.”

 

 

 

270. İslâm düşmanları, açıkça kâfir ve münafık olduklarını söylemezler, gizlerler.

Din düşmanları hem İslâm’a ve Müslümanlara her türlü hakaret ve saldırılarını devam ettirirler, hem de Müslüman olduklarını söylerler.

Tevbe 74:”Münafıklar Allah’a yemin ediyorlar ki, (Peygambere alay ve ona hakaret sözünü) söylemediler. Ant olsun ki o küfür kelimesini söylediler ve İslam’ı kabul ettiklerini açıkladıktan sonra da kâfir oldular. Ve başaramayacakları bir işe giriştiler.”

271. Allah’tan korkmak veya sevmek O’nun emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından da sakınmakla mümkün olur.

Enfal 29:”Ey müminler! Eğer Allah’tan korkarsanız (emirlerine bağlanır, yasaklarından sakınırsanız) O, size hak ile batılı ayırt edecek bir anlayış ve nur verir. Günahlarınızı örter ve sizi bağışlar. Allah çok büyük lütuf sahibidir.”

272. İslâm’ı yaşamayanlar ve Allah’ı zikretmeyenler ziyandadır.

İslâm olarak doğup, Müslümanların içinde yaşadığı halde, Allah’ın emir ve yasaklarını hiçe sayan sapıklardan olmayın.

Zümer 22:”Kalpleri Allah’ı anmak hususunda katılaşmış olanlara yazıklar olsun; işte bunlar apaçık sapıklıktadırlar.”

 

 

273. Allah’ın emirlerinde hiç bir değişiklik bulamazsınız.

Ahzâp 62:”Allah’ın geçmişte uyguladığı yasası budur ve Allah’ın yasalarında bir değişiklik bulamazsın.”

274. Yaratmak Allah’a mahsustur. Allah’tan başka kimse, hiçbir şeyi yaratamaz.

Nâhl 20:”Allah’ı bırakıp taptıkları şeyler, hiç bir şey yaratamazlar; esasen kendileri yaratıktır.”

275. Heva ve hevesini tanrı edinenler.

Nefsinin arzularını putlaştırıp, ona uyanların ve ilmi olduğu halde ameli olmayan kişilerin durumu.

Casiye 23: “Ey Muhammed! Heva ve hevesini tanrı edinen, bilgisi olduğu halde Allah’ın şaşırttığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünü perdelediği kimseyi gördün mü? Onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Ey insanlar anlamaz mısınız?”

276. Musibetler. Başınıza gelen musibetler Allah’ın planladığı şekildedir ve imtihanın bir parçasıdır:

Hâdid. 22:”Yeryüzünde ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, o, kitapta bulunmasın. Doğrusu bu Allah’a kolaydır.”

 

 

 

 

277. Tartışma: Kâfirlerden başkası, Kur’an hükümleriyle ilgili tartışmaya girmez.

Mümin 4:”Allah’ın ayetleri üzerinde inkâr edenlerden başkası tartışmaya girmez. Ey Muhammed! İnkârcıların memlekette gezip dolaşması seni aldatmasın.”

278. Korkmak. İnsanlardan ve insanların çıkardığı kanunlardan korkup da, Allah’tan korkmayan gafillerden olmayın

Ahzâp 37:”...Allah’ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. İnsanlardan çekiniyordun; oysa Allah’tan çekinmen daha uygundu...”

279. Şeytanın nüfuzu gerçek müminlere tesir edemez.

Nâhl 99 – 100: ”Doğrusu şeytanın inananlar ve yalnız Rablerine güvenenler üzerinde bir nüfuzu yoktur. Onun nüfuzu sadece onu dost edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir.”

280. Akıl sahibi müminler Kuran’a tam olarak uysunlar (nefsine ve şeytana değil) düşünüp, öğüt alsınlar.

En’âm 155:”Bu indirdiğimiz, kutsal kitaptır. Öyleyse ona uyunuz ve sakınınız ki merhamet olunasınız.”

Nisa 4:”Kur’an-ı durup düşünmüyorlar mı? Eğer O Allah’tan başkasından gelseydi, onda çok çelişkiler bulurlardı.”

Râd 29:”Sana indirdiğimiz bu kitap mübarektir. Ayetlerini düşünsünler, aklı olanlar da öğüt alsınlar.”

281. Huzur İslâm’dadır.

Râd 28:”Kalpler ancak Allah’ı anmak ile huzura kavuşur.”

282. Hâkimiyet.

 Hâkimiyet kayıtsız şartsız Allah’ındır

Nur 42:”Göklerin ve yerin egemenliği Allah’ındır. Dönüş Allah’adır.

Nur 44 – 45:”Allah geceyi gündüze, gündüzü geceye çevirir. Doğrusu görebilenler için bunda ibretler vardır. Allah Bütün canlıları sudan yaratmıştır. Kimi karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayakla yürür, kimi dört ayakla yürür. Allah dilediğini yaratır. Allah şüphesiz her şeye kadirdir.”

283. Kulluk, şükür, teslimiyet ve dönüş Allah’adır.

Ankebût 17:”Ey putperestler; Siz Allah’ı bırakıp da bir takım putlara tapıyor,  asıl olmayan sözler uyduruyorsunuz. Doğrusu Allah’tan başka taptıklarınızın size rızk vermeye güçleri yetmez. Artık rızkı Allah katında arayın. O’na kulluk edin. O’na şükredin. Siz ona döneceksiniz.”

A’râf 3: ”Rabbinizden size indirilen kitaba uyun. Ondan başka dostlar edinerek, onlara uymayın. Pek az öğüt dinliyorsunuz.”

284. İhtiyatlı ve sabırlı olunuz, aceleci olmayınız. Allah’ın istediği er ve geç gelecektir, aceleci olmayınız.

Nâhl 1:” Allah’ın buyurduğu gelecektir; acele gelmesini istemeyin. Allah ortak koştukları şeylerden münezzehtir, yücedir.”

 

 

285.Cennetteki nehirler ve meyveler, dünya hayatlarını; iman, cihat ve çilelerle geçirenler için hazırlanmıştır, onlara söz verilmiştir.

Muhammed 15:”Korunanlara söz verilen cennetin durumu şudur: İçine bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır. Bunlar, ateşte ebedi kalan ve bağırsaklarını parça parça kesen sıcak suyun içildiği kimseler gibi olur mu?

286. Müslüman için on önemli emir.

En’âm 151–152–153:”De ki; gelin, Rabbinizin size haram kıldığını okuyalım. 1-O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın, 2-Ana babaya iyilik edin, 3-Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin; sizi de onları da biz besliyoruz. 4-Kötülüklerin açığını da, kapalısını da terk ediniz. 5-Haksız yere Allah’ın yasakladığı cana kıymayın. Düşünesiniz diye Allah size bunları tavsiye etti. 6-Yetimin malına yaklaşmayın. Yalnız ergenlik çağına erişinceye kadar en güzel biçimde (sarf edebilirsiniz), 7-Ölçü ve tartıyı tam ve adaletle yapın. Biz kişiye gücünün yettiğinden fazlasını teklif etmeyiz, 8-Söylediğiniz zaman doğru söyleyin, 9-Ve Allah’a verdiğiniz sözü tutun. Hatırlayıp öğüt alasınız diye (Allah) bunları size tavsiye etti, 10-İşte benim yolum budur. Ona uyun (başka) yollara uymayın ki; sizi onun yolundan ayırmasın (Azabından korunmanız için Allah size böyle tavsiye etti.)

287. Yemin: Her şey için yemin etmeyin, yeminlerinizin sorumluluğunu iyi bilin.

Bakara 224: “Allah’ın adını yemin (ettiğiniz işlerinize) iyilik etmenize (kötülükten) korunmanıza ve insanların arasını düzeltmenize engel yapmayın. Allah, işiten, bilendir.

Mâide 89: ”Allah sizi, yeminlerinizdeki lağıvdan (kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerden) ötürü sorumlu tutmaz. Fakat bilerek yaptığınız yeminlerden ötürü sizi sorumlu tutar.”

288. Mümin güvenilir olan kimsedir. Güvensizlik verecek hal ve davranışlardan uzak durunuz.

Bakara 283:”...birbirinize güvenirseniz, kendisine güvenilen kimse emaneti ödesin, Rabbi olan Allah’tan korksun...”

Mü’mimun 8–10: “Ve o (mümin) onlar emanetlerine ve ahitlerine riayet ederler. Onlar namazlarını korurlar. İşte varis olacak onlardır.”

289. Sabır, disiplin ve cesaret.

Mümin iseniz, sabırlı, disiplinli, cesur ve mücadeleci olunuz.  Bunlar ile imtihan edildiğinizi ve meleklerin amel notlarınızı tuttuğunu sakın unutmayın.

Al-i İmran 200:”Ey inananlar, sabredin, direnin. Savaşa hazırlıklı, uyanık bulunun ve Allah’tan korkun ki başarıya eresiniz.

Bakara 156–157:”Ant olsun, sizi korku, açlık, mallarınızdan, canlarınızdan ve ürünler (iniz) den eksiltmek gibi şeylerle deneriz; sabredenleri müjdele ki, onlara bir bela eriştiği zaman; “Biz Allah içiniz ve biz O’na döneceğiz” derler. İşte Rabbinizden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır ve doğru yolu bulanlar da onlardır.”

Zümer 10:” Ancak sabredenlere, mükâfatları hesapsız olarak ödenecektir.”

Furkan 75:”İşte onlar sabretmelerine karşılık saraylarda ödüllendirilecekler ve orada bir sağlık dileği ve selam ile karşılanacaklardır.”

Al-i İmran 173:”Onlar ki, halk kendilerine (düşmanınız olan) insanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun deyince (bu söz) onların imanını arttırdı. Ve Allah bize yeter. O ne güzel vekildir dediler.”

290. Nefsinizin arzularına tutsak olmayınız.

Kehf 28:”Nefsinizi, sabah, akşam, rızasını isteyerek Rablerine yalvaranlarla beraber tut. (Onlarla beraber bulunmaya candan sabret). Gözlerin dünya hayatının süsünü isteyerek onlardan başka yana sapmasın. Kalbini bizi anmaktan alıkoyup nefsinin arzusuna uyan ve işi hep ayrılık olan kişiye itaat etme.”

291. Böbürlenmek.

 Yaptığı ve yapmadığı işlerle, makam, mevki ve tahsiliyle (bilgisiyle) övünen zavallıların haline düşmeyin.

Nisa 36:” Allah, kurumlu, böbürlenen insanları sevmez.”

İsrâ 37: “Yeryüzünde kabara kabara yürüme. Çünkü sen yeri yırtamazsın, boyca da dağlara erişemezsin.”

Al-i İmran 188:”O ettiklerine sevinen, yapmadıkları şeylerle övünmeyi sevenlerin, azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için acı bir azap vardır.”

292. Kıskanç ve dedikoducu zavallı gafillerin halleri.

Felâk 5:”De ki ve haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden (karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran Rabb’e sığınırım).

Hümeze 1-2: “(İnsanları) diliyle çekiştiren, kaş ve gözüyle işaretler yapıp, alay eden her fesat kişinin vay haline!”

293. Hıyanet ve hile.

Güçsüz gördüğünüz insanlara hile ve hıyanet etmeyiniz. Hıyanet ve entrika şeytanların dostu olan kâfirler ve zalimlere ait bir özelliktir.

Nâhl 92:”Bir topluluk diğer bir topluluktan (sayıca ve malca) daha çok olduğu için, yeminlerinizi aranızda bozucu bir vasıta yaparak, ipliğini kuvvetli büktükten sonra çözen kadın gibi olmayın (yani kuvvetli taraf yeminini bir hile vasıtası yaparak zayıf tarafa zulmetmesin. Kuvvetliye verdiğiniz sözde durup da zayıfa karşı ettiğiniz yeminden caymayınız.) Çünkü Allah sizi bununla deniyor.”

Al-i İmran 161:”...kim emanete hıyanet eder, aşırırsa kıyamet günü aşırdığını boynuna yüklenip, getirir.”

 

 

 

 

 

294. Hiçbir şey insanı ibadet ve itaatten alıkoymaz.

            Her türlü ekonomik, sosyal ve kültürel faaliyetler, müminleri gerektiği şekilde ve huşu içinde ibadet ve itaat etmekten alıkoymaz.

Nur 37:”Bunları (Müminleri) ne ticaret ve ne de alışveriş Allah’ı anmaktan, zekât vermekten, namaz kılmaktan alı koyar.”

Cum’a 9:”Ey insanlar! Cum’a günü namaz için ezan okunduğu zaman Allah’ı anmaya koşun; alım satımı bırakın; bilesiniz ki bu sizin için daha hayırlıdır.”

295. İnanç ve düşünce özgürlüğü İslam’da vardır.

Bakara 256:”Dinde zorlama yoktur.”

Yunus 99: “Rabbin isteseydi, yeryüzündekilerin hepsi inanırdı. O halde sen mi insanları inanması için zorlayacaksın?”

En’âm 108:”Allah’tan başka yalvardıklarına sövmeyin ki; onlar da sınırı aşıp Allah’a sövmesinler.”

Ankebût 46:”İçlerinden zulmedenleri hariç, kitap ehliyle, ancak en güzel tarzda mücadele edin.”

296. Astronomi. Allah’ın yüceliğinin alâmetleri.

Dünyayı yöneten Allah’tır. Etrafınızdaki olup bitenlere bakınız, yeryüzünü gezip görünüz, inceleyip araştırınız. Dersler ve ibretler alınız, tefekkür ediniz. Her şey insan için yaratılmıştır.

Bakara 164: “Muhakkak göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün arka arkaya gelişinde, insanlara yarar şeyleri denizde götürüp giden gemide; yeryüzü kuruduktan sonra, Allah gökten yağmur indirerek arzı diriltmesinde, o arzda her türlü hayvanatı yaymasında, rüzgarları her taraftan estirmesinde, yer ile gök arasında Allah’ın emrine tabi bulutta, akıl ve düşünce sahibi olan bir millet için Allah’ın  birliğine, kudret ve yüceliğine delalet eden birçok alametler vardır.”

Râd 2:”Allah gökleri gördüğünüz şekilde, direksiz olarak yükseltendir. Sonra kudretiyle arşı kapladı. Güneşi ve ayı da kulların menfaatine tabi kıldı. Bunlardan her biri belirli bir vakte kadar dolaşıyor. Bütün işleri o idare ediyor. Ayetleri açıklıyor ki, sizler Rabbinize kavuşacağınızı şüphesiz bilesiniz.”

Râd 3:”Arzı enine boyuna uzatıp döşeyen, onda yerli yerinde dağlar ve nehirler yaratıp, meyvelerin hepsinden o anda ikişer ikişer (erkekli - dişili) yapan O’dur. Geceyi gündüze o bürüyor. Muhakkak ki bunda düşünecek bir topluluk için (Allah’ın kudret ve vahametini isnat eden) pek çok deliller vardır.

Nâhl 12–13: ”Geceyi gündüzü, güneşi ayı sizin istifadenize vermiştir. Yeryüzünde muhtelif renklerle yarattığı şeyleri (hayvanat ve bitkileri) de sizin için yaratmıştır.”

Nâhl 15–16: ”Allah yeryüzünde sabit dağlar koydu ki, sizi çalkalamasın. Bir de nehirler ve yollar bıraktı, gerek ki doğru gidesiniz. Daha birçok alametler yarattı. Yıldızla da insanlar yollarını doğrulturlar.”

295.Selâm ve selâmlaşmak.

Nisa 86”(Bir Mümin tarafından) bir selâmla selâmlandığınız zaman, siz ondan daha güzeli ile karşılık verin veya aynı ile mukabele edin.”     (Enam:54, Hud:69 ‘a bakabilirsiniz)

Faydalanılan eserler

Fızılâli’l Kur’an / Prof. Dr. Seyyid KUTUP

Kur’an-ı Kerim ve Meali Âlisi /A. Fikri YAVUZ

Kur’an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı / Dr. Lütfü DOĞAN

Kur’an-ı Kerimden Seçme Mevzular ve İlgili Ayetler

Kur’an Kelimeleri Sözlüğü / H. Hüseyin ÖZKAZANCIGİL

Konularına Göre Kur’an-ı Kerim Fihristi / Nevzat YÜKSEL

Risaleler İhvan-ı Müslimin Lideri / Şehid Hasan EL-BENNA

Kur’an Temel İlkeler / T.B Irving – K.Ahmed – M. M. AHSAN

 

A. Kadir DEMİRCAN Araştırmacı Yazar

            1964 Balıkesir Gönen doğumlu.

  Yazarlık ve yayıncılık hayatına 1988 de 24 yaşında Ankara’da başladı. İlk kitabı Kuran-ı Kerimden Seçme Mevzular ve İlgili Ayetler, 1994 yılında yayınlandı ve satış rekoru kırdı.

 Kitap yazarlığı ile birlikte dergi ve gazete yayıncılığı ve yazarlığı, radyo - televizyon programları yapımcılığı ile reklâm tanıtım filmleri çekti. Temel fotoğrafçılık ve genel olarak basın - yayın - iletişim konularında aktif çalışmaları ile, dini - milli - sosyal -  kültürel ve teknik içerikli konularda; araştırma - inceleme - derleme çalışmaları ve basılmış kitaplarıyla birlikte çeşitli yayın organlarında yayınlanmış yüzlerce makaleleri mevcuttur.

On beş yıl boyunca, fotoğraf, kamera,  sinema - televizyon programcılığı ve basın yayın konularında verdiği derslerde 400 ‘ün üzerinde öğrenci yetiştirdi. Sinema televizyon ve kamera teknikleriyle ilgili iki kitabı üniversitelerde ders ve yardımcı ders kitabı olarak okutulmaktadır.

1987 yılından beri kamu kuruluşlarında da görev yapan yazar, çalıştığı kamu kurumlarının basın yayın ünitelerinde teknik görevler üstlendi ve kamu adına yayınlanan çeşitli yayınları çıkardı.

Türkiye Yazarlar Birliği üyesi de olan yazar, sosyal kültürel ve teknik alanlarda faaliyetler gösteren gönüllü sivil toplum kuruluşlarında çeşitli üst düzey görevlerde bulundu.   

                Toplam 19 telif eser kitabı bulunan yazarın,  sesli, görüntülü ve çeşitli konularda 100 ‘ün üzerinde çalışması ve projesi bulunmaktadır. Yazar 2005 yılından itibaren ulusal televizyon için hazırladığı proje olan “Keşif “ isimli Televizyon Haber Belgesel programının 100 bölümlük yurt içi, 100 bölümlük de yurt dışı  çekimlerine  hazırlanmaktadır.

 

 

 

 

 

 

DEMİRCAN’ın diğer kitapları.

1-Kuran-ı Kerimden Seçme Mevzular ve İlgili Ayetler.                      195. 1994 (Yayınlandı)

2-A’ dan Z’ ye Pratik İmam Hatip Rehberi.

        1995. 294 Sayfa. (Yayınlandı)

3-Video Kamera Fotoğrafçılık ve Televizyon Yapımcılığı.            367 Sayfa.1996 (Yayınlandı)

4-Stratejik Meseleler Ve Kuran’dan Ayetler.

        1996.142 sayfa. (Yayınlandı)

5-Araştırma Yazıları. 1996. 138 Sayfa. (Yayınlandı)

6-A’dan Z’ ye Kamera Televizyon Film Yapım Yönetim 2001. 192 Sayfa. (Yayınlandı)

7-Sıkıntı Ve Stres Hallerine Çözüm Yolları.

        2004.80 Sayfa. (Yayınlandı)

8-Önemli Mevzular Ve Kuran’dan Ayetler.

       Kitap. 2005. 136 Sayfa.(Yayınlandı)

9-Dini ve Milli Açıdan Televizyon Ve Program Yapımcılığı.    222 Sayfa. (Yayına hazır)

10-Müminlerin Temel Özellikleri.

        150 Sayfa. (Yayına hazır)

11-Tefekkürnameler.100. Sayfa. (Yayına hazır)

12-Boşuna Söylenmemiş Sözler. 150Sayfa.(Yayına hazır)

13-Gönen Rehberi.  2005. 500 sayfa. (Yayına hazır)

14-Ölüm Güzel Şey. 70 Sayfa. (Yayına hazır)

15-Fotoğraflarla Sohbet.  Resimli (Yayına hazır)

16-Her Halimize Şükür. 70 Sayfa.  (Yayına hazır)

17-Gönenden Yükselenler.  80 Sayfa. (Yayına hazır)

18-Gönenli Olmak.  Roman. 50 sayfa. (Yayına hazır)

19-İyi İnsan Nasıl Olmalı.  50 Sayfa. (Yayına hazır)

 

 

 

 

 

Şeytan bu kitaba

 Çok kızacak

Bu kitap size ilaç gibi, hakiki dost ve arkadaş gibi gelecek.

Bu kitabı okuyanlar bir kere de yetinmeyip defalarca okuduklarını beyan etmektedirler.

Kısacası bu kitabı okuyanlarla şeytanın arası pek hoş olmamaktadır.

...ve bu kitap tek mesajla

Üç gün içinde elinizde...

Posta dâhil sadece 5 YTL 
Toplu siparişlerde özel indirimler.

Referans Yayıncılık

Sipariş Mesaj Hattı
 0536.606.27.30 – 0546.230.69.22

 

HUZURLU VE SAĞLIKLI BİR YAŞAM İÇİN

Sıkıntı ve stres

Hallerine

 Çözüm yolları

A.Kadir DEMİRCAN

Tavsiyeler - öneriler ve telkinler ile dopdolu olan 80 sayfalık bu muhteşem eser size ilaç gibi gelecek ve elinizden hiç düşürmeyeceksiniz.

 Bu kitaba sahip olan kişi,  kitabı baştan sona özümseyerek ve inanarak okuduğunda, hayata ve olaylara olan bakış açılarında ve düşüncelerinde önemli değişiklerin olduğunu hissedecek, ileriki zamanlarda da  sık sık bu kitaba müracaat etme ihtiyacını  duyacaktır.

       Aslında insan kendi kendisinin doktorudur, uzmanıdır. Kendisine, kendi eliyle zarar veren ve çözümünü de yine kendisi bulabilen bir varlıktır. Gerçek anlamda derdi de şifayı da veren Allah’tır. İnsan ise aramasını ve istemesini bilmelidir.

                Elinizdeki bu kitabın farkı; modern tıbbın, uzmanlıkta otorite şahsiyetlerin, bilimsel ve biyolojik verilerin  öneri ve tavsiyelerinin  tek çatı altında özetlenip derlenmesi  ile birlikte,  benzeri niteliğindeki  birçok eserde fazla ön plana çıkarılmayan ve hatta hiç yer verilmeyen bir açıdan, yani;  sabit  ayetlerle şifa kaynağı olduğu belirtilen yüce kitabımız Kur’an’ı Kerimin de insanlığa sunduğu telkin ve tavsiyeleri ışığında, çözüm ve tedavi yöntemlerinin çift yönlü,  maddi ve manevi unsurlarıyla birlikte ele alınıp sunulmuş olmasıdır..

İçindeki konulardan bazıları

İnsanı stres ve sıkıntıya sokan başlıca sebepler.

Ufak tefek şeyleri dert etmeyin.

Uyku bozuklukları.

Sorunları sık düşünerek çığ gibi büyütmekten kaçınınız

Olağan şeylerdeki olağan üstülüğü arayın.

İç dünyanız için zaman ayırın.

Kötü kişilerden uzak durun.

Psikolojik ve ruhsal yönden dua.

Kur’an-ı Kerim ve namaz müminler için şifadır.

Sıkıntı ve stres hallerinde Müslüman.

Korku- ümitsizlik ve karamsarlık.

Her zorluğun ardından bir kolaylık gelir.

Musibetlerin gelişi Allah’ın izni ve takdiri iledir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

A. Kadir DEMİRCAN

 

Her Müslüman’ın

 bilmesi ve uygulaması gereken

 

Önemli

Mevzular

ve

Ayetler

 

 

 

Referans

 

 

 

 

 

 

 

İçindeki konulardan bazıları.

İnsanların yaratılış gayesi.

Uyku ölümün bir parçası, benzeridir.

Allah cezada acele etmez, mühlet verir.

Müslümanların birlik olmaları ve yardımlaşmaları.

Amelsiz iman.

Örtünme ve tesettür.

Sözünde durmak.

Kıyamet ve mahşer günü insanların halleri

Haberi araştırmak, incelemek.

Hayır, ve şerrin zerresinin karşılığı vardır.

Kur’an-ı Kerim’in değinmediği hiçbir konu yoktur.

Bazı günahların cezası bütün topluma gelir.

Üstünlük inanmakla ve takva iledir

Dinde zorlama yoktur

Cahillerden ve kötü kişilerden yüz çeviriniz.

Yardımlaşmak ve yarışmak..

Müminler simalarından belli olurlar.

Gericiler. İnkâr edenler gericidirler.

Rızk: Rızk endişesine kapılmayın.

İyilikler kötülükleri giderir.

Zulme, zalime ve işkenceye karşı koyunuz.

Denizler mürekkep olsa Allah’ın sözlerini yazmaya yetişemez.

Ailenize, çocuklarınıza namazı emrediniz.

Dünya, bir imtihan yeridir, Ahiretin tarlasıdır.

Diyalog ve iletişim.

Hastalık ve musibetlerle imtihan.

Canlıların tamamı Allah’ı zikrederler.

İnanç ve düşünce özgürlüğü İslam’da vardır.

ISBN 975 – 98364-0-8

Her Müslüman’ın

 Bilmesi, öğrenmesi

ve  uygulaması gereken

 

Önemli Mevzular

ve

Kuran’dan       

Seçme Ayetler

 

 A. Kadir DEMİRCAN

2005 Referans

Araştırma Yayınları

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hazırlayan

A. Kadir DEMİRCAN

Araştırmacı  - Yazar

 

Tashih

Metin ERBAY

Gönen İmam Hatip Lisesi Müdürü

 

Kapak

Mustafa YILMAZ - Fahir ARMA

 

Baskı

Grafiker Ofset

 

Referans

Ankara Cad. No:45/1 Cağaloğlu /  İstanbul

Tlf: 0.212.5226598 – 5120700 Fax: 0212,5228580

 

Genel Dağıtım

Özen  Dağıtım

Tlf: (0.212) 5226598 – 5120700 Fax: (0212)5228580

Merkez: Ankara Cad. No: 45/1 Cağaloğlu / İstanbul

 

Büro: Malkoç Mah 78 Sokak  Aksa  S.  B -2 Blok. No: 5 Gönen / Balıkesir

A.Kadir DEMİRCAN Bilgi   İletişim  Mesaj  Hatları

 Cep Tlf: 05366062730 Mesaj Hattı: 05462306922

Büro: Fax –Tlf: (0266)7626793  Ev:(0.266) 7726603

 Posta çeki hesabı Kadir DEMİRCAN 101197

 

 

 

 

 

 

Giriş...

               Allah’ın ipine sımsıkı sarılmak; O’nun insanlar için elçisi vasıtasıyla gönderdiği buyruklarından haberdar olmakla ve emir buyurduğu hükümleri yaşam süresince tatbik etmekle mümkündür. Kuran’ı yazmak için denizler mürekkep olsa yetmezdi prensibinden hareketle, Kur’an denizinden birkaç önemli damlayı inananların bilgi ve istifadesine daha pratik ve vurgulayıcı bir şekilde sunabilmek niyetiyle bu kitapçığı hazırladık.

                 Zaten yeryüzünde Allah’ın yaratmış olduğu canlı ve cansız tüm varlıklar ile gerçekleşen her tür doğal hadiseler insanoğlu için açık birer ayet, öğüt alacaklar için birer mucize niteliğinde değilmidir?

               Bizim için önemli olan vazife, bütün bunların bilinci ve tefekkürü içerisinde olup,  bunları Allah’ın verdiği akıl nimeti ile yorumlayabilmemiz, kendimize bir yol ve yöntem tayin edebilmemizdir.

                    İnsan yaşamında büyük bir önem arz eden ve her Müslüman’ın mutlaka bilmesi ve uygulaması gerektiğine inandığımız türdeki mevzuları ve ilgili ayetlerini   özenle seçtik, açık ve  anlaşılır bir şekilde kitabımızda  verdik. Eğmedik, bükmedik, yorumlamadık, kim ne der diye düşünmedik. Herkes duysun, bilsin, öğrensin, araştırsın ona göre kendine bir yol haritası çizsin, nefsinde kendi muhasebesini yapsın istedik.

                    Selâm olsun, Kuran-ı, hayatının tüm safhasında, her nefesinde yaşam tarzı olarak kabul edenlere ve uygulayabilenlere.  A. Kadir DEMİRCAN

 

 

1. İnsanların yaratılış gayesi.

            Zariyat 56: “Ben insanları ve cinleri, ancak bana ibadet etsinler diye yarattım”.

            Zariyat 57: “Ben onlardan bir rızk istemiyorum (ben onları kendilerine yahut başka bir kimseye rızk versinler diye yaratmadım) bana (kullarıma) yemek yedirmelerini de istemiyorum”

2. Hayvanların yaratılış gayesi.

            En’am 142: “Hayvanları da yük ve kesim için yaratan Allah’ tır.”

3. ilim.

            Zümer 9: “Deki; hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak gerçek akıl sahipleri anlar.”       (diğer ayet: Casiye 18’e bakabilirsiniz.)

4. Ölüm.

            Ölümden kurtuluş yoktur, ölüm her an sizi yakalayabilir. Ölüme her an hazırlıklı bulunun.

            Ölüm son değildir, yeni bir başlangıçtır. Güzel takva sahipleri ve gerçek müminler ölümden korkmazlar. Onlar için ölüm her an gündemdedir. Dünyada ölümsüz hiçbir canlı yoktur. Kimse; kaç yaşında, kaç yıl sonra, hangi sene, kaç saat, kaç dakika ve kaç saniye sonra öleceğini bilemez, o her an gelip çatabilir. Ne zaman çıkılacağı belli olmayan bir yolculuk için her an teyakkuz halinde olmamız gerekmez mi?

            Ankebût 57:”Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz...”

            Nisa 78:”Her nerede olursanız ölüm size erişir; velev ki, tahkim edilmiş yüksek kalelerde bulunun.”

           

 

Cum’a 8: ”De ki; kendisinden o kaçıp durduğunuz ölüm, muhakkak gelip size kavuşacaktır. Sonra hem gizli, hem aşikârı bilen Allah’a döndürüleceksiniz de, o size neler yaptığınızı haber verecektir.”

            Ahzâb 16:”Ey Muhammed! De ki: “Eğer ölümden yahut öldürülmekten kaçıyorsanız bilin ki, kaçmak size fayda vermeyecektir; kaçsanız bile az bir zamandan fazla yaşatılmazsınız.”

5. Uyku ölümün bir parçası, benzeridir.

            İnsan uyuyup uyandırıldığı gibi, ölüp yeniden diriltilecektir.

            En’âm 60:”O’dur ki, sizleri geceleyin uyutarak ölü gibi yapıyor, gündüz de yaptığınız işleri biliyor. Sonra takdir edilen ömür tamamlansın diye, sizi gündüz uyandırıyor...”

            Bakara 28:”Allah’ı nasıl inkâr ediyorsunuz ki, siz, ölü (birer nutfe) idiniz; o sizi diriltti. Sonra (ecelleriniz gelince) sizleri yine öldürecek, sonra (kıyamette) sizi diriltecek. Sonra da (amellerinizin hesabı görülmek üzere) O’na döndüreceksiniz.” 

6. Cum’a namazında alış veriş yapılmaz, camiye ibadete gidilir.

              Cum’a 9 – 10: ”Ey iman edenler! Cum’a günü namaz için ezan okunduğu zaman Allah’ın zikrine (hutbe dinlemeye ve namaz kılmaya ) gidin, alış verişi bırakın. Bu sizin için daha hayırlıdır; eğer bilirseniz. Artık namazı kılınca, yeryüzüne dağılın. Allah’ın fazlını isteyip (sizin için takdir ettiği rızkı) arayın ve Allah’ı çokça zikredin; umulur ki felâha kavuşmuş olursunuz.”

7. Kıyamet.

             Kıyametin kopması çok korkunç ve dehşet vericidir. Herkes o gün paniğe kapılacak, kimse kurtulamayacaktır.

            Hacc 1: ”Ey insanlar! Rabbinizden korkun. Şüphe yok ki, o kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir, korkunçtur.”

            Hacc 2: ”Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirdiğinden geçer ve her yüklü kadın çocuğunu doğurur. İnsanları da hep sarhoş görürsün, halbuki sarhoş değillerdir. Fakat Allah’ın azabı çok şiddetlidir.”

8. Kıyametin kopma zamanı Allah’ın bilgisindedir ve ansızın gelecektir.

            A’râf 187:”Ey Resulüm, sana kıyametten soruyorlar: Ne zaman kopacak? De ki: “Onun ilmi, yalnız Rabbimin katındadır. Onu tam vaktinde, ancak o tecelli ettirecektir. O kıyamet öyle büyük bir meseledir ki, göklerde ve yerde ona tahammül edebilecek hiçbir kimse yoktur. Size o, ancak ansızın gelecektir.”

9. Musibet. Başınıza gelen musibetler cehaletiniz ve işledikleriniz yüzündendir.

            Musibet insanın kendisindendir – herkes ettiğini bulur.

        Şûra 30:”Başınıza gelen her musibet kendi ellerinizin kazandığı yüzündendir. Allah ise, günahların birçoğunu bağışlıyor.”

 

 

10. Allah cezada acele etmez, mühlet verir.

      Nâhl 61: ”Eğer Allah zulümleri  (günahları, sapıklıkları, küfürleri) yüzünden insanları (hemen) hesaba çekiverseydi, yeryüzünde kımıldayan bir tek canlı bırakmazdı. Fakat Allah, onları takdir edilen bir mühlete kadar geciktirir.”

11. Allah inananları kâfirlere karşı galip kılar.

       Enfâl 66: “Şimdi Allah sizden yükü hafifletti. Bildi ki, siz de, bir zayıflık var. Şimdi sizden sabredecek yüz kişi olursa, iki yüzü yenerler. Eğer sizden bin olursa, Allah’ ın izniyle iki bine galebe çalarlar. Allah sabredenlerle beraberdir.”

12. Canları ve mallarıyla cihat edenlerin mükâfatları.

               Tevbe 88 :”Fakat Peygamber ve onun yanındaki müminler, mallarıyla ve canlarıyla cihat ettiler. İşte bütün hayırlar bunların ve asıl kurtuluşa erenler de işte bunlardır.”

               Tevbe 89:”Allah onlara, (ağaçları) altından nehirler akan cennetler hazırladı: içlerinde ebedi olarak kalacaklar; işte bu, en büyük saadettir.

13. Kâfirlere ve münafıklara karşı davranış şekli.

               Tahrim 9:”Ey peygamber! Kâfirlere (kılıç ile) münafıklara (öğüt ile) savaş aç; onlara karşı sert davran: Onların barınakları cehennemdir. O ne fena dönüş yeridir”.

14. Müslümanların birlik olmaları ve yardımlaşmaları.

               Al’i İmran 103:”El birlik Allah’ın dinine sımsıkı sarılın. Birbirinizden ayrılıp dağılmayın...”

               Şûra 39:”O kimselerdir, kendi haklarına tecavüz vaki olduğu zaman, onlar yardımlaşırlar”.

15. Müminler hayırda yardımlaşır  (Yarışırlar) şer de engel olurlar.

               Mâide 2:”İyilik etmek ve fenalıktan sakınmak hususunda birbirinizle yardımlaşın, günah işlemek ve haddi aşmak üzerinde yardımlaşmayın...”

16. Gösteriş için namaz kılanların halleri ile gaflet içerisinde ve şuursuz olarak namaz kılanların durumları.

            Menfaatleri icabı ve çevresinden çekindiği için, ara sıra, topluluk içinde, belirli yerlere ve kişilere görünmek arzusuyla namaz kılanlara hiçbir sevap terettüp etmez. Bu ibadetin onlara hiç bir faydası dokunmadığı gibi, cezası da olacaktır. Ve bu tür kişiler aslında insanlık adına utanç verici tutumlarıyla, zararlı ve tehlikeli kişilerdir. İnsanları kandırırlar ancak Allah’ı asla kandıramazlar.

            Maun 4–5–6–7:”Artık şiddetli azap olsun (nifak suretiyle) namaz kılanlara ki, 5: Onlar namazlarından gafildirler. 6: Onlar, (namazlarıyla insanlara) gösteriş yaparlar.7:Ve zekâtı vermezler.”

(kıldıkları namaz çürüktür, kötü huylarını terk etmesine yetmez)

            Bakara 238:”…Namaza Allah’a itaat edici ve boyun eğici olarak durunuz.”

      Nisa 103:”…sükun ve emniyet haline geldiğiniz vakit, namazı tam erkanı ile kılın.”

17. İftira atmak.

              İftiradan kaçınınız. İftira atmak çok çirkin bir davranış ve büyük bir günahtır.

             İnsanlara; araştırmadan, çok kesin olarak emin olmadan ve görmeden,  işlemedikleri bir suç için iftira atanlar ile eziyet edenlerin durumları çok kötü olacaktır.

            Ahzâb 58:”Erkek müminlerle kadın müminlere, işlemedikleri bir günahla eziyet edenler (onlara iftira atanlar), doğrusu açık bir günah yüklenmişlerdir.”

            Hucûrat 12:”…hiç sizden biriniz ölü kardeşinizin etini yemek ister mi? Bundan tiksindiniz (değil mi ?). O halde Allah’tan korkun. Muhakkak ki Allah tevvaptır, tövbeleri kabul eder.”

18. Zan ve gıybet.

            Kötü zandan kaçının. Haksız ve gereksiz yere, gelişigüzel Müminlerin aleyhinde konuşmayın,  birbirinizin kusurlarını araştırmayın.

            Hucûrat 12:”Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. (Müslümanların ayıp ve kusurlarını) araştırmayın; bir kısmınız bir kısmınızı (arkasından hoşlanmayacağı söz ile) çekiştirmesin. Hiç sizden biriniz ölü kardeşinizin etini yemek ister mi? Bundan tiksindiniz. O halde Allah’tan korkun. Muhakkak ki Allah tevvaptır, tövbeleri kabul eder.”

 

 

 

 

19. Can ve mallarımızın emanetçisiyiz.

            İnsan elinde bulundurduğu bütün mallarının emanetçisidir, bekçisidir, sahibi değildir. Kimse bu mal mülk benimdir, ben kazandım diyerek kendi kendini aldatmamalıdır. Her şeyin gerçek sahibi Allah’tır. O dilemezse ve istemezse kimse hiçbir şeyin sahibi olamaz. Ve insan sorumluluğunu üstlendiği emanet mal ve mülkü Allah’ın rızası doğrultusunda, insanlığın hizmetine seferber etmelidir, etmek zorundadır. Şayet bunun bilincinde olan ve kıyamet gününe inanan bir Müslüman ise tüm mallarının gerçekte bekçisi olduğunu, gerçek sahibinin ise Allah olduğunu bilir.

            Yunus 55:”Biliniz ki; göklerde ve yerde ne varsa, hepsi Allah’ındır. Biliniz ki gerçekten Allah’ın vadi haktır. Kâfirlerin çoğu bunu bilmezler.”

            Al-i İmran 180: ”Allah’ın fazlından kendilerine verdiği şeye cimrilik edenler, hiçbir zaman onu kendilerine hayır sanmasınlar. Aksine bu kendileri için bir şerdir. Onların cimrilik ettikleri (insanların lehinde kullanmadıkları, yararlandırmadıkları) şey, kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.”

 

 

 

 

 

 

 

20. Arkadaşlık ve dostluk.

            Gerçek müminler;  dostlarını ve arkadaşlık edecekleri kişileri; dürüst, çalışkan, mücadeleci, topluma faydalı, güvenilir ve şahsiyetli, toplumda sevilip sayılan, değer verilen, iyi ahlaklı, cahil olmayan,  imanında ve sözünde doğru olanlar arasından seçerler.

            Nisa 69:”Allah’a ve peygambere itaat edenler, işte bunlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle ve iyi kimselerle beraberdirler. Bunlar ise ne güzel bir arkadaş.”

          Tevbe.119: ”Ey müminler! Allah’tan korkun (fenalıklardan sakının) imanında ve sözünde doğru olanlarla beraber olun.”

21. Mümin erkekler ile Mümin kadınlar da birbirlerinin yardımcılarıdırlar.

               Tevbe 71:”Erkek ve kadın bütün müminler, birbirlerinin yardımcılarıdır. İyiliği emrederler, fenalıktan alıkoyarlar,  namazı gereği üzere kılarlar, zekâtı verirler, Allah ve Resulü’ne itaat ederler”.

22. Ancak müminler birbirlerinin kardeşidirler.

               Hucûrat 10: ”müminler (dinde) ancak kardeştirler.

23. Barıştırmak. Müminlerin arasını düzeltin, barıştırın.

               Hucûrat 9: Eğer müminlerden iki gurup çarpışırsa, hemen aralarını düzelterek barıştırın...”

               Hucûrat 10:”Müminler (dinde) ancak kardeştirler. Onun için (ihtilaf ettikleri zaman) iki kardeşinizin aralarını düzeltin ve (Allah’ın emirlerine muhalefet etmekten) sakının ki, merhamet olunasınız”.

(Dargınsanız barışın, dargınları barıştırın.)

               Enfâl 1:”Siz gerçekten mümin iseniz Allah’tan korkun ve birbirinizle aranızı düzeltin (geçimsizlik yapmayın) Allah’a ve Resulüne itaat edin”.

24. Müminlerin aleyhinde çalışanların ve onlara zararlı olanların durumları.

               Nur:19 ”Müminlerin içinde kötü sözlerin yayılmasını arzu edenler için, muhakkak dünyada ve ahrette (çok) acıklı bir azap vardır. (Kötülüğü yaymak isteyenleri) siz bilmediğiniz halde Allah bilir”.

25. Müminlerden başkasını başınıza geçirmeyin.

            (Kâfir, münafık, fasık ve kötü ahlaklı kişiler.) 

               Nisa 144: ”Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da Kâfirleri (dostlar) veli edinmeyin. (Başınıza geçirmeyin) Azabınızı gerektiren açık bir hüccet Allah’a vermek ister misiniz?”

26. Müslümanların dostu ve başlarına geçirecekleri kişiler bellidir.

               Mâide 55: ”Sizin dostunuz ancak Allah, O’nun Peygamberi, namazı kılan, zekâtı veren ve Allah’ın (tüm) emirlerine boyun eğen Müminlerdir”.

 

 

 

 

27. Allah’ın indirdiği Kuran’a göre hüküm vermeyenler.

               Mâide 44:”...kim Allah’ın indirdiği hükümlerle hüküm vermezse, işte onlar, Kâfirlerdir”.

               Mâide 45:”...kim Allah’ın indirdiği hükümlerle hüküm vermezse, işte onlar, zalimlerdir”.

               Mâide 47 :”...kim Allah’ın indirdiği hükümlerle hüküm vermezse, işte onlar, münafıklardır”.

28. Müminlerin birbirleriyle çok iyi geçinmeleri, güçlü ve kuvvetli olmaları gerekir.

               Enfâl 46: ”Allah’a ve O’ nun Resulüne itaat edin birbirinizle çekişmeyin. Sonra içinize korku düşer ve kuvvetiniz elden gider. Bir de sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir”. (Al-i İmran 103. bkz.).

29. İslam’da milliyetçilik, ırkçılık ve ırk üstünlüğü yoktur. Üstünlük iyi amel ve takva iledir.

               (Gerçekte iki tür millet vardır. İslâm tek bir millet, küfür de tek bir millettir).

               Hucûrat 13:”Ey insanlar! Sizi, bir erkekle bir dişiden yarattık. Hem de sizi soylara ve kabilelere ayırdık ki, birbirinizi tanıyasınız. Biliniz ki, Allah katında en iyiniz, takvası en ziyade olanınızdır. Şüphe yok ki Allah âlimdir. Her şeyi bilendir, her şeyden haberdardır”.

30. Korkaklık. Müminler Allah’tan başka hiçbir kimseden ve güçten korkmazlar.

Al-i İmran 28. “Müminler Müminlerden ayrılıp kâfirleri dost edinmesin. Bunu her kim yaparsa artık Allah ile ilişiği kesilmiş olur. Meğerki onlardan gelebilecek bir tehlikeden dolayı sakınmış bulunasınız. (Bu takdirde zararlarından korunmak için görünüşte dostluk yapabilirsiniz) Allah size kendinden korkmanızı emrediyor. Nihayet dönüş Allah’adır.

               Enfâl 15:”Ey Müminler! Toplu olarak kâfirlerle karşılaştığınız zaman onlara arkalarınızı çevirmeyin, (korkup) kaçmayın”.

               Bakara 195.”...Allah’tan korkun ve bilin ki, Allah takva sahipleri ile beraberdir.

                Bakara 196.”  ... Allah’tan korkun ve bilin ki, Allah’ın azabı cidden çok şiddetlidir.”

31.  Son nefeste tövbenin hiçbir geçerliliği yoktur.

                 En’âm 158: ” Rabbinin alametlerinden biri geldiği gün, evvelce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye o gün (son nefeste) imana gelmek hiçbir fayda vermez”. Ey Resulüm; deki; gözetleyip bekleyin, bizde gözetleyip bekliyoruz.”

32. Allah’ın ayetleriyle, İslamiyet ve Müslümanlarla alay edenlerle oturmayınız.

               Nisa 140: ”Allah’ın ayetlerinin inkar edildiğini ve onlarla eğlenildiğin i işittiğiniz zaman o kafirlerle oturmayın, taki başka bir söze dalsınlar. Çünkü o zaman sizde onlar gibi olursunuz.”

               En’ âm 68: “ Ayetlerimiz hakkında alay yollu söz edenleri gördüğün zaman, kendilerinden yüz çevir, yanlarında oturma, ta ki Kuran’dan başka bir söze dalarlar. Eğer onlardan yüz çevirme işini, şeytan sana unutturur ise hemen kalk da o zalimler kavmi ile beraber olma.

33.  Kâfirlerin durumu, sonları.

               Bakara 18: “ Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; artık onlar dönmezler.”

               Nisa 56: “ Şüphesiz ki ayetlerimizi inkar eden kâfirleri yarın, ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabı duysunlar diye kendilerine değiştirerek başka deriler vereceğiz...”

34. Müslümanlara gelen bir iyilik kâfirleri üzer, kahreder, kötülük ise onları sevindirir, ferahlatır.

               Al-i İmran 120:” Size ( Müslümanlara) bir iyilik dokunursa (bu) onları üzer ve kederlendirir. Başınıza bir felaket gelirse, onunla ferahlanır ve sevinç duyarlar. Eğer siz sabırlı olur da korunursanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez.

35. Münafıkların durumu.

               Muhammed16:”O münafıklardan seni dinlemeye gelen de var. Hatta senin yanından çıktıkları zaman kendilerine ilim verilmiş olanlara şöyle derler. Demin ne söyledi? Bunlar öyle kimselerdir ki, Allah kalplerini mühürlemiştir de hep hevalarına uymuşlardır”.

               Al-i İmran 177:” İmana karşılık küfrü satın alanlar; Allah’a hiçbir şeyle zarar veremezler. Onlar için çok acıklı bir azap vardır”.

 

36. Amelsiz iman.

                Sadece inanmak, inanmış olmak yeterli değildir, iman ettik demekle kurtulamazsınız, kurtulmayı da beklemeyiniz.

               Ankebût:2:”O insanlar sandılar mı ki, ”iman ettik” demeleriyle bırakılacaklar da imtihana çekilmeyecekler”

               Ankebût:3 “Doğrusu biz, onlardan evvelkileri de denedik. Allah sadık olanları da muhakkak bilecektir.”

37. Örtünme ve tesettür.

               Ahzâb 59: ”Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, (Kendilerini baştan aşağı örten)elbiselerinden, giyinip örtünsünler. İşte böyle giyinmeleri, tanınıp da(ahlaksızlar tarafından eziyet edilmelerine daha el verişlidir...”

               Nur 31: ”mümin kadınlara da söyle gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, ziynetlerini açıp göstermesinler. Ancak bunlardan görünmesi zaruri olanlar müstesnadır. Başörtülerini yakalarının üzerine koysunlar...”(Süs yerlerini göstermenin haram olmadığı kimseler: Nur: 31. ayete bakınız)

 

 

 

 

 

 

 

 

38. Mümin erkekler harama (yabancı kadına) bakmasınlar, mümin kadınlar da kendilerini korusunlar, harama fırsat vermesinler.

               Nur 30: ”Mümin erkeklere söyle, gözlerini (haramdan, yabancı kadınlardan) sakınsınlar ve ırzlarını muhafaza etsinler, bu kendileri için daha temizdir...”

               Nur 31:”Mümin kadınlara da söyle; gözlerini sakınsınlar, ırzlarını muhafaza etsinler, ziynetlerini açmasınlar (açık bırakmasınlar), zahir olanı (kendiliğinden görünen) başka ve başörtülerini yakalarının üzerine çeksinler.

39. Yakıtı insanlar ve taşlardan olan cehennem ateşinden kendinizi ve aile fertlerinizi koruyunuz.

               Tahrim 6:”Ey iman edenler! Kendinizi ve aile halkınızı öyle bir ateşten koruyun ki, o ateşin tutuşturucusu insanlarla taşlardır. Üzerinde öyle melekler vardır ki, çok sert, çok kuvvetlidirler. Allah kendilerine ne emretti ise, ona isyan etmezler ve emredildikleri şeyi yaparlar”.

40. İlâhi kanun ve referans kaynağımız Kuran ve sünnettir. Müslümanlar kanunlarını, kurallarını ve tatbik edecekleri uygulamalarını Kuran’a ve sünnete uygun olarak tanzim etmek durumundadırlar.

               Nisa 105:”Gerçekten biz sana kitabı hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği şekilde hüküm veresin. Hainlere yardımcı olma”.

         En’am 38:”...kitapta biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık...”

41. Sözünde durmak,  yapılan anlaşmaya sonuna kadar sadık kalmak.

               Söz Müslüman için namustur, şahsiyettir, ahlâktır,  söz çok önemlidir. Söz Müslüman’ın kulpudur. Müslüman verdiği sözden asla caymaz, sözünün eridir, söz senettir.

               Maide 1: ”Ey iman edenler! Allah ve insanlar arasında verdiğiniz söz ve yaptığınız bağlantıları yerine getirin”.

               İsrâ 34: ”Bir de ahdi (yapılan sözleşmeyi) yerine getirin. Çünkü verdiği sözden cayan (kıyamet günü) sorumludur”.

42. Namazı yasaklayanlar ve engel olanlar.

         Alan 9.10.19: ”Gördün mü namaz kıldığı zaman peygamberi yasaklayanı... Hayır, sakın onu dinleme, secdene devam et ve yaklaş”.

         Maide 91:”Muhakkak şeytan,şarapta ve kumarda aranıza düşmanlık ve kin düşürmek;sizi Allah’ı anmaktan ve namaz kılmaktan alı koymak ister.Artık siz bunlardan sakınmaz mısınız”.?

43.  Mescitlerin (camilerin) aleyhine çalışanlar.

             Bakara 114: ”Allah’ın mescitlerini, içlerinde Allah’ın ismi anılmaktan men eden ve yok olmaları yolunda çalışan kimselerden başka, daha zalim kim vardır? Bunların mescitlere ancak korka korka girmek hakları olabilir. O kâfirlere dünyada zillet ve rüsvaydık vardır. Ahrette en büyük azap ta onlarındır”.

44. Mescitleri imar edenler ve onaranlar.

               Tevbe 18:”Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve Ahret gününe iman eden, gereği üzere namaz kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder, onarır. İşte hidayet üzere bulunanlardan oldukları umulanlar bunlardır”.

45. Helâk olmayı hak eden belde.

         İsrâ 16:”Bir memleketi helak etmek istediğimiz zaman, o memleketin zevke düşkün öncülerine Peygamberlerin diliyle, itaat emrederiz. Artık o memleket üzerine hüküm gerçekleşmiştir. İşte o memleketi helak eder de ederiz”.

 46. Allah yolunda çile çekmeden ve mücadele etmeden cennete girmeyi asla beklemeyin.

               Al-i İmran 142:”Yoksa Allah, içinizden mücadele (cihat) edenlerle (çile ve musibetlere) sabredenleri belli etmeden (imanı telkinleri pratiğe geçirmeden) Cennet’e gireceğinizi mi sanıyorsunuz”. (Bakara”14. Ayetçe bakınız)

               Bakara 214:”Sizden önce gelenlerin durumu sizin başınıza gelmeden Cennet’e gireceğinizi mi sandınız. Peygamber ve onunla birlikte olan müminler; Allah’ın yardımı ne zaman diyecek kadar darlığa ve zorluğa düşmüşler ve sarsılmışlardı. İyi bilin ki, Allah’ın yardımı şüphesiz yakındır”.

               Siz, sizden önceki Müminlerin Allah yolunda yaptıkları mücadeleleri, çektikleri sıkıntı ve çileleri çekmeden öylece Cennete gireceğinizi mi sandınız.

               Sadece iman-i telkin ve esasları eda edip Cenneti beklemek çok hatalı bir bekleyiştir. Cennet; ancak pratik tatbikat ve tecrübelerden ve ameli imtihanlardan sonra gelir. Malları ve canlarıyla cihat eden, bela ve meşakkatlere katlanan, Allah’a olan vaatlerini yerine getiren, tüm mücadele ve musibetlere göğüs geren kimseler içindir cennet.

47. Dinde aşırı gidenlerin durumu. İslam orta yoldur. Dikkat çekici, abartılı ve etrafı rahatsız edici davranışlar hoş karşılanmaz.

               Mâide 87: ”Ey iman edenler Allah’ın size helal kıldığı nimetlerin temiz ve hoşlarını kendinize haram etmeyin, aşırı da gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez”.

               Hûd 112: ”Onun için sen emrolunduğun şekilde beraberinde tövbe edenlerle dosdoğru hareket et. Aşırı gitmeyin; Çünkü Allah yaptıklarınızın hepsini kemaliyle görücüdür”.

               Hucûrat 1: ”Ey iman edenler; (söz ve hareketlerinizle, ileri varıp da) Allah’ın ve Resulünün önüne geçmeyin; Allah’tan korkun. Çünkü Allah işitendir”.

 

 

 

 

48. Ahirette hesaba çekilmeden önce Dünyada iken, kendi kendinizi hesaba çekiniz.

               Al-i İmran 30:”Kıyamet gününde herkes; dünyada yaptığı hayır ve kötülükten yaptığı şeyi hazır bulacaktır ve ister ki, kötülüklerle arasında uzak bir mesafe bulunsaydı. Yine Allah’ü Teala size kendinden korkmanızı emreder. Allah kullarını çok esirgeyicidir”.

49. İlim ile amel etmek: İlmi ile ameli aynı olmayanların hali.

               Cum’a 5:”Kendilerine Tevrat’ta amel teklif edildikten sonra, onunla amel etmeyenlerin hali ciltlerle kitap taşıyan eşeğin haline benzer. Allah’ın ayetlerini inkâr eden kavmin hali ne çirkin! Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez”.

50. İslâm’dan çıkarak başka dine giren ve küfre sapanlar.

               Al-i İmran 87- 88: ”İşte dinden çıkanlar (var ya) onların cezası şu: Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti gerçekten üzerlerindedir. Onlar ebedi olarak bu lanet ve azabın içindedirler. Kendilerinden ne azap hafifletilir, ne de onlara merhamet gözü ile bakılır”.

 

 

 

 

51. Kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır. Yeryüzünde İslâm yayılacaktır. İslâm karşıtlarının çabaları boşunadır.

               Nur 55: Sizden iman edip te Salih ameller işleyenlere Allah şöyle vaat buyurdu: Yemin olsun ki, kendilerinden evvel gelen İsrail oğullarını nasıl kâfirlerin yerine getirdi ise, onları da kâfirlerin arazisine getirecek (hâkim kılacak) ve onlara, kendileri için seçtiği dinlerini, (İslam’ı) kuvvetlendirip icra imkânı verecek, onları korkularının arkasından muhakkak emniyete kavuşturacaktır. (Allah Müslümanların düşmanlarını helak edecektir)...”

               Tevbe 32:”Onlar, Allah’ın nurunu (şeriatını) ağızlarıyla (sözleriyle) söndürmek istiyorlar. Fakat kâfirler hoşlanmasalar bile, Allah, muhakkak nurunu tamamlayacaktır”.

52. Kâfirlerin ölümü ve müminlerin ölümü.

               Muhammed 27: ”O halde, melekler onların (kâfir ve münafıkların) yüzlerine ve arkalarına vura vura canlarını alırlarken nasıl hareket edecekler”.

               Nâhl 32:”Takva sahipleri (müminler) o kimselerdir ki, melekler, canlarını hoş ve rahat oldukları halde alırlar. Selam size. Yapmış olduğunuz güzel işlerin mükâfatı olarak girin cennete... Derler”.

 

 

 

53. Kötü kimselerin makam ve mevki sahibi edilmeleri.

               (Günahkârlar dünyada üstün mevkide bulunurlar):

               En’am 123:”Mekke’de olduğu gibi, her beldede de en büyük günahkârları (Mücrimleri – yüksek), mevkide bulunduruyoruz ki, orada hile yapsınlar. Hâlbuki onlar hileyi ancak kendilerine yapıyorlar da farkında değillerdir”.

54. Müşriklerin yaptığı bütün işler Allah katında boştur.

         Tevbe 17:”...Onların, hayır diye, bütün yaptıkları (işler) boşa gitmiştir ve onlar ebedi olarak ateşte kalıcıdırlar”.

55. Kıyamet ve mahşer günü insanların halleri

(Ahiret ve hesap Günü)

               Al-i İmran 106–107 ”Kıyamet gününde bir takım yüzler ak ve bir takım yüzlerde kara olacak. O vakit yüzleri kara olanlara şöyle denilecek: İmanınızdan sonra küfrettiniz ha! İşte o küfrün cezası olarak tadın azabı...””Ama yüzleri ak olanlar Allah’ın rahmeti içindedirler. Onlar orada (cennette) ebedi olarak kalacaklardır”.

               Bakara 123: ”O günden korkun ki, orada kimse kimseden bir şey ödeyemez. (Kimse başkasının borç ve mesuliyetini karşılayamaz) azaptan kurtulmak için kimseden bedel kabul edilmez ve kâfir olduğu halde kimseye şefaat fayda vermez, hem de hiçbir taraftan yardım olunmazlar”.

 

56. Haberi araştırmak, incelemek, istihbarat etmek.

                (Kâfir, müşrik, fasık, münafık karakterliler ve güvenilmez kimselerin verdikleri haberlerden şüphelenin,  doğruluğunu araştırın, hemen karar vermeyin).

               Hucûrat 6: ”Ey iman edenler!  Eğer size bir fasık, bir haber getirirse, onu araştırın. (Doğruluğunu anlayıncaya kadar tahkik edin) Değilse bilmeyerek bir kavme sataşırsanız da yaptığınıza pişman olursunuz”.

57. Cennet ve Cehennemde müminlerin ve kâfirlerin durumları, sevap ve azabın ebedi oluşu.

               Arâf 42: ”İman edip Salih ameller işleyenler ki biz herkese ancak gücünün yettiğini teklif ederiz. İşte onlar cennetliktirler, onlar orada ebedi olarak kalıcıdırlar.

               Fatır 37 – 38: ”O kâfirler cehennemde şöyle derler: Ey Rabbimiz! Bizleri çıkar, yapa geldiklerimizden başka Salih bir amel yapalım. Size düşünecek kimsenin düşüneceği kadar ömür vermedik mi? Hem size Peygamber de geldi. O halde tadın (azabı). Çünkü zalimleri kurtaracak yoktur”.

               Nisa 56:”Şüphesiz ki ayetlerimizi inkar eden kafirleri yarın ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabı duysunlar diye kendilerine değiştirilecek başka deriler vereceğiz...”

Sevap ve azabın ebedi oluşu:

              

 

               Bakara 81:”Gerçekten bir kimse günah ve küfrü kazanır da günahları onu her taraftan çevrelerse, işte böyle kimseler Cehennem ehlidirler ve orada ebedi olarak kalıcıdırlar”.

               Bakara 82: ”İman edip, Salih ameller işleyenler ise, onlar da Cennet ehlidirler, ebedi olarak orada kalıcıdırlar”. (Hud 107-108’e bakınız).

58. Cehennemliklerin yiyecek, içecek ve giyecekleri.

               Saffat 65:”Meyveleri, (Cehennemin dibinde biten zakkum ağacının) şeytanların başı gibidir, çirkindir”.

               Saffat 66:”İşte cehennemlikler, bundan yerler ve karınlarını onunla doldururlar”.

               Saffat 67: ”Sonra, üzerine kaynar su katılmış içki, şüphesiz onlar içindir”.

               Sâd 57: ”Cehennemde susadıkları zaman içecekleri işte bu kaynar su ve irindir, artık onu tatsınlar”.

               Sâd 61:”(Kaynar suyu ve irini içerek azap gören kafirler) Rabbimiz! Bunu kim başımıza getirdiyse onun azabını ateşte kat kat arttır derler”.

               Mümin 71 – 72: ”Boyunlarında halkalar ve zincirler olarak kaynar suya sürülür, sonra da ateşte yakılırlar”.

               Hakka 36–37:”(Cehennemde) günahkârların yiyeceği olan kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur”.

 

 

59. Kıyamet günündeki ceza ve mükâfatı (cennet ve cehennemi) hiç bir kimse garantilemiş değildir.

         Meâric 28: ”Doğrusu Rablerinin azabından kimse güvende değildir”.

60. Müminlerin hepsi önce cehennemden geçeceklerdir.

         Meryem 71: “İçinizden hiç biri istisna edilmemek üzere mutlaka cehenneme varacaktır. Bu, Rabbinin katında kesinleşmiş bir hükümdür”.

         Meryem 72: ”Sonra Allah’tan korkup sakınanları kurtaracağız ve zalimleri de toptan cehennemde bırakacağız”.

61. Puta tapanların, taptıklarına dilek ve şikâyetlerini sunanların hali.

         Hacc 12: ”Allah’ı bırakıp da kendine ne zarar, ne de fayda vermeyecek olan şeylere ibadet eder, yalvarır. İşte hidayetten uzak olan sapıklık budur”.

         Hacc 13:”Kendisine zararı faydasından daha yakın olana yalvarır. Yalvardığı şey ne kötü yardımcı ve fena arkadaştır”.

         Hacc 30:”...O halde, pis putlardan kaçının, yalan sözden sakının”.

 

 

 

 

 

 

62. Puta sövmek: Onların putlarına (yanlarında) sövmeyin, hakaret etmeyin.

         En’âm 108: ”Müşriklerin Allah’tan başka taptıkları putlara sövmeyin ki, onlar da cehaletle ileri giderek (Kuran’a ve Peygambere) Allah’a sövmesinler”.

63. İnsanlar ve cinlerden birçoğu cehennem için yaratılmıştır. Gerçeği görmeyen, anlamayan ve dinlemeyenlerin durumları.

         Ârâf 179:”Yemin olsun ki, cin ve insanlardan birçoğunu Cehennem için yarattık, onların kalpleri vardır; bu kalplerle gerçeği anlamazlar. Gözleri vardır, onlar görmezler (ibret almazlar). Kulakları vardır; onlarla nasihat dinlemezler, işte bunlar hayvanlar gibidir; doğrusu daha sapık ve şaşkındırlar. Gafil olanlar da işte bunlardır”.

64. İnsanı takip eden, koruyan ve amellerini tek tek not alan (kayıt yapan) melekler vardır.

        Râ’d 11:”Her insan için, önünden ve arkasından takip eden melekler vardır. Onu  (insanı) Allah’ın emriyle korurlar.”

 

 

 

 

 

65. İnkârcıların refah ve bolluk içerisinde olmalarına müslümanlar sakın imrenmesin, aldanmasın.

         Al’i İmrân 196 – 197: ”İnkar edenlerin diyar diyar gezip refah içinde dolaşması, ey Muhammed sakın seni aldatmasın; az bir faydalanmadan sonra onların varacakları yer (kesin) cehennemdir. O ne kötü duraktır”.

66. Amel defterleri insanları hayrete ve şaşkınlığa düşürür.       

               Kehf 49: ”Amel defteri ortaya konunca suçluların orada yazılı olanlardan korktuklarını görürsün.”Vah bize, eyvah bize! ”Bu defter nasıl olmuş küçük büyük bir şey bırakmadan hepsini saymış (yazmış, not almış) derler. İşlediklerini (dünyada iken) hazır bulurlar. Rab bin kimseye haksızlık etmez”.

         A’râf 8: ”Kıyamet gününde amellerin tartılması haktır. Kimin iyilikleri kötülüklerinden ağır gelirse işte onlar kurtulanlardır”.

         A’râf 9:”Kimin de tartıları hafif gelirse, işte bunlar ayetlerimize zulmetme sebebiyle kendilerine yazık edenlerdir”.

67. Amel defterleri bozuk olanlar kaçacak yer bulamazlar:

      Kehf 53: ”Suçlular ateşi görürler ve ona düşeceklerini anlarlar, fakat ondan kaçacak yer bulamazlar”.

 

 

 

 

68. Amel karşılığı ceza ve mükâfat, bire on misli sevap verilmesi.

               En’âm 160:”Kim hayırlı ve güzel bir amelle gelirse, ona on misli sevap verilir. Kim de bir günah ile gelirse, ona ancak misli ile (günahı kadar) ceza verilir. Onlar (gerek iyilik, gerekse kötülük yapanlar) haksızlığa uğratılmazlar”.

69. Hayır ve şerrin (iyilik ve kötülüğün) zerresinin karşılığı vardır.

               Zilzâl 7- 8: ”Zira kim zerre miktarı bir hayır işlerse mükâfatını görecek, kim de, zerre miktarı bir kötülük yaparsa, onun da cezasını görecektir”.

70. Sözünden dönmek, anlaşmayı bozmak (hainlik, ihanet ve nankörlük etmek)                                                                                                                                                                       

               Nâhl 92: ”Bir ümmet diğer bir ümmetten daha ziyadedir, diye (kâfirlerin çokluğuna bakıp) yeminlerinizi aranızda hile edinerek, o ipliğini sağlamca eğirdikten sonra bozan kadın gibi olmayın. Gerçekten Allah sizi bununla (ahde vefa ile) imtihan eder; ve Dünyada ayrılığa düştüğünüz şeyi, kıyamet gününde muhakkak size açıklayacaktır”. 

 

 

 

 

 

 

71. İnananlar Allah’a ve insanlar arasında yaptıkları söz ve ahitleşmelere, tüm meşakkatlere ve tehlikelere rağmen mazeret beyan etmeksizin uymak mecburiyetindedirler.

               Ahzâb 23:”İnananlardan Allah’a verdiği ahdi yerine getiren adamlar vardır. Kimi bu uğurda canını vermiş, kimi de beklemektedir”.

72. Hainlere yardımcı olmayın,  şeytanın (kötü kimselerin) gönüllü avukatlığını yapmayın.

               Nisâ 109:”İşte siz (ey hainleri müdafaa edenler) öyle kimlersiniz ki, cahili yet gayreti  ile Dünya hayatı uğrunda o hainlerden yana (lehinde) mücadeleye atılmışsınız. Kıyamet gününde (cehennemde) onlara azap edilirken, kendileri hesabına Allah’a karşı mücadele edecek kimdir? Yahut onlara kim vekil olacak?”.

73. Nefsinin arzularına uyanların ve nefsinin arzularını ilah kabul edenlerin hali.

               Kendilerini dine değil, dini kendilerine uyduranların durumu.

               Kasas 50:”...senin davetini kabul etmezlerse, artık bil ki, onlar sırf kendi nefsi arzuları peşinde gidiyorlar. Hâlbuki Allah’tan doğru bir delil olmaksızın yalnız kendi nefsi arzusu peşinde gidenlerden (şirk, küfür ve putlara ibadet edenlerden) daha sapık kim olabilir? Muhakkak ki Allah (hevalarına uyup nefislerine yazık eden ) zalimler topluluğunu hidayete erdirmez”.

74. Şer sanılan şey hayır, hayır sanılan şey de şer olabilir.

               Bakara 216:”...Olur ki, bir şey hoşunuza gitmezken, sizin için o hayırlı olur ve bir şey de sevdiğiniz halde, o hakkınızda şer olur. Allah bilir siz bilmezseniz”.

75. Yahudi ve Hıristiyanların Müslümanlara karşı tutumları.

               Mâide 82: ”Ant olsun ki, Yahudilerle müşrikleri, müminlere düşmanlık bakımından, insanların en şiddetlisi bulursun. Sevgi bakımından müminlere en yakınını da “biz Hıristiyanız” diyenleri bulacaksın. Bunun sebebi şu: Çünkü onların içinde bilgin keşişler ve dünyayı terkeden rahipler vardır. Hakikaten onlar, Hak’kı kabul hususunda büyüklenmez ve kibretmezler”.

76. Yahudiler müminlere eziyetten başka zarar veremezler,  yahudiler lanetlenmiş bir kavimdir:

               Al-i İmran 111:”(Ey Müslümanlar) Yahudiler size eziyet vermekten başka bir zarar veremezler. Sizinle savaşırlarsa arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da yapılmaz”.

               Nisa 52:”Onlar, Allah’ın kendilerine lanet ettiği kimselerdir. Kime de Allah lanet ederse, artık ona asla bir yardımcı bulamazsın”.

 

 

 

 

 

77. Yahudi ve Hıristiyanlarla, Müslümanların diyalogu.

               Ankebût 46: ”(Yahudi ve Hıristiyanlardan) düşmanlıkta ileri gidenler müstesna olmak üzere, kitap ehli ile en güzel bir şekilde mücadele edin. (yumuşak ve tatlı söz söyleyerek Hak’kı anlatın, düşmanlıkta ileri gidenlerle ise savaşın) Bir de deyin ki, biz hem bize indirilene, hem de size indirilene (Tevrat, İncil ve Kuranı Kerim’e ) iman ettik. Bizim ilâhımız ve sizin ilâhınız birdir (ortağı yoktur). Biz yalnız O’na itaat ederiz”.

78. Allah’ın kesin ve açık hükümlerini menfaat karşılığı gizleyenlerin ve çarpıtanların (değişik yorumlayanların)

Durumları.

               Bakara 159:”İndirdiğimiz apaçık hükümleri ve doğru yolu, insanlara biz kitapta beyan ettikten sonra gizleyenler (var ya) şüphesiz Allah onlara lanet eder. (Onları rahmetinden kovar ve bütün lanet edebilenler de onlara lanet okur”)

79. Kur’an-ı Kerim; manasını anlamak, düşünmek ve hükümlerine uymak için indirilmiştir.

Kur’an-ı Kerim şifadır ve insanlar için eşsiz bir rehberdir.

               Râd 29: ”Sana indirdiğimiz bu Kur’an, hayır ve bereketi çok bir kitaptır. Ta ki ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri ibret alsınlar”.

               Muhammed 24: ”Öyle olmasa, Kur’an-ı (içindeki nasihatları) düşünmezler mi? Yoksa (münafıkların) kalpleri üzerinde üst üste kilitleri mi var”.

               Yunus 57: ”Ey insanlar! İşte size, Rabbinizden bir öğüt, kalplerdeki şüpheye bir şifa ve müminler için bir hidayet ve rehber olarak Kur’an geldi”.

               İsrâ 82: ”Biz Kuran’dan öyle ayetler indirmekteyiz ki, müminler için şifa ve rahmettir. Zalimlerin de ancak sapıklığını arttırır”.

80. Kur’an-ı Kerimin değinmediği hiçbir konu yoktur.

               Enam 38:”...kitapta biz hiç bir şeyi eksik bırakmadık”.

81. Tartışmalardaki; fikir, düşünce, görüş ve tezlerin dayanağı ve ana kaynağı Kur’an olmalıdır.

               Lokman 20: ”İnsanlardan,  Allah hakkında hiçbir bilgisi olmadan doğruluk rehberi ve aydınlatıcı bir kitabı bulunmadan, tartışanlar vardır”.

82. Kur’an-ı Kerimin bir öğüt oluşu ve her şeyi açıklaması.

               Al-i İmran 138: ”İşte Kur’an-ı Kerimde olan bu kıssalar (hikâyeler) bütün insanlar için hak sözü olan açıklamadır ve Allah’tan korkanlar için bir öğüttür”.

 

 

 

 

83. Kur’an-ı Kerimin bir benzerinin meydana getirilemeyeceğinin deklare edilmesi (meydan okuma).

               Bakara 23:”Eğer kulumuza (Hz. Muhammet’e) indirdiğimiz Kuran’dan şüphede iseniz haydi siz de onun benzerinden (fesahat ve belagatta ona eş) bir sure getirin ve Allah’tan başka şahitlerinizi (putlarınızı, şair ve âlimlerinizi) de yardıma çağırın; şayet, sözünde sadık (doğru söyleyen) kimseler iseniz”.

               Bakara 24:”Bunu yapamazsınız (bir sureye eş getiremezsiniz) ki hiç bir zaman yapamayacaksınız, artık o ateşten sakının ki, onun tutuşturucusu, odunu (kâfir) insanlarla taşlardır...”

84. Hak kitapların içeriğinin tahrif edilmesi, çıkarlarına göre değiştirilmesi.

               Al-i İmran 78: ”Kitap ehlinden bir güruh da vardır, dillerini kitaba doğru eğer bükerler ki, siz, o tahrif ettiklerini kitaptan sanasınız. Hâlbuki o, kitaptan değildir. Bir de; bu Allah katındadır derler; halbuki o, Allah katından değildir.  ( Bunlar) Allah namına, bile bile yalan söylerler”.

85. Kur’an-ı Kerim okunurken susun ve dinleyin, Allah’ı anın, yalvarın, gafillerden olmayın.

               A’râf 204: ”Kur’an okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun. Olur ki merhamet edilirsiniz”.

               A’râf 205: ”Sabah ve akşam içinden yalvararak ve korkarak içten hafif bir sesle Rabbini an (dua et, zikir et) gafillerden olma (sakın)”.

86. İyiliği emredip de kendileri yapmayanlar.

               Bakara 44:”(Ey Yahudiler) İnsanlara iyiliği emreder de kendinizi unutur musunuz? Hâlbuki Tevrat’ı okuyorsunuz, artık çirkin hareketinizi anlamaz mısınız?”

87. Müminlere işkence ve zulüm yapanların cezası.

               Burûç 10:”Muhakkak ki mümin erkeklerle mümin kadınlara eziyet edenler, sonra da tevbe etmeyenler (var ya), işte onlara Cehennem azabı ve yakıcı azap var”.

88. Hakem olarak Kur’an-ı Kerim size yeter.

               Enam 114:”Ey Resulüm, de ki; sizinle aramızı ayırt eden Allah’tan başka bir hakem mi ararım; size ayrıntılı olarak (içinde hak ile batıl, doğru ile yanlış açıkça belirtilmiş Kuran’ı) kitabı indiren O‘dur...”

(Kur’an her şeyi açıkladığı için, ölçü ve hakem olarak Kuran’a başvururuz. Bir kişi veya bir fiil Kuran’a göre ya iyidir, ya da kötüdür. Kuran’ın ve sünnetin dışındaki bir ölçü sahte bir ölçü ve hakemdir)

89. Allah’ın yardımı namaz kılanlara ve sabredenleredir.

               Bakara 153:”Ey iman edenler, sabırla ve namazla Allah’tan yardım isteyin. Muhakkak ki Allah’ın yardımı sabredenlerle beraberdir”.

 

 

90. Allah (gerçek) müminler aleyhinde kâfirlere zafer vermez.

         Enfâl 36: ”Allah yolunda alıkoymak için mallarını harcayan kâfirler,  yakında yine onu harcayacaklardır. Sonra da (gayelerine eremeyeceklerinden) bu onlara pişmanlık ve yürek acısı olacak,  sonunda mağlup olacaklardır. Küfürlerinde sebat edenler toplanıp cehenneme götürüleceklerdir”.

91. Bazı günahların cezası bütün topluma gelir.

         Enfâl 25:”...bir de öyle bir musibetten korkun ki; o, yalnız içinizde zulmedenlere isabet etmez. (Bu bela başkalarına da geçer, umumi olur) Bilin ki; Allah’ın azabı çok şiddetlidir”.

92. İstişare etmek, cesur, kararlı, bilinçli ve girişken olmak.

         (İşlerinde yalnızca Allah’a güven - cesur ve sabırlı ol)

         Şûra 38:”O kimselerdir ki Rablerine itaate icabet etmişler ve namazı gereği üzere kılmışlardır. İşleri de hep aralarında istişare iledir...”

         Al-i İmran 159:”...İş hususunda fikirlerini al (müşavere et) Müşavereden sonra da bir şeyi yapmaya karar verdin mi, artık Allah’a güven ve dayan (o işi uygulamaya geçir) Gerçekten Allah tevekkül edenleri sever.”

 

 

93. Dinlerinde ihtilafa ve tefrikaya düşerek fırkalara ayrılan ve bulundukları fırkalarıyla öğünenlerin durumları.

               Müslümanlar dinlerinde ihtilafa ve ayrı yorumlara düşerek, hükümlerin bir kısmına inanıp bir kısmına inanmayan, kendilerini doğru yolda görüp öğünerek diğerlerini tanımayan, aşağılayan, küçümseyen müşrikler gibi olmamalıdırlar.  Böyle bir davranış İslam’da yoktur. Allah böyle haller içerisine girenlerin gazaba ve cehennemde çok şiddetli bir azaba çarptırılacağını beyan buyurmaktadır.

               Rum 32:  ”Dinlerinde ayrılığa (ihtilaf ve farklı yorumlara) düşüp fırka fırka (grup, grup) olan, her fırkasının da kendisinde bulunanla öğündüğü müşrikler gibi olmayınız.”

               Şûra 16: ”Allah’a icabet olunduktan (Peygamberin mucizeleri zahir olup, insanlar İslam dinine girdikten) sonra, Allah’ın dini hakkında münakaşaya kalkışacakların hüccetleri (düşmanlık ve çekişmeleri; daha evvelden gelen bizim dinimiz sizinkinden hayırlıdır sözleri) Rableri katında boştur. Hem onların üzerine bir gazap hem de onlara (ahrette) şiddetli bir azap vardır.”

               Enam 159: ”Peygamberlerin bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr etmek veya hükümlerin bir kısmını tanımamak suretiyle, dinlerini ayrı ayrı fırkalara ayırarak parçalayanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilgin yoktur. Onların cezalandırılma işi Allah ‘a aittir. Sonra Allah kendilerine Dünyada yaptıklarını Ahrette haber verecektir.”

94. Fırkalar ve ihtilâflarla ayrılığa düşerek dağılan Yahudi ve Hıristiyanlar gibi olmayın.

               Al-i İmran 105: ”Ey müminler, kendilerine açık deliller ve ayetler geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşen Hıristiyan ve Yahudiler gibi olmayın. İşte onlar için çok büyük bir azap vardır.”

95. Şehitler ölmez. Allah yolunda çile çekerken (cihat ederken) ve mücadele ederken öldürülenlerin hali.

               Bakara 154: ”Allah yolunda öldürülenlere; ”Onlar ölülerdir” demeyin. Hakikatte onlar diridirler. Fakat siz anlayıp bilemezsiniz.”

               Ankebût 69:”Bize itaat uğrunda mücadele edenlere gelince, elbette biz onlara yollarımızı gösteririz. Muhakkak ki Allah iyilik yapanlarla beraberdir.”

96. Tebliğ. Tebliğ sırasında karşılaşılacak hakaret ve saldırılara sabretmek: Rızık endişesi,  tebliğ görevine engel olamaz.

               Al-i İmran 186: ”Ant olsun ki; sizden evvel kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a eş koşanlardan da gerçekten birçok incitici şeyler işiteceksiniz. Eğer bunlara katlanır ve sabrederseniz (sakınırsanız) işte bu, din işlerine bağlılık (ıhlas – şuur – samimiyet) ve metanettir.”

             Tâ’hâ 132.”(Ey Resulüm) ailene ve ümmetine namazı emret. Kendin de ona devam eyle. Biz senden bir rızık (ailenin geçimi için çalışmanı) istemiyoruz. Seni, biz rızıklandırırız. Güzel akıbet takva sahiplerinindir.”

97. Tebliğ yapmak ve Kur’an-ı okumak karşılığında menfaat beklenmez (ücretle Kur’an-ı Kerim okunmaz)

             En’âm 90:”De ki; sizi bu tevhide (Kuran’a) çağırmama sizden bir ücret istemem. O Kur’an, âlemler için (insanları ve cinleri irşat için) ancak bir öğüttür.”

             Yunus 72: ”Eğer davetimizden yüz çevirirseniz, ben de davetim için sizden bir ücret istemedim ki... Benim mükâfatım ancak Allah’a aittir ve ben, onun birliğine ve emirlerine boyun eğen Müslümanlardan olmakla emrolundum.”

98. Üstünlük inanmakla ve takva iledir.

             Hucûrat 13:”...Biliniz ki, Allah katında en iyiniz, takvası en ziyade olanınızdır. Şüphe yok ki Allah âlimdir, her şeyi bilen de,  her şeyden haberdardır.”

             Al-i İmran 139: ”Gevşemeyin, üzülmeyin, inanmışsanız mutlaka siz en üstünsünüzdür.”

 

 

 

 

 

 

 

 

99. Düşünmek - tefekkür etmek - ibret almak - öğüt kabul etmek - hayırlı sonuçlar çıkarmak

               En’âm 126: ”Bu İslam dini, Rabbinin doğru yoludur. Gerçekten biz, ayetlerimizi, düşünen bir topluluk için beyan ettik.”

               Bakara 269.”Allah dilediğine faydalı bilgi (hikmet) ihsan eder. Kime ki hikmet verilmişse, muhakkak ona çok hayır verilmiştir. Bu ayet ve öğütleri ancak olgun akıl sahipleri düşünürler.”

100. Davet (tebliğ) görevinin şekli ve güzel sözlü insan.

               (Davet; bilgiyle, samimiyetle, yaşamakla, herkesle diyalog, güzel bir mücadele ve tatlı bir münakaşayla, sohbetle yapılmalıdır.)

               Nâhl 125: ”Ey Resulüm, insanları Kur’an ‘la, güzel söz ve nasihatla Rabbinin yoluna (İslama, İslamı gereği üzere yaşamaya) davet et. Onlara karşı en güzel olan bir mücadele ile mücadele yap. Şüphe yok ki, Rabbin, yolundan sapanı en iyi bilendir ve o hidayete kavuşanları da en iyi bilendir.”

               Alâ 9: ”O halde fayda versin (yahut fayda vermesin) sen Kur’an ile öğüt ver; (tebliğ vazifeni yap).

             Fussilet 33: “Ben gerçek Müslümanlardanım” deyip, salih amel işleyerek, Allah’a çağıran kimseden daha güzel sözlü kim var.”

 

 

101. Nasihat etmek, öğüt vermek müminlere fayda verir.

               Tebliğ etmek, ikazlarda bulunmak, anlatmak, uyarmak, bilineni, bilinmeyeni açıklamak, tekrarlamak, bunu herkesin yapması, mümin, münafık, günahkâr,  kâfir farkı gözetmeksizin belli bir metotla herkese ve her kesime yapılması şeklinde olmalıdır.

               Zariyât 55: ”Sen (Kur’an ile) öğüt ver,  çünkü öğüt ve nasihat müminlere fayda verir.”

               Ala 9 – 10 – 11: ”O halde, fayda versin (yahut fayda vermesin) sen Kur’an ile öğüt ver (tebliğ vazifeni yap) Muhakkak ki Allah’tan korkan öğüt alacaktır.’’ ‘’Kâfir olan ise öğüt almaktan kaçınacaktır.’’

102. Dinde zorlama yoktur (Allah kimseyi başkalarını hidayete erdirmekle mükellef kılmamıştır)

               Müslüman sadece davet ve tebliğ görevleriyle mükellef kılınmıştır, ancak zorlama olmaması durumu İslam’ın dışındaki kişiler için geçerlidir.

               Bakara 256: “Dinde zorlama yoktur; artık hak ile batıl iyice ayrılmıştır. Putları inkâr edip, Allah’a inanan kimse, kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa sarılmıştır.”

               Yunus 99: “Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde kim varsa, hepsi toptan iman ederlerdi. O halde mümin olsun diye, insanları (Allah’ın dilemediği halde ey Peygamber) sen mi zorlayacaksın.”

               Rum 53: “...sen ancak ayetlerimize iman edeceklere (davetini) duyurursun da onlar İslam’a gelir, selameti bulurlar.”

103. Kâfirler daveti dinlemez. Kuran' ı anlayıp kabul etmeyen hayvanlardan da aşağılık bir seviyede mahlûkların en kötüsüdürler.

             Rum 52:”Bunun için sen, (ey Resulüm, onlar) arkalarını dönmüş giderlerken (Hakka olan) o daveti (kalpleri) ölülere duyuramazsın ve sağırlara da işittiremezsin.”

            Enfâl 22:”Çünkü Allah katında, yerde yürüyen hayvanların en kötüsü; (gerçeği) anlamayan ve kabul etmeyen sağırlar ve dilsizlerdir.”

104. Hidayeti veren Allah’tır ve Allah akıllarını iyi kullanmayanlara azap eder

             Yunus 100:”Allah’ın izni olmadıkça, hiç bir kimsenin iman etmesi mümkün değildir. Bir de Allah, akıllarını iyi kullanmayanlara azap eder.”

105. Cahillerden ve kötü kişilerden yüz çeviririniz.

            A’râf 199: ”Sen bağışlama yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.”

 

 

 

 

 

 

106. Hizmet etmenin mükâfatı Allah’a aittir.  İyilikten karşılık beklenmez.

Hürmetler karşılıklıdır.

            Yunus 72 : “Eğer davetimden yüz çevirirseniz, bilin ki, ben davetim için sizden bir ücret istemedim. Benim mükâfatım (ücretim) ancak Allah’a aittir ve ben, onun birliğine ve emirlerine boyun eğen Müslümanlardan olmakla emrolundum” (Şura: 109 a da bakınız)

            Bakara 194 : “Hürmetli ay hürmetli aya mukabildir. Hürmetler karşılıklıdır. Onun için kim size saldırırsa siz de tıpkı onların saldırdıkları gibi saldırın.”

107. İnsan ve üstünlük. Allah insanları yeryüzünün halifeleri kılmış ve imtihan için; kimilerini kimilerinin üzerine, üstün olarak yaratmıştır.

            Yunus 14 : “Sonra onların arkasından, sizi yeryüzünde halifeler yaptı ki, bakalım nasıl ameller işleyeceksiniz.”

            En’âm 165: “Allah o dur ki, sizi arzın halifeleri yaptı ve derecelerle kiminizi kiminizin üstüne çıkardı. (Bunun hikmeti ise) size verdiği şeylerle imtihan etmek içindir...”

            En’âm 123: “Mekke’de olduğu gibi, her belde de en büyük günahkârları mevkide bulunduruyoruz ki, orada hile yapsınlar. Hâlbuki onlar hileyi ancak kendilerine yapıyorlar da farkında değillerdir.”

 

 

108. Kötülüğe karşı iyilik etmek - kötülüğü (suçluyu) affetmek, bağışlamak, düşmanlığı dostluğa çevirmek

             (Size düşmanlık yapana iyilik yaparak örnek olunuz onu yanıltınız)

            Şûra 40 : “Kötülüğün cezası da ona denk bir kötülüktür. Fakat kim bağışlar ve düzeltirse onun mükâfatı Allah’a aittir.

            Fussilet 34: “Hem iyilikle kötülük eşit olmaz. Sen kötülüğü, en güzel olan iyi bir hareketle önle. O vakit bakarsın ki seninle arasında bir düşmanlık bulunan, yakın bir dost gibi olmuştur.”

            Fussilet 35: “İyilikle kötülüğü önleme hasletine ancak sabredenler kavuşturulur. Buna (cennette) büyük mükâfatı olan ancak kavuşturulur.”

            Mü’minün 96: “Sen, kötülüğü en güzel bir şekilde bertaraf et. (Kötülüğe karşı iyilik yapmak veya affetmekle mukabelede bulun.) Biz onların ne yalan ve küfür uydurduklarını daha iyi biliriz.”

            Nisa 149: “Size yapılan fenalığı bağışlarsanız, (bilin ki) şüphesiz, Allah bağışlayandır. “(Furkan 7’ye de bakınız).  

 

 

 

 

 

 

 

 

109. Kin ve husumet gütmeyin - intikam peşinden koşmayın, emin,  adaleti gözeten ve sabreden kimselerden olun.  Bir topluluğa olan husumetiniz sizi onlar üzerinde adaletsizlik yapmaya sevk etmesin.

            Mâide 8 :”Ey müminler! Allah için Hak’kı ayakta tutan hâkimler ve adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletsizliğe götürmesin. Adalet yapın ki, takvaya en çok yakın olan budur. Allah’tan korkun, çünkü Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”

            Nâhl 126: “(Ey müminler,  düşmandan intikam almak için) eğer bir ceza ile mukabele edecek olursanız, ancak size yapılan azap ve cezanın misli ile yapın. Daha fazla ileri gitmeyin) sabrederseniz (cezayı terk eder - bağışlarsanız) ant olsun ki bu tahammül edenler için daha hayırlıdır.”

            Nâhl 127 :”Ey Resulüm, sabret; senin sabrın da ancak Allah’ın yardımı iledir. Kâfirlerin yüz çevirmesinden mahzun olma (üzülme) ve yaptıkları hileden de telaşlanıp sıkıntıya düşme.”

110. Çirkin ve fena sözün söylenebileceği yer.

            Nisa 148:”Allah fena sözün açıklanıp söylenmesini sevmez.  Ancak zulme uğrayanlar müstesnadır. (Zalime, kötülük edene ve haksızlık yapana söylenebilir, ancak söylenmemesi daha iyidir)  Allah her şeyi bilicidir.”

 

 

111. Beddua etmek

            İsrâ 11 :”İnsan hayra dua eder gibi, (kızınca) fenalığa dua eder. Zararına olarak bedduada bulunur. İnsan (akıbetini düşünmemekle) pek aceleci olmuştur.”

112. İdarecilerinize ve önderlerinize (kendinizden olan, iyi olan) itaat edin. Çekişip kavga ederek birbirinize dağılmayın, birbirinize küsmeyin - anlaşamadığınız konularda Kuran'a ve Sünnete (Allah’a ve Resulüne) başvurun.

            Enfâl 46: “Allah’a ve onun resulune itaat edin, birbirinizle çekişmeyin. Sonra içinize korku düşer ve kuvvetiniz elden gider. Bir de sabırlı olun...( İslâm’da itaat, Allah’a itaat edenedir.)”

            Nisa 59: “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygambere ve sizden olan idarecilere de itaat edin. Sonra bir şey hakkında çekiştiniz mi, hemen onu Allah’a ve resulüne arz ediniz.; eğer Allah’a ve Ahret gününe inanıyorsanız. Bu müracaat hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.”

113. Bilgisi olmadığı halde din hakkında konuşanın hali.

            Hacc 3:”İnsanlardan kimi de vardır, Allah’ın dini hakkında bir bilgisi olmadığı halde, mücadele eder de, her inatçı şeytana tabi olur.”

 

 

 

114. İnsanları hidayete erdirmekle mükellef değilsiniz.

          (İnsanların yanlış yolda olmaları, azgınlık ve sapıklıklarından dolayı kesinlikle üzülmeyin, kendinizi yıpratmayın)

          Bakara 272:”İnsanların yola gelmesi senin üzerine borç değil; (ancak sana düşen hidayete davettir) Şu kadar var ki Allah dilediğini, yola getirir.”

          Şûra 6:”Allah’tan başka veliler edinenlere gelince; onların (söz ve işleri) üzerine Allah gözcüdür, sen üzerlerine vekil değilsin. (Onları hidayete erdirmekle seni sorumlu tutmadık ey Resulüm, sen üzülme, senin vazifen azap ile onları korkutmaktır).

115. İslam’ı tebliğ ve ikame yolunda mücadele eden ve çile çekenlerin mükâfatları.

          Al-i İmran 195:”Hep birbirinizdensiniz, din yönünden erkek ve dişiniz birdir. Dinlerini korumak için Mekke’den Medine’ye hicret edenlerin, yurtlarından çıkarılanların, dinim uğrunda işkenceye düşenlerin, savaşların ve bu yolda öldürülenlerin günahlarını elbette örteceğim. Onları altlarından nehirler akan cennetlere koyacağım. Bu lütuflar, onlara Allah katından mükâfattır ve sevabın da en güzeli Allah katındandır.”

 

 

 

 

116. Mallarınızın ve canlarınızın sarfından hesaba çekileceksiniz.

          Al-i İmran 186:”Ant olsun ki, mallarınızın sarfı ve canlarınızın musibeti hakkında imtihan olunacaksınız. Sizden evvel kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a eş koşanlardan da birçok incitici şeyler işiteceksiniz. Eğer katlanır ve sakınırsanız işte bu, din işlerine olan metanet ve bağlılıktandır.”

117. Kâfirler de birbirlerinin yardımcılarıdır.

            Enfâl 73: ”Kâfirler de birbirlerinin yardımcılarıdır. Eğer siz emredildiğiniz gibi yardımlaşmazsanız, yeryüzünde bir fitne (İslam zafiyeti) ve büyük bir fesad (küfür hâkimiyeti) olur.”

118. Başta kâfirler ve münafıklar olmak üzere kötü kişiler her zaman Müslümanları alaya ve hafife almada, iftira ve hakaretlerde bulunmada birbirleriyle yarışırlar ve yardımlaşırlar.

            Mutaffifin 29–30 ”Suçlular şüphesiz inanmış olanlara gülerlerdi”. “Yanlarından geçtikleri zaman birbirlerine göz kırparlardı.”                              

            Mutaffinin 31–32 ”Taraftarlarına vardıklarında bununla eğlenirlerdi. “İnananları gördükleri zaman ‘doğrusu bunlar sapık olanlardır’ derlerdi.”

 

 

 

 

119. Kâfirlerin dostlukları yoktur.

            Bakara 105:”Ne ehli kitaptan olan kâfirler, ne de müşrikler, size Rabbinizden hiçbir hayır indirilmesini sevmez ve istemezler. Allah nübüvveti ve vahyi, rahmetiyle dilediği kimseye tahsis eder. Allah büyük ihsan sahibidir.”

120. Kâfirler Müslümanların her çeşit ve en ufak hareketlerinden bile çok çekinirler ve korkarlar.

            Haşr 13: ”Ey inananlar; onların yüreklerine korku salan, Allah’tan çok sizlersiniz; (Onlar Allah’tan değil, sizden korkuyorlar) çünkü onlar anlamayan kimselerdir.”

121. Kâfirler ve kötü kişiler kendi aralarında hiç bir zaman barışık, huzurlu ve kararlı değildirler, savaştan çok korkarlar.

            Haşr 14: “Onlar sizinle toplu olarak, ancak surla çevrilmiş kasabalar içinde veya duvarlar arkasından savaşı kabul edebilirler. Kendi aralarındaki çekişmeleri ise çok serttir; (sen) onları birlik sanırsın, oysa kalpleri birbirinden ayrıdır. Bu akletmeyen bir topluluk olmalarındandır.”

122. Gerçek müminler.

            Enfâl 2: “Gerçek müminler, yalnız o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman korkarak kalpleri ürperir; onlara ayetleri okunduğu zaman, imanlarını arttırır ve onlar yalnız Rablerine tevekkül ederler.”

123. Gerçek mümin, gerçek ibadet, gerçek cihat ve gerçek takva sahiplerinin temel özellikleri.

            Bakara 177: “Yüzlerinizi (namazda) doğu ve batı tarafına çevirmeniz hayır ve taat değildir. Fakat hayır ve ibadet, Allah’a, ahrete, meleklere, Allah’ın indirdiği kitaplara ve peygamberlere iman edenin ibadetidir ve Allah sevgisi üzere yahut mala olan sevgisine rağmen, malı (fakir) akrabaya, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere, köle ve esirlere harcayan, namazı gereği üzere kılan ve zekât veren kimsenin; ahitleştikleri zaman sözlerinde sadık kalanların, ihtiyaç ve sıkıntı hallerinde, cihat ve savaşlarda sabredenlerin hayrıdır. İşte bu vasıfları taşıyanlar, Hak’ka uyan sadıklardır ve bunlar takva sahipleridir.”

124. Hiç bir kimse Allah’ın  izni, dilemesi ve bilgisi  olmaksızın müminlere zarar veremez.

            Münafık, kâfir, fasık, kötü ve cahil kişilerin tehditleri, konuşmaları ve fısıltıları gerçek müminlere zarar veremez ve gerçek müminler bunlardan asla korkmazlar, etkilenmezler.

            Mücadele 10: “O (kötü) fısıltılar! Sırf şeytandandır. İman etmiş olanları kederlendirmek için (şeytan bunu yapıyor.) Hâlbuki (münafıkların fısıldaşmaları) Allah’ın izni olmaksızın, müminlere bir zarar verecek değildir. Müminler de ancak onun için Allah’a tevekkül etsinler.”

 

 

125.  Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın.

            Bilerek veya bilinçsizce, kendinize zarar vermeyin, riske atmayın, Allah’ın size verdiği bu beden emanetini koruyun.

            Bakara 195: “Allah yolunda (cihat ve diğer hayırlar uğruna) mallarınızı harcayın ve kendi elinizle kendinizi (bilerek) tehlikeye atmayın.”

126. Yardımlaşmak ve yarışmak. Gerçek müminler birbirleriyle (hayırlı işlerde) yardımlaşırlar ve yarışırlar (birbirlerini geçerler)

            Müminler arasında birbirleri ile yardımlaşmak ve yarışmak esastır. Hayırlı işlerde ya birbirleriyle yarışırlar, en iyisini, güzelini, en kalitelisini yaparak birbirini geçerler, ya da bu yarışma işini yapamıyorlarsa, birbirlerine yardım ederek, destek olarak başarmasını ve en iyi olmasını sağlarlar. Bu ikisinin dışında hasetçilik, fesatçılık, engelleme, köstek olma ve ayak oyunları yapmazlar. Bu tür özellikler kâfirlere, münafıklara, müşriklere, cahillere ve hainlere has özelliklerdir.

            Mâide 2: “İyilik etmek ve fenalıktan sakınmak hususunda birbirinizle yardımlaşın, günah işlemek ve haddi aşmak üzerinde yardımlaşmayın...” 

            Bakara 148: “ Her ümmetin doğruluğu bir kıblesi vardır. Öyleyse ey müminler, hayırlı işlerde diğerlerini geçin...”

            Şûra 39: “ O kimselerdir ki, kendi haklarına tecavüz vaki olduğu zaman, onlar yardımlaşırlar.”

            Tevbe 71: ”Erkek ve dişi bütün müminler, birbirlerinin yardımcılarıdır. İyiliği emrederler, fenalıktan alıkoyarlar, namazı gereği üzere kılarlar, zekâtı verirler, Allah’a ve Resulüne itaat ederler.”

127. Körü körüne,  bir şeyin arkasından gitmeyin, bağlanmayın.

            Bir akımın, bir kişinin, bir fikrin, ideolojinin ardından iyice araştırıp incelemeden, bilgi sahibi olmadan körü körüne gitmeyin, savunmayın, hizmet etmeyin.

            İsrâ 36:”Hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyin ardından gitme (araştırıp, iyice soruşturup, doğruluğuna karar vermeden) çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.”

128. Şeytanlar (İslâm düşmanları) Müslümanlarla mücadele etmek için, kendi dostlarına (müşrikler, ehl-i kitap kâfirleri, münafıklar, fasıklar ve ehli dünya insanları) telkinlerde bulunurlar

            En’âm 121:”...doğrusu şeytanlar, sizinle mücadele etmek için (İslamla, Müslümanlarla, iyi insanlarla) kendi dostlarına (kâfir, münafık, fasık, ateist ve ehli dünya olanlara) telkinde bulunurlar. Ey müminler! Eğer siz onlara itaat ederseniz, (Onlara uyar, onların telkinlerini, direktiflerini, kısmi veya tamamen yerine getirirseniz), muhakkak siz de Allah’a ortak koşanlardan olursunuz. (Onların zümresinden, onların safında, onlara hizmet etmiş olursunuz.)”

 

129. Günahın açığını da gizlisini de bırakın. Günahlarını insanlardan gizleyip, Allah’tan gizlemeyenlerin durumları.

      Günah ve kabahatin, gizlisi aşikarı olmaz. Kabahatini insanlardan gizleyip de, Allah’tan gizlemeyenler hayvanlardan da aşağılık bir seviyeye düşmüş olurlar.

      Nisa 108:”İnsanlardan utanarak hainliği (kötü hal ve günahlarını) örterler de (gizlerler, saklarlar) Allah’tan gizlemezler. Hâlbuki Allah’ın razı olmayacağı sözü geceleyin uydurup durdukları zaman da Allah onlarla beraberdi. Allah’ın ilmi bütün yaptıklarını kuşatıcıdır.”        (Allah her şeyden haberdardır. Allah’ın ilmi, bilgisi ve izni dışında yeryüzünde bir yaprak dahi kıpırdamaz.)

      En’âm 120:”Gizli ve aşikâr olan günahı bırakın. Çünkü günah kazananlar, kıyamette kazandıklarının cezasını muhakkak çekeceklerdir.”

130. Günahların büyüklerinden sakınınız.

      Nisa 31:”Eğer siz yasak edildiğiniz günahların büyüklerinden sakınırsanız, sizin diğer kabahatlerinizi de örteriz ve sizi iyi bir gidişata sokarız.”

 

 

 

 

131. Müminler simalarından belli olurlar.

      Belli olmak, tanınmak. Mücrimler, kafirler, münafıklar, fasıklar İslâm düşmanlarının tamamı simalarından ve konuşmalarından belli olurlar (davranış, söz, hal, hareket v.s.) müminler de simalarından belli olurlar, tanınırlar.

            Muhammed 30: ”Eğer dileseydik Biz, êy Muhammed, onları sana gösterirdik; sen de onları simalarından tanırdın. Muhakkak sen onları sözlerinin uslübundan da tanırsın.  Allah işlediklerinizi bilir.”

            Rahman 41: ”Mücrimler simalarından tanınırlar da ayaklarından yakalanırlar...”

            Fetih 29: ”...Onları (müminleri), rükû ve secde eder halde (namaz kılarken) Allah’tan sevap ve rıza istediklerini görürsün. Secde eserinden nişanları yüzlerindedir. (Onlar, yüzlerindeki secde izleri, nurları ile karşıdan tanınırlar. Yüzlerinde bir serinlik, hoşluk, tebessüm ve merhamet izleri, acizlik belirtileri vardır. Konuşmaları, kılık kıyafetleri, her türlü hal ve hareketleriyle müminler; kâfirlerden, münafıklardan, günahkârlardan ayrılırlar, seçilirler. Ayrıca kâfirler konuşmalarından, giyim kuşam, hareket ve davranışlarından da belli olurlar.)

 

 

 

 

 

132. İnananlardan aktif ve mücadele edenlerle, pasif ve mücadelesiz olanlar (evlerinde kendi halinde oturanlar) eşit değildir

            Nisâ 95 – 96: ”İnananlardan, özürsüz olarak yerlerinde oturanlarla, mal ve canlarıyla Allah yolunda cihat edenler birbirine eşit değildir. Allah, mal ve canlarıyla cihat edenleri, mertebece, oturanlardan üstün kılmıştır. Allah hepsine de Cenneti vaat etmiştir, ama Allah, cihat edenleri oturanlara, büyük ecirler, dereceler, mağfiret ve rahmetle üstün kılmıştır...”

133. İslam’la tanışmamanın,  kabul etmemenin veya Müslüman olduğu halde İslam’ı yaşamamanın hiçbir geçerli özrü ve mazereti yoktur.

            Bilmiyordum, haber veren, anlatan, uyaran olmadı, müsait olamadım, zaman bulamadım, anlayamadım gibi mazeretler hesap günü dikkate alınmaz.

            Nisa 165:”(İman edenleri Cennetle) müjdeleyici, (küfredenleri cehennemle) korkutucu olarak peygamberler gönderdik ki; bu peygamberlerin gelişinden sonra insanların (yarın) Kıyamette; bizi imana çağıran olmadı diye, Allah’a bir hüccet ve özürleri olmasın. Allah azizdir, hükmünde hikmet sahibidir.”

 

 

 

 

 

134. İnsana gücünün yeteceği kadar sorumluluk yüklenmiştir.

            En’âm 152: ”Biz kişiye ancak gücünün yeteceği kadar (sorumluluk) yükleriz.”

135. Gerçek müminler hayırlı işler için mazeret beyan edip,  geri kalmazlar.

            Tevbe 44: ”Allah’a ve Ahiret gününe inananlar, mallarıyla, canlarıyla savaşmak istediklerinden ötürü geri kalmak için senden izin istemezler. Allah sakınanları bilir.”

36. İnsanların birçoğu Kur’an ayetlerinden habersizdir, ancak bu mazeret değildir.

            Yunus 92:”...doğrusu insanların çoğu ayetlerimizden habersizdir.”

137. Kıyamet gününde herkes Dünyadaki lideriyle, sevdiğiyle çağrılacak ve haşrolunacaktır.

            İsrâ 71:”Bir gün (kıyamet ve hesap gününde) bütün insanları önderleriyle beraber çağıracağız. O gün kitabı sağından verilenler, işte onlar kitaplarını okurlar. Onlara kıl kadar haksızlık edilmez.”

            İsrâ 72:”Bu dünyada kör olan Ahirette de kördür. Ve yolunu daha fazla şaşırmıştır.”

 

 

 

 

137. İmanında ve sözünde doğru olanlarla beraber olun, onlarla arkadaşlık edin ve dost olun

          İmanında ve sözünde doğru olmayanlara güvenmeyin.

          Tevbe 119:”Ey müminler! Allah’tan korkun (fenalıklardan sakının) imanında ve sözünde doğru olanlarla beraber olun.”

139. Kur’an ayetleriyle şaka yapmayın, hafife almayın ve dinleyin.

          İnkâr edenler Kuran okunurken gürültü yaparlar, duymazlıktan gelirler,  saygı göstermezler, bulundukları yeri terk kederler.

          Fussilet 26: “İnkâr edenler: ”Bu Kur’an-ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın, belki bastırırsınız dediler.”

          Bakara 231:”...sakın Allah’ın ayetlerini şaka yerine tutmayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini ve size öğüt vermek için indirdiği Kur’an-ı ve ondaki hikmeti düşünün.”

          A’raf 204: ”Kuran okunduğu zaman, O’nu hemen dinleyin ve susun. Olur ki merhamet edilirsiniz.”

          Kâfirler Kur’an ayetleriyle alay ederler, Kur’an-ı Kerim okunmaya başlandığında gürültü yaparak onu bastırmaya çalışırlar, başka söze dalarlar, Kur’an okunan yeri terk ederler, bundan hoşlanmazlar, kulak vermezler. Yazık ki toplumumuz içerisinde aynı özellikleri Müslüman olarak bilinen kimselerde de görebilmekteyiz.

 

 

140. Kâfirlerin yaptığı bütün iyi işler boşa gider. Kuran’a uymayanların Dünyada yaptıklarını sandıkları iyi işler boşa gitmiştir.

            Kehf 104:”Onlar, o kimselerdir ki, Dünya hayatında yaptıkları çalışmalar boşuna gitmiştir, hâlbuki güzel bir iş yaptıklarını sanıyorlardı.”

            Bakara 217:”Sizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, bu gibilerin (Dünyada iken, iman üzereyken) yaptığı iyi işler, dünyada da Ahirette de boşa gitmiştir ve onlar Cehennem ehli olup orada ebedi olarak kalırlar.”

            İbrahim 18: ”Rablerine küfredenlerin hali şudur. Yaptıkları ameller (boşa gitme bakımından) fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu bir küle benzer. Kazandıklarından hiç bir şey (Ahirette) ellerine geçmez...”

141. Boş söz ve faydasız işleri terk ediniz.

(Boş söz ve faydasız iş yapanlardan uzak durunuz, yüz çeviriniz)

            Mü’mimün 3:”Onlar ki, boş sözden ve faydasız işten yüz çevirirler.”

            Furkan 72:”Onlar ki, yalana şahitlik etmezler ve boş söz konuşanlara rast geldikleri zaman, bulaşmadan iyi bir şekilde yüz çevirip geçerler...”

 

 

 

 

142. Borç alış verişlerinizde ve anlaşmalarınızda şahit tutunuz, senet ve sözleşme (ayrıntılı protokol yazımı) yapınız.

            Bakara 282:”...alışveriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahitlik edene de zarar verilmesin. Eğer zarar verirseniz, o mutlaka kendinize dokunacak bir fısk (itaatten çıkış) olur...”

            Bakara 283:”...şahitliği gizlemeyin. Kim onu gizlerse muhakkak onun kalbi günah içindedir. Allah ne yaparsanız hakkıyla bilicidir.”

            Bakara 282:”Ey iman edenler, muayyen bir vade ile birbirinize borçlandığınız zaman, onu yazın (senet yapın). Aranızda bir yazıcı da doğrulukla onu yazsın. Kâtip, Allah’ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın, yazsın. Üzerinde hak olan kimse, borcunu ikrar ederek yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan korksun, hiçbir şeyi eksik etmesin...”

            (Borçlu sözünde durmalıdır: Bakara 282 – 283.Borçluya süre tanımak: 280.ayete bakınız.)

143. Yapmayacağınız söz ve vaatte bulunmayınız,  yalan söylemeyiniz.

            Saf 2–3: ”Ey iman edenler; niçin yapmayacağınız şeyi söylersiniz? Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah katında buğuz bakımından çok büyüktür (günahtır).”

            Câsiye 7:”Şiddetli azap olsun, insafsız yalancıya, çok günah işleyene.”

            Hacc 30:”...O halde pis putlardan kaçının, yalancıdan sakının.”

144. Konuşma adabı,  yürüme ve toplantılarda ölçü. 

        Fısıldaşarak gizli ve fena şeyler konuşmayın, hayır konuşun. Alçak sesle, en güzel ve yumuşak bir ifadeyle konuşunuz.

        İsra 53: ”Mümin kullarıma söyle ki; en güzel şekilde konuşsunlar. (yumuşak ve tatlı sözlü olarak). Doğrusu şeytan aralarını bozmak ister. Şeytan şüphesiz insanın apaçık düşmanıdır.”

        Lokman 19:”Yürüyüşünde mütevazı ol, (pek yavaş ve süratli yürüme, sükûnet ve vakarını muhafaza et), sesini alçalt (bağırıp çağırarak konuşma), çünkü seslerin en çirkini elbette ki eşeklerin sesidir.”

        Mücadele 9:”Ey iman edenler! Siz fısıldaştığınız zaman, yalan, zulüm, peygambere isyan fısıldaşmayın; iyilik ve takva fısıldaşın. Allah’tan korkun ki, O’nun huzurunda toplanacaksınız.”

145. Sert davranışlardan (incitici söz ve hareketlerden) kaçınınız. (güzel ifadelerle, yumuşak, ciddi ve hoşgörülü davranınız)

        Al-i İmran 159:”Uhud savaşında sen Allah’tan gelen bir merhamet sayesindedir ki, onlara (ashaba) yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, muhakkak onlar etrafından dağılıp gitmişlerdi. Artık onları bağışla ve kendilerine Allah’tan mağfiret dile.”

 

 

146. Öfkelerini yenenler ve kusur bağışlayanların durumu.

            Al-i İmrân 134: (O takva sahipleri) Bollukta ve darlıkta harcayıp yedirenler, öfkelerini yutanlar, insanların kusurlarını bağışlayanlardır.”

            Şûra 37:”O kimselerdir ki, büyük günahlardan ve açık rezaletlerden kaçınırlar, öfkelendikleri zaman da onlar kusur bağışlarlar.”

147. Herkesin azgınlığı kendi aleyhinedir

            Yunus 23:”...Ey insanlar! Sizin azgınlığınız ancak kendi aleyhinizedir. O kıymetsiz dünya hayatının biraz zevkini sürersiniz, sonra döner bize gelirsiniz. Bizde bütün yaptıklarınızı size haber veririz.”

148. Allah zalimlerin bir kısmını bir kısmına musallat eder. Bir kısım insanları def eder, savar.

            En’âm 129:”    Zalimlerin bir kısmını kazandıklarından ötürü diğer bir kısmına böylece musallat ederiz”

            Bakara 251:”Eğer Allah, insanların bir kısmını diğer bir kısmı ile defetmeseydi

(müminleri kafirlere üstün kılmasaydı) yeryüzü fesat ve küfür karanlığına bürünürdü. Fakat Allah, âlemler üzerine ihsan ve rahmet sahibidir.”

            Hacc 40:”...Eğer Allah insanların bir kısmını (müşrikleri)bir kısmı ile (müminler)defetmeseydi, içinde Allah’ın ismi çok anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve camiler elbette yıkılırdı. Muhakkak ki Allah dinine yardım edene yardım edecek, zafer verecektir...”

149. Emrodulunduğunuz gibi dos doğru olun.

            Şûra 15:”Onun için sen onları tevhide davet et ve emrolunduğun gibi, sebat üzere dosdoğru git. Onların heveslerine uyma...”

            Ahzâb 70:”Ey iman edenler Allah’tan korkun (emirlerine bağlanın ve yasaklarından sakının) ve doğru söz söyleyin”

            Hûd 11:”Onun için sen; beraberindeki tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Aşırı gitmeyin,  Allah yaptıklarınızı görür.”

150. Doğru söyleyenlerin (kötüler tarafından) cezalandırılması.

            Hacc 40:”Müminler o mazlumlardır ki; Rabbimiz “Allah’tır”demelerinden başka bir sebep (suçu - hatası) olmaksızın yurtlarından haksız yere çıkarıldılar.”

151. Ölümden ve öldürülmekten, tehlikeden, eza ve cefadan kaçamazsınız.

            Ahzâb 16:”Ey Muhammed! de ki: kaçmak size fayda vermeyecektir. Kaçsanız bile az bir zamandan fazla yaşatılmazsınız.”

 

 

 

 

 

 

152. Yarınki Ahiret için yaptığınız ve yapmadığınız hazırlığı gözden geçirin.

 (Hesaba çekilmeden önce kendi kendinizi hesaba çekin)

            Haşr 18:”Ey iman edenler; Allah’tan korkun ve herkes, yarın için önden ne göndermiş olduğuna baksın. (Kontrol etsin, gözden geçirsin) Hem Allah’tan korkun; çünkü Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.”

153. Suçlu ve günahkâr kimseler kıyamet günü tüm dostlarını ve sevdiklerini hiç tereddütsüz feda edip

terk ederler.

            Meâric 11–12 – 13 -14: ”(O kıyamet gününde akraba ve hısımlar) birbirlerine yalnız gösterilirler. Fakat herkes kendi derdi ile meşgul olduğundan birbirlerini tanıyamazlar). Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını ve kardeşini, kendisini barındırmış olduğu sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.”

154. İnsanın sağında ve solundaki görevli iki tane melek durmadan amellerini kaydederler: Allah insana şah damarından daha yakındır.

            Kaf 16–17–18 ”Ant olsun ki insanı biz yarattık. Nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz; biz ona şah damarından daha yakınız. Sağında ve solunda onunla beraber oturan, iki alıcı melek, yanında hazır bir gözcü olarak söylediği her sözü zaptederler.”

155. Ahiret için önden ne gönderirseniz onu bulursunuz.

            Bakara 110: ”Namazı gereği gibi kılın, zekâtı verin ve hayırlı işlerden nefisleriniz için önceden ne gönderirseniz, Allah katında onun sevabını bulursunuz. Şüphesiz Allah, bütün yaptıklarınızı görücü ve karşılığını vericidir.”

156. Sabah namazında melekler hazır bulunur.

            İsrâ 78:”Güneşin batıya yönelmesinden gecenin, kararmasına kadar namaz kıl. Öğle, ikindi, akşam ve yatsı vakitlerinde). Birde sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazında, gece ve gündüz melekleri hazır bulunurlar.”

157. Namaz. Namazı huşu içinde ve dosdoğru olarak kılınız (namazları cemaatle kılınız)

            Bakara 43: ”Namazı kılın, zekâtı verin ve rüku eden müminlerle rüku edin.”

            Bakara 45:”Bir de sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin; gerçi bu zor gelir, fakat saygılı kimselere değil.”

            Bakara 238:”Namazlara ve orta namaza devam edin. Namaza Allah’a itaat edici ve boyun eğici olarak durunuz.”

            Nisa 103:”...sükûn ve emniyet haline geldiğiniz vakit, namazı tam erkânı ile kılın. Çünkü namaz, müminler üzerine, vakitleri belirli bir farz olmuştur.”

(Namaz vakitleri Hud 114, Savaş halinde namaz Nisa 102, Yolculuk halinde namaz, Nisa:101. Namaza engel olanlar: Maide 91, Namazı yasaklayanlar: Alak 9–10–19).

158. İkaz.

          Allah'ı; insanları, hayatta iken işledikleri günah ve sapıklıklarından dolayı çeşitli şekillerde ikaz eder, uyarır. Fakat insanlardan çok azı bunun farkına varır.”

          Rum 41:”İnsanların kendi ellerinin yaptıkları yüzünden karada ve denizde fesat meydana çıkar, Allah bu hallerinden vazgeçerler diye onlara yaptıklarının bir kısmının cezasını tattırır.”

159. İnsanlarla iyi ve sağlam dostluklar kurunuz.

          Gerçek mümin iseniz aranızı düzeltin, birbirinizle iyi geçinerek, sağlam bağlar ve iyi münasebetler kurunuz. (irtibat, dostluk ve birlikteliklerinizi geliştiriniz)

          Enfâl 1:”Siz gerçekten mümin iseniz, Allah’tan korkun ve birbirinizle aranızı düzeltin. (Geçimsizlik yapmayın) Allah’a ve Resulüne itaat edin.”

160. Devlet yönetimi.

           Müslümanların yönetimi farklıdır, başarılıdırlar,     örnek bir yönetim sergilerler, herkes memnun kalır.

          Hacc 41:”Onlar, o müminlerdir ki,  kendilerini yeryüzünde, iktidar mevkiine getirirsek, namazı kılarlar, zekâtı verirler, uygun olanı emrederler, fenalığı yasak ederler. İşlerin sonu Allah’a aittir.”

 

 

 

161. İtaat. İnsana itaat edilmez. İtaat Allah’a ve peygamberinedir.

            Kula kulluk edilmez, insan insana karşı hürdür, saygı sınırlı ve doğal olmalıdır. Allah’ın huzurunda durulur gibi insanın huzurunda durulmaz, Allah’a saygı gösterilir gibi insana saygı gösterilmez. Mümin şahsiyet sahibi olur. Menfaatleri ve dünyalık çıkarları uğruna insanlar karşısında eğilip bükülmez, tabii olur ve dik durur. Kendisi gibi bir insandan korkmaz.

            Mü’minun 34:”Eğer kendiniz gibi bir insana itaat edecek olursanız, o halde adanmış cahiller olursunuz” (İdarecilere, memuru bulunduğu idarecinin uygun olan emirlerini yerine getirmek ayrı şeydir.)

162. Gericiler. İnkâr edenler gericidirler.

            Onlara uyarsanız sizi İslam öncesi cahiliyet ve sapkınlık çağına götürürler.

            Al-i İmrân 149: ”Ey iman edenler! Eğer kâfirlere itaat edecek olursanız, sizi geriye, kendi dinlerine (cahiliyet çağına) çevirirler de Dünya ve Ahrette ziyana düşenlerin haline dönersiniz.”

163. Allah’tan başkasına kulluk etmeyin, ondan başka kimseden korkmayın, kimseye güvenmeyin ve yardımı yalnızca O’ndan isteyin.

            Nâhl 52: ”Göklerde ve yerde olan O’nundur. Kulluk daima O’nadır. Allah’tan başkasından mı sakınıyorsunuz.”

            Nâhl 53: ”Size gelen her nimet Allah’tandır.  Sonra bir sıkıntıya uğradığınız da yalnız ona sığınırsınız.”

164. Dünya nimetleri Müminler içindir. Allah Müslümanca yaşayasınız diye size her türlü nimetlerini sunmaktadır.

          Nâhl. 81: ”Allah yarattığı (ev, ağaç, bulut gibi) şeylerden size gölgeler yaptı; size dağlardan siperler yaptı; size, kendinizi sıcak ve soğuktan koruyacak elbiselerle, harpte sizi koruyacak zırhlı giyim eşyası yaptı. İşte böylece Allah, üzerinizde olan nimetini tamamlıyor ki, emirlerine boyun edip, itaat edesiniz.”

          A’râf 32: “ De ki; Allah’ın kulları için çıkardığı ziyneti (elbiseleri) temiz ve hoş rızkları kim haram etti? De ki, bu ziynet ve hoş rızk, Dünya hayatında, iman edenler içindir.      (Ancak Kâfirler de faydalanılır). Fakat kıyamet gününde müminlere aittir.”

165. Dünya meşguliyeti müminleri Allah’a kulluktan alıkoymaz

          Nur: 37:”Nice adamlar vardır ki, ne bir ticaret, ne de bir alışveriş (onları, gerçek müminleri) Allah'ı anmaktan, namazı gereği üzere kılmaktan ve zekâtı vermekten kendilerini alıkoyamaz. Onlar bir günden korkarlar ki, o günde kalpler ve gözler korkudan halden hale döner kıvranır.”

          Nur: 38: ”Çünkü Allah, kendilerine yaptıkları işlerin en güzeli ile mükâfat verecek ve fazlından da, onlara daha ziyadesini verecektir. Allah dilediği kimseye hesapsız rızk verir.”

166. Dünya nimetleriyle Ahiret nimetlerinin karşılaştırılması.

            Ahiret nimetleri, dünya nimetleri gibi sonlu değildir, devamlıdır.

            Ankebût 64: ”Bu dünya hayatı, ancak bir eğlence ve bir oyundan ibarettir. Ahret yurdu ise, ölmez gerçek hayat işte budur. Eğer bilselerdi  (geçici dünya hayatını,  ebedi Ahret hayatına tercih etmezlerdi).

            Kasas 60:”Size (dünya vasıtalarından) verilen şey, (kısa) dünya hayatının istifadesi ve onun süsüdür. Allah katında olan (sevap ve Cennet) ise hem daha hayırlı, hem de daha devamlıdır. (Dünya nimetleri gibi sona ermez) Artık (Bakinin faniden daha iyi olduğunu anlayıp) akıllanmayacak mısınız?”

167. Dünya hayatı - zenginlik ve mal.

            Dünya hayatı iyidir, Ahiret hayatı ise kat kat daha iyidir.  Akıllı bir Müslüman Dünya hayatından faydalanır, ancak kendini bilinçli ve ciddi bir şekilde Ahiret hayatına hazırlar. Dünya hayatının güzelliklerine dalıp, Ahireti unutmak çok kötü bir aldanış ve gaflettir.

            En’âm 32:”Dünya hayatı, bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Elbette Ahiret yurdu, takva sahipleri için daha hayırlıdır. Hala aklınız başınıza gelmeyecek mi?

            Hadid. 20: ”Biliniz ki dünya hayatı bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda böbürlenme, mal ve evlat yönünden çoğalma yarışıdır. Bu bir yağmurun haline benzer ki, onun bitirdiği nebat, çiftçilerin hoşuna gider. Sonra değişir, bir de onu sararmış görürsün. Sonra da çerçöp olmuştur. İşte hayatı bu şekilde olan bir kimse için, ahrette şiddetli bir azap; Müminler için ise, Allah’tan bir marifet ve bir rıza vardır. Dünya hayatı ancak bir aldanış menfaatidir.”

168. Rızk: Rızk endişesine kapılmayın.

          (Endişeye kapılarak cimrilik yapmayın) hiç bir                              kimse, hiç bir kimsenin nimet ve rızkına engel olamaz ve rızkını da sağlayamaz (rızkı veren de alan da Allah’tır)

            Bakara 268: “Şeytan sizi, fakir olacaksınız diye korkutur; sizi cimrilik ve sadaka vermemekle emreder. Allah kendi lütfundan size bir mağfiret ve fazla bir sevap vaat ediyor. Allah’ın kudreti geniştir, her şeyi kemaliyle bilendir.”

            Fatır 2: “Allah’ın insanlara göndereceği herhangi bir rahmet ve nimeti (rızkı) engelleyip tutacak (mani olacak) yoktur. Onun önlediğini de arkadan salıverecek yoktur. O güçlüdür, hâkimdir.”

169. Çalışmak ve dinlenmenin zamanı: Hem Dünya hem ahret için çalışmak

            Yunus 67: “ O Allah’tır ki, içinde rahat edesiniz diye geceyi, çalışasınız diye gündüzü aydınlık olarak, sizin için yarattı. Elbette bunda, Kuran-ı dinleyecekler için birçok ibretler vardır.”

            Kasas 77: “ Allah’ın sana verdiği mal ile Ahret yurdunu iste, Dünyadan nasibini de unutma. Allah’ın sana ihsan ettiği gibi, sen de ihsan et...”

 

 

 170. Cimrilik: Cimrilik ve müsriflik yapmayın.

            (Cimrilik mümin için büyük bir günahtır, kıyamette hesabı sorulacaktır. Cimrilik edenler, ellerinde tuttuklarını kar sanmamalıdırlar.)

            İsrâ 29: “ Elini boynuna bağlı kılma (cimri olma) ve büsbütün de onu açıp israf etme ki, sonra kınanmış olursun ve eli boş açıkta kalırsın.”

            Al-i İmran 180: “Allah’ın fazlından kendilerine verdiği şeye bahillik  (cimrilik) edenler, hiçbir zaman onu kendilerine hayır sanmasınlar. Aksine bu kendileri için bir şeydir. Onların cimrilik ettikleri şey, kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.”

171. İnsan nimet içindeyken Allah aklına gelmez, başına bir musibet geldiğinde ise durmadan Allah’a yalvarır.

 (Nimetler içindeyken nankörlük etmeyin, şükredin)

            Fussilet 51:”Biz insana nimet verdiğimizde yüz çevirir, şükür ve duadan uzaklaşır. Ona bir zarar dokunursa uzun uzadıya dualara başlar.”

172. Kur’an-ı Kerim.

             Kuran’ın ayetleri birbirinin benzeri ve tekrarı şeklindedir; Allah’tan korkanlar (Allah’ı sevenler) Kur’an okunduğunda tüyleri ürperir, kalbi titrer, yumuşar, düşünmeye ve derhal emirlerine uymaya başlar.

            Zümer 23:”Allah; ayetleri birbirine benzeyen ve yer yer tekrar eden kitabı, sözlerin en güzeli olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların, bu kitaptan tüfleri ürperir ve hem de kalpleri Allah’ın zikrine yumuşar ve yatışır. İşte bu kitap Allah’ın doğruluk rehberidir, onunla istediğini doğru yola eriştirir. Allah kimi de saptırırsa artık ona doğru yolu gösteren bulunmaz.”

173. Kur’an-ı Kerim okumakla emredilmiştir, insanlara bir öğüttür ve kolaylaştırılmıştır.

            Neml 92: ”Müslümanlardan olmakla ve Kurdan okumakla emrolundum. Tebliğ etmekle kim doğru yolu bulmuşsa yalnız kendisi için bulmuş olur. Kim sapıtmışsa kendine etmiş olur. Dalâlete düşene de ki; ben sadece uyaranlardan biriyim...

            Kamer 17:” Ant olsun ki Kuran’ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık, öğüt alan yok mudur?”

174. Kuran-ı Kerimi istediğiniz yerden ve konudan okuyabilirsiniz

            Müzemmil 20:”...Kuran-ı Kerim’den kolayınıza geleni okuyun; namazı kılın, zekâtı verin, Allah’a güzel ödünç takdiminde bulunun.”

175. Allah’tan korkan ve O’nu seven öğüt alır, korkmayan ise öğüt almaz ve emirlerini dinlemez.

            Ala 9–10–11:”Faydalı olacaksa insanlara öğüt ver. Allah’tan korkan öğüt alacaktır. Bedbaht olan ondan kaçınacaktır.”

 

 

 

 

176. Kuran’ın sorumluluğunu yer, gök ve dağlar korkudan alamayıp, insan bu sorumluluğu üstlenmiştir

            Ahzâp 72: “Doğrusu biz bu emaneti           (Kuran’ı Allah’a itaati ve ibadetleri) göklere, yere, dağlara, teklif ettik de, onlar bunu yüklenmekken (emaneti, sorumluluğu almaktan) çekindiler. Korkup titremişlerdir. Pek zalim, (bu emanetin hakkını gözetmediğinden) çok cahil olan insan ise onu yüklenmiştir.”

            Haşr 21:”Eğer biz bu Kur’an -ı bir dağın üzerine indirseydik, muhakkak o dağı; Allah korkusundan baş eğmiş, parçalanmış görürdün. Bu temsiller yok mu, işte biz onları insanlar için yapıyoruz; olur ki düşünürler...”

177. Güvenmek. İnananlar yalnız Allah’a güvensinler.

            İnananların sahibi Allah’tır, kâfirler ise başıboş bırakılmıştır, yardımcıları yoktur.

            Âl-i İmrân 160:”Allah size yardım ederse sizi yenecek yoktur; eğer sizi yardımsız bırakıverirse, O’ndan başka size kim yardım edebilir? İnananlar yalnız Allah’a güvensinler.”

178. Bir millet kendini düzeltmediği sürece Allah da o milleti düzeltmez.

            Allah bir topluma verdiği nimeti, o toplum kendini bozmadıkça geri almaz.

            Râd 11:”...muhakkak ki Allah bir topluma verdiği nimeti, onlar kendilerindeki iyi hali fenalığa çevirmedikçe bozmaz. Bir topluma da Allah bir kötülük diledi mi, artık onun geri çevrilmesine hiçbir çare yoktur. O toplum için (kendilerine yardım edecek) Allah’tan başka bir yardımcı da yoktur.”

179. Dininizi rahatça yaşayamıyorsanız başka yerlere göç edebilirsiniz

            Ankebût 56:”Ey inanmış kullarım! Benim yarattığım yeryüzü geniştir. O halde güven içinde olacağınız yere gidip, yalnız bana kulluk edin.”

180. Allah işlerini hakkıyla ve güzel yapanları sever.

            Al-i İmran 148:”...Allah işlerini güzel yapanları sever ...”

181. İyilikler kötülükleri giderir.

            Hûd 114:”...doğrusu iyilikler kötülükleri giderir. Bu ibretle düşünenlere bir nasihattır.”      

182. Müslüman, kardeşini kendine tercih eder.

            Haşr 9: ”Daha önceden Medine’yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine hicret edip, gelenleri severler, onlara verilenler karşısında içlerinde bir çekememezlik hissetmezler; kendileri zaruret içerisinde bulunsalar bile onları kendilerinden önce tutarlar. Nefsinin hırsından korunabilmiş olanlar ile saadete erenler işte bu kimselerdir.

183. İyiliklere, hayırlı işlere önder ve aracı olunuz. Kötü işlere aracı olmayınız,  engel olunuz.

            Müslüman hayırlı işlerin ön saflarında yer almak için yarışmalıdır, hayırlara motor olmalıdır.

            Nisa 85:”Kim iyi bir iş de aracılık ederse, ona onun sevabından bir pay vardır; kim de kötü bir şey de aracılık yaparsa, ona o kötülüklerden hisse vardır. Allah her şeyin karşılığını verir.”

184. Zulme, zalime ve işkenceye karşı koyunuz, suskun (tarafsız) kalmayınız.

            Hacc 39:”Haksızlığa uğratılarak kendilerine savaş açılan kimselerin karşı koyup savaşmalarına izin verilmiştir.”

185. Düşmanınızı bilin ve takip edin.    Düşmanınızın silâhıyla silahlanın.  Düşmanlarınıza karşı hazırlıklı ve düşmanlarınızdan daha sabırlı olunuz.

            Nisâ 10:”Düşmanınız olan kavmi (birliği) arayıp takip etmekte gevşeklik göstermeyin.”

            Bakara 194:”Hürmetler karşılıklıdır. Bunun için, kim sizin üzerinize saldırırsa, siz de aynen ona, size yaptığı tecavüz gibi saldırın. Allah’tan korkun ve bilin ki, Allah takva sahipleriyle beraberdir.”

            Âl-i İmran 200: ”Ey inananlar! Sabredin, düşmanlarınızdan daha sabırlı olun, cihada hazır bulunun, Allah’a karşı gelmekten sakının ki, başarıya erişebilesiniz.”

186. Denizler mürekkep olsa Allah’ın sözlerini yazmaya yetişemez.

            Kehf 109:”De ki; Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadarını da katsak, Rabbimin sözleri tükenmeden denizler tükenirdi.”

 

 

 

 

 

187. Garbın anahtarları Allah’ın elindedir. Her şey, olmadan önce

lehv-i mahfuzda yazılmıştır.

            Yeryüzünde Allah’ın izni, dilemesi ve bilgisi dışında hiç bir şey gerçekleşmez. Bir saniye içerinde gerçekleşen katrilyonlarca olayın her birisinden dahi yaratanın haberi vardır, Onun izniyle, o olay gerçekleşir. O her şeye ol der ve her şey oluverir. Zengin ağa olanlar ile iktidar mevkiine gelip her şeyi yönetenler de o makam ve mevkilere Allah’ın dilemesi ve izniyle gelmişlerdir. Ve Allah isterse, dilerse bir kalemde yok olur giderler.       

             En’âm 59:”Garbın anahtarları Allah’ın katındadır. Onları, ancak Allah bilir. Karada ve denizde ne varsa hepsini o bilir. Onun ilmi dışında bir yaprak dahi düşmez. Yerin karanlıkları içindeki tek tane, yaş ve kuru her şey Allah’ın ilmindedir. (Leva-i mahfuzdadır.)”

188. İçinizden iyiliği emredecek, insanları hayra çağıracak bir topluluk bulunsun.

            Al-i İmran 104:”İçinizden insanları hayra çağıracak, iyiliği emredecek, kötülüklerden alıkoyacak bir topluluk bulunsun! İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.”

189. Cihat.

            Münafıklar savaştan geri kalırlar, savaştan kaçmak kurtuluş değildir, ölüm sizi her yerde bulur.

               Enfâl 39: “Yeryüzünde fitne kalmayıp din, tamamıyla Allah’ ın oluncaya kadar onlarla savaşın, cihat yapın. Eğer küfürden vazgeçerlerse, Allah yaptıklarını görür ve mükâfatlarını verir”

               Bakara 216: “Ey müminler; hoşunuza gitmediği halde, din düşmanları ile savaşmak üzerinize farz kılındı. Olur ki bir şey hoşunuza gitmezken sizin için, hayırlı olur ve bir şeyi sevdiğiniz halde o hakkınızda şer olur. Allah bilir, siz bilemezsiniz”.

               Cihatla ilgili diğer ayetler: Maide 33.  Nisa: 77–78.  Nisa 89.  Nisa102. Nisa 102. 

Enfâl: 15–16.

            Nisa 77:”...onların üzerine savaş farz kılınınca, içlerinden bir topluluk (münafıklar ve imanı zayıf olan fasıklar) Allah’tan korkar gibi hatta daha şiddetli bir korku ile insanlardan (düşmanlarından) korkarlar. Onlar; ey Rabbimiz, üzerimize şu savaşı niye farz kıldın, ne olur bizi yakın bir vakte kadar geri bırakaydın! Dediler. Onlara şöyle de; Dünyanın zevki pek azdır. Ahiren ise sakınanlar için muhakkak hayırlıdır ve kıl kadar haksızlığa uğramazsınız.”

            Nisa 78:”Her nerede olursanız, ölüm size erişir; velev ki tahkim edilmiş yüksek kalelerde bulunun.”

(savaş halinde namaz: Nisa 102, yolculukta namaz: Nisa 101).

            Mâide:33 “ Allah’a ve peygamberine karşı (Müslümanlara ve İslam’a karşı) savaşa kalkanlar ile (Müslümanlara hakaret, iftira ve savaş açanlar) yeryüzünde fesada çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri, asılmaları yahut sağ elleriyle sol ellerinin çaprazvari kesilmesi yahut da, bulundukları yerden sürgün edilmeleridir. İşte bu ceza onların dünyadaki rüsvaylığıdır. Ahrette ise kendilerine büyük bir azap vardır.(diğer ayet: Nisa.89)

190. Kâfirlerden (düşmanlarınızdan) korkmayın, kaçmayın (savaş hilesi gereği olabilir)

            Enfâl 15 – 16: ”Ey Müminler! Toplu olarak kâfirlerle karşılaştığınız zaman, onlara arkalarınızı çevirmeyin, kaçmayın. Kim böyle bir günde kâfirlere arka çevirip kaçarsa - ancak tekrar düşmana atılmak için kendini kaçar gibi göstererek aldatmak veya başka birliğe katılıp savaşmak için müstesna - muhakkak ki o, Allah’ın gazabına uğramıştır. Onun yeri Cehennemdir ve o ne kötü dönüş yeridir.”

            Canları ve mallarıyla cihat edenlerin mükafatları: Tevbe 88-89. Savaşta ihtiyarları, çocukları ve hastaları öldürmeyin: Tövbe 91.  Cihada katılmamalarında günah olmayanlar: Fetih 17. İki Müslüman birliğin birbirleriyle savaşmaları: Hucurat 9. Müşrikler zümresinden dostluk edinenin durumu: Müntehine 9. Bakara 194. Savaşa gönüllü katılmak: Muhammed 31. İlgili diğer ayetler: Mâide 33.

191. Din düşmanlarıyla yeryüzünde fitne ve fesat çıkaranların durumları.

Mâide 33: “Allah’a ve Peygamberine karşı  (Müslümanlara ve İslâm’a karşı) savaşa kalkanlarla (Müslümanlara hakaret, iftira ederek savaş açanlar) yeryüzünde fesada çalışanların cezası ancak öldürülmeleri, asılmaları yahut sağ elleriyle sol ayaklarının çaprazvari kesilmesi yahutta, bulundukları yerden sürgün edilmeleridir. İşte bu ceza onların dünyadaki rüsvalığıdır. Ahrette ise kendilerine büyük bir azap vardır.

 (İlgili diğer ayet: Nisa: 89.)

192. Teslimiyet. İslâm’a tam teslim olunuz

            Gerçek bir Müslüman, malıyla, canıyla, zamanıyla, tüm yaşantısıyla İslam’a teslim olmuş kişidir.

            Bakara 155: “Ey müminler, sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve mahsullerden yana eksiltme ile ant olsun imtihan edeceğiz. Sabredenlere mücadele.”

193. Ana baba hakkı. Anaya babaya çok güzel davranınız.

            Lokman 14: “ Biz insana, ana ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Annesi onu güçsüzlükten güçsüzlüğe uğrayarak karnında taşımıştı. Çocuğun sütten kesilmesi iki yıl içinde olur. Bize (Allah’a) ve ana babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur.”

            İsra 23: “Rabbin kesin olarak şunları emretti; Ancak kendisine ibadet edin, anaya babaya güzellikle muamele edin, eğer onlardan biri veya ikisi senin yanında ihtiyarlık haline ulaşırsa, sakın onlara “öf” bile deme ve onları azarlama. İkisine de iyi ve yumuşak söz söyle.”

            İsra 24: “ İkisine de acıyarak tevazu kanadını indir ve şöyle de; Ey Rabbim! Onlar, beni küçükken terbiye edip yetiştirdikleri gibi, sende kendilerine merhamet et.”

 

 

 

 

 

194. Akrabalık bağlarını koruyunuz, diyalogu kesmeyiniz.

            Nisa 1: ”Allah’tan korkun ve akrabalık bağlarını kesmekten (korkun) sakının...”

            Bakara 83:”Anaya babaya, akrabaya, yetimlere ve yoksullara iyilik yapın insanlara güzellikle söyleyin, namaz kılın zekâtı verin.”

195. Akraba evliliği.

            Ahzâb 50: ”Ey Peygamber!  Biz sana şunları helal kıldık; Mehirlerini verdiğin zevcelerini, Allah’ın ganimet olarak sana ihsan ettiklerinden mülkün olan cariyeyi ve seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halaların kızlarını, dayının kızlarını, teyzenin kızlarını ve kendisini peygambere hibe ettiği, peygamberin de diğer müminler dışında onu sırf kendisine has kılarak nikâhlamayı istediği takdirde mümin kadınları sana helal kıldık.”

196. Evlenme. İçinizdeki bekârları evlendiriniz.

            Nûr 32: “Bir de içinizden bekârları ve kölelerinizle cariyelerinizden salihleri (evlenme durumunda olanları) evlendirin. Eğer fukara iseler Allah onlara fazlından rızık ihtiyaçlarını giderir. Allah’ın ihsanı geniştir.”

197. Erkekler kadınlar üzerine hâkimdirler.

            Nisa 34: “Erkekler kadınlar üzerine idareci ve hâkimdirler. Çünkü Allah birini (cihat, imamet, miras gibi işlerde) diğerinden üstün yaratmıştır...”

198. Aile hayatı, kadının görevi ve eğitimi.

            Nisa 34:”...iyi kadınlar itaatkârdırlar ve Allah kendilerini koruduğu cihetle, kocalarının gıyabında ırz ve mallarını muhafaza ederler. Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince; önce kendilerine öğüt verin. Sonra uslanmazlarsa kendilerini, yataklarında yalnız bırakın. Yine dinlemezlerse (hafifçe) dövün. Size itaat ettikleri takdirde kendilerini incitmeye bir bahane aramayın. Çünkü Allah çok büyüktür, çok yücedir.”

199. Ailenize, çocuklarınıza ve ehlinize namazı emrediniz.

            Taha 132: ”(Ey resulüm) ailene ve ümmetine namazı emret. Kendin de ona devam eyle. Biz senden bir rızk (ailenin geçimini temin için çalışmanı) istemiyoruz. Seni biz rızıklandırırız. Güzel akıbet takva sahiplerinindir.”

200. Allah dilediğine kız, dilediğine erkek evlât verir; dilediğini de kısır bırakır.

            Şûra 47–50:”Bütün göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır; dilediğini yaratır, dilediği kimseye kız evlat verir. Yahut da, o evlatları erkekli dişili ikizler halinde verir. Dilediği kimseyi de kısır bırakır. Muhakkak ki O âlimdir, her şeyi bilir. Kadirdir, herşeye gücü yeter.”

 

 

 

 

201.Cinsi münasebet ve çocuk sahibi olmayı istemek (çoğalınız)

            Bakara 223:”Kadınlarınız çocuk yetiştiren ekin tarlanızdır. O halde tohum ekilen tarlanıza (ön tarafa) nasıl isterseniz öyle girin.”

            Bakara 187:”...şimdi hanımlarınıza gecelerde mübaşerette (cinsi münasebet) bulunun ve Allah’ın sizler için mubah takdir ettiği üremeyi isteyin.”

202. Şehitlik ve gazilik.

             Şehitler ölmezler, en üstün mertebe sahibidirler ve onlar Cennetliktirler.

            Bakara 154:”Allah yolunda öldürülenlere; “Onlar ölülerdir” demeyin, hakikatte onlar diridirler. Fakat siz anlayıp bilemezsiniz.”

            Ankebût 69:”Bize itaat uğrunda mücadele edenlere gelince, elbette biz onlara yollarımızı gösteririz...”

            Nisa 74:”O halde Dünya hayatı yerine Ahireti satın alanlar, Allah yolunda savaş etsin. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülürse yahut düşmanına üstün gelirse, ona pek büyük bir mükâfat vereceğiz.”

203. Din düşmanlarının cenaze namazları kılınmaz.

            İslâm düşmanlarının cenaze namazını kıldırmak ve kılmak, onları Allah’ın bağışlaması için dua etmek mümine yasaklanmıştır.

            Tevbe 84:”Münafıklardan ölen hiçbir kimse üzerine, hiçbir zaman namaz kılma; kabri başında durma. Çünkü onlar, Allah’ı ve Resulünü tanımadılar ve kâfir olarak can verdiler.”

            Tevbe 113:”Müşriklerin cehennemlik oldukları (küfür üzereyken öldükleri) müminlere belli olduktan sonra – bunlar akraba bile olsalar – artık onlar için, ne peygamberin ne de mümin olanların mağfiret dilemeleri yoktur.”

204- Müslümanların birbiriyle savaşmaları.

Hucûrat 9: “Eğer müminlerden iki birlik çarpışırlarsa, hemen aralarını düzelterek barıştırın. Eğer onlardan biri (Allah’ ın hükmüne razı olmayarak) tecavüz ediyorsa, o vakit tecavüz edenle, Allah’ ın emrine dönünceye kadar savaşın (sonunda teslim olur, Allah’ ın emrine) dönerse, yine adaletle aralarını düzeltin ve hep adaletle iş görün; çünkü Allah adaletli davrananları sever.”

205. Kâfirlerle dost olanlar ve dost olmak için yarışan nifakçıların durumları.

Müntehine 9: “Allah, sizi, ancak din hususunda sizinle savaşan ve sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarmanıza yardım eden kimselerden, onlara dostluk etmenizden men eder. Kim de onlarla dostluk ederse, işte onlar, zalimlerdir”.

Mâide 52: “Onun için, kalplerinde nifak hastalığı olanları görürsün ki, kâfirlerle dostluk yapmak hususunda yarışırlar. Korkarız bir zaman inkılâbı ile İslam mağlup olur derler. Fakat yakındır ki; Allah Müslümanlara zaferi veya kendi katından bir emri (münafıkların açığa vurulması emrini) getirir de nefislerinde, gizlediklerine pişman olurlar”.

Mâide 51: “Ey iman edenler! Yahudilerle Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdır. İçinizden kim onları dost veya yardımcı edinirse, o da onlardandır. Allah, düşmana dostluk etmekle nefislerine zulmedenleri hak yoluna eriştirmez”.

206. Dünya, bir imtihan yeridir, Ahretin tarlasıdır.

            Enbiya 35:”Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz. Hepiniz sonunda bize döndürüleceksiniz.”

            Şûra 20: ”Kim Ahret sevabını isterse, onun sevabını arttırırız. Kim de dünya menfaatini isterse, ona da ondan veririz; fakat ona Ahrette hiçbir nasip yoktur.”

207. Mallarını hayra harcayanların mükâfatları. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar.

            Bakara 274:”Mallarını gece ve gündüz, gizli ve aşikâr hayra harcayan kimseler var ya; işte onların, Rableri katında ecirleri (mükâfatları) vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.”

208. Rızk: Tüm canlıların rızkını Allah verir, rızk endişesine kapılmayın.

            Hûd 6:”Yerde yürüyen ne kadar canlı var ise, hepsinin rızkı ancak Allah’a aittir.”

            Bakara 268:”Şeytan sizi fakir olacaksınız diye korkutur, cimrilik ve sadaka vermemekle size emreder.”

 

 

 

209. Cömert olunuz, cimri olmayınız. Malını, hayırlı işlere harcamayanlar, onu kendilerine kar saymasınlar.

            İsra 29:”Elini boynuna bağlı kılma (cimri olma) ve büsbütün de onu açıp israf etme ki, kınanmış olursun ve eli boş açıkta kalırsın.”

            Al-i İmran 180:”Allah’ın fazlından kendilerine verdiği şeye Bahillik (cimrilik) edenler, hiçbir zaman onu kendilerine hayır sanmasınlar. Aksine bu kendileri için şerdir. Onların cimrilik ettiği şey, kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır.”

210. Harcamada ölçülü olunuz. Gösteriş için harcayanları Allah sevmez.

            Furkan 67:”Onlar ki, harcadıkları zaman israf etmezler, sıkılık da yapmazlar ve harcamaları bu ikisi arası ortalama olur.”

            Nisa 38:”Allah ve Ahiren gününe iman etmedikleri halde mallarını, insanlara gösteriş için harcayanları da Allah sevmez.”

            A’râf 31:”...Yeyin, için, israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.”

211. Sadaka veriniz ve bağış yapınız, Allah cömertlere bolluk verir, şeytan ise fakirlikle korkutur.

            Bakara 177:”...Allah sevgisi üzere yahut mala olan sevgisine rağmen malı (fakir) akrabaya, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere köle ve esirlere harcayan, namazı gereği gibi kılan ve zekâtı veren... İşte bu vasıfları taşıyanlar, Hak’ka uyan sadıklardır ve bunlar takva sahipleridir.”

            Bakara 268: ”Şeytan, sizi, fakir olacaksınız diye korkutur; size cimrilik ve sadaka vermemekle emreder. Allah size kendi lutfundan bir marifet ve fazla bir sevap vaat ediyor.”

212. Mal ve mülk sahibi olmak. Herkes mal ve mülkünün emanetçisidir, onların gerçek sahibi ise Allah’tır.

            Yunus 55: ”Biliniz ki, göklerde ve yerde ne varsa, hepsi Allah’ındır.”

213. Allah’ın verdiği nimetlere karşı şükrediniz, nankörlük etmeyiniz.

            Secde 9:”...sizin için kulaklar, gözler, kalpler (ve daha nice nice saymakla bitiremeyeceğiniz güzellikler ve nimetler) yarattı. Bütün bu nimetlere karşılık) şükrünüz pek az...(Nankörlüğünüz fazla)”

214. Allah herkese gücünün yeteceği kadar teklif etmiştir. Allah insanoğluna sabır ve tahammül edemeyeceği sorumluluk yüklememiştir.

            Nisa 28:”İnsan zayıf yaratılmış olduğundan, Allah sizden yükü hafifletmek ister.”

            Bakara 286:”Allah bir kimseye, ancak gücü yettiği kadar teklif eder. Herkesin kazandığı hayrın sevabı kendine ve yaptığı fenalığın zararı da yine onadır.

 

 

 

 

 

215. Çalışmak, iş yapmak.

            Boşa vakit geçirmeyiniz. Çalışmak da bir ibadettir, Allah’ın emridir. Vaktini ve zaman sermayesini boşa harcayanlar ziyandadır.

            İnşirâh 7:”O halde, (memur bulunduğun bir işi bitirip) boşaldın mı, (yine başka bir iş ve ibadet için) kalk yorul.”

            (Ancak; Allah’ın emirlerini yerine getirenlerin, yaptığı bütün işlere de ibadet sevabı verilir.)

216.  İman,  güzel amel ve Allah yolunda çile ile süslenmelidir.

            Amelsiz ve çilesiz imanın önemli bir geçerliliği yoktur.  Amelsiz ve çilesiz iman içi boş çuvala benzer. İman etmiş olanlar, sadece inanmakla, hiçbir iyi amel yapmadan,  kulluk vazifesini ve imanının pratiklerini yerine getirmeden,  Allah yolunda çile çekip mücadele etmeden kurtulamazlar.

            Ankebût 2:”O insanlar sandılar mı ki, ‘iman ettik’ demeleriyle bırakılacaklar da imtihana çekilmeyecekler.”

            Bakara 214:”Sizden önce gelenlerin durumu sizin başınıza gelmeden Cennete gireceğinizi mi sandınız?”

            Hadîd 16:”İman edenlere, vakit gelmedi mi ki, kalpleri Allah’ın zikrine ve inen Kur’an’a saygı ile yumuşasın ve bundan önce kendilerine kitap verilmiş, sonra üzerlerinden uzun zaman geçip de kalpleri katılaşmış ve çoğu fıska dalmış bulunanlar gibi olmasınlar.”

 

 

217. Zorda kalanlara yardım ediniz, koruyup kollayınız.

            Zalimlerin elinden Müslümanları niçin kurtarmıyorsunuz? Dininize, vatanınıza, milletinize ve zulümde olan insanlara sahip çıkınız, onları gözetip koruyunuz.

            Nisa 75 :”Size ne oluyor da, “Rabbimiz! Halkı zalim olan bu şehirden bizi kurtar, katından bize bir sahip gönder, bir yardımcı yolla” diyen zavallı çocuklar, erkekler ve kadınlar uğrunda ve Allah yolunda savaşmıyorsunuz.”

218. Adalet ve zulüm: Zulüm ve fenalık değil, adalet ve ihsan yapınız.

            Nisa 58:”Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman, adaletle hükmetmenizi emreder.”

            Nâhl 90: ”Muhakkak ki Allah, adaleti, ihsanı ve akrabaya vermeyi emrediyor. Zinadan, fenalıklardan ve insanlara zulüm yapmaktan da nehyediyor. Size böylece öğüt veriyor ki, benimseyip tutasınız.”

            Mâide 8:”…bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletsizliğe götürmesin. Adaletli olun ki, o takvaya en çok yakın olandır.”

219. Davası ve gayesi olmayan Müslüman olmamalı.

            Davamız hakkı, adaleti, barış ve huzuru hâkim kılma ve İlay-ı Kelimetullah davası olmalıdır.

            Mâide 8:”Ey müminler! Allah için hakkı ayakta tutan hâkimler ve adaletle şahitlik eden kimseler olun.”

220. Ecel. Herkesin ecel günü bellidir, Allah’ın bilgisindedir.

            A’râf 34:”Her ümmet için takdir edilen bir zaman  (ecel) var. Müddetleri gelince bir an geri kalmazlar ve öne de geçmezler.” (Hicri: 5’e de bakabilirsiniz).

221. Kurtuluş İslâm dadır. Allah’a itaat eden ve hayır yapan kurtulur.

            İman edip Salih ameller işleyenler kurtulanlardır. Onların mükâfatları And cennetleridir.

            Hacc 77:”Ey iman edenler! Rükû edin; secde edin; Rabbinize ibadet edin ve hayır yapın ki, kurtulabilesiniz.”

            Beyyine 7:”Doğrusu iman edip de salih ameller işleyenler; işte bunlar da yaratıkların en hayırlısı olanlardır.”

            Beyyine 8:”Onların mükâfatı, Rableri katında (ağaçları) altından ırmaklar akan and cennetleridir; içlerinde ebedi olarak kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da ondan hoşnut…”

222. Dinde ahkâm kesenlerin durumu.

            Bilip bilmeden İslâm ile ilgili her konuda hüküm verenler ile helâl ve haram hakkında sağlam bir kaynağa dayanmadan konuşan ve yanlış bilgi vererek insanları yanıltanların durumları çok kötüdür.

            Nâhl 116: ”Dillerinizin ‘bu helâldir, şu haramdır’ diye yalan olarak vasıflandırdığı şeyi söylemeyin ki, Allah’a yalan iftira etmiş olursunuz. Şüphe yok ki, Allah’a yalan uyduranlar, asla kurtulamazlar.”

            Nâhl 117:”Onlar için dünyada pek az bir menfaat vardır, Ahirette ise çok acıklı bir azap vardır.”

            Âl-i İmrân 94:”Artık bu delilden sonra helâl ve haram hakkında kim Allah’a karşı yalan söyleyip iftira ederse, işte onlar zalimlerdir.”

223. Helâli haram etmeyin.

 Allah’ın size helâl kıldığı nimeti,  kendinize haram etmeyin.

            Mâide 87:”Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı nimetlerin temiz ve hoşlarını kendinize haram etmeyin, aşırı gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.

            Mâide 88:”Allah’ın size rızk olarak verdiği nimetlerden helal ve hoş olarak yeyin.”

224. Alay etmek. Birbirinizle alay etmeyiniz, ayıplamayınız, lâkap takıp kusur aramayınız.

            Hucurât 11:”Ey iman edenler; bir kavim, diğer bir kavimle alay etmesin; olur ki, alay edenler kendilerinden daha hayırlı bulunurlar. Bir takım kadınlar da diğer kadınlarla eğlenmesin; olur ki eğlenceye alınanlar kendilerinden daha hayırlı olurlar. Hem birbirinizi ayıplamayın ve kötü lâkaplarla atışmayın. İmandan sonra fasıklıkla adlanmak ne kötü isimdir. Kim de tövbe etmezse işte onlar kendilerine zulmedenlerdir.”

 

 

 

 

225. İslâm hakkında boş ve lüzumsuz soru lardan kaçınınız.

            Önce dinin ana hükümlerini öğrenip tatbik ediniz, çok fazla teferruata ve gerek olmayacak tarzdaki ayrıntılara girmeyiniz, kafa yormayınız.

            Mâide 101-102:”Ey iman edenler! Öyle şeylerden peygambere sormayın ki, size açıklanırsa fenanıza gidecektir. Halbuki Kur’an indirilirken sorarsanız onlar size açılır, meydana çıkar. (Önceki ümmetlerin helâkı peygamberine çok soru sormaları ve ihtilafları yüzünden olmuştur) Allah şimdiye kadar ki sorularınızı bağışladı. Allah çok bağışlayıcıdır, azabında aceleci değildir.

            Mâide 102:”Doğrusu sizden önce bir kavim, öyle (lüzumsuz) şeyleri sordu da, sonra o yüzden kâfir oldular.”

226. Davete icabet ediniz. Davet olunmadığınız yerlere gitmekten kaçınınız.    

         Evlere randevusuz gitmeyiniz, gittiğiniz yerde İslâm’i ölçülere ve oranın kurallarına göre hareket ediniz, özel mekânlar ve aile hayatı kutsaldır.

En’fal 24:”Ey müminler! Peygamber size hayat verecek olan şeriat emirlerine davet ettiği zaman, Allah’a ve Resulüne icabet edin.”

Ahzâb 53: ”Ey inanlar! Peygamberin evlerine yemeğe çağrılmaksızın vakitli vakitsiz girmeyin; fakat davet edilirseniz girin ve yemeği yiyince, dağılın. Sohbet etmek için de girip oturmayın. Bu haliniz Peygamberi üzüyor, o da size bir şey söylemeye çekiniyordu. Allah gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin eşlerinden bir şey isteyeceğinizde onu perde arkasından isteyin. Bu sayede sizin gönülleriniz de, onların gönülleri de daha temiz kalır.”

227. Kadınların sesi, konuşma şekli, oturma adabı ve ciddiyeti.

            Kadınların erkeklerin bulunduğu topluluk içinde eğlenip oyun oynamaları, şarkı ve türkü söylemeleri uygun değildir.

            Ahzâb 32: ”Ey peygamberin hanımları, sizler herhangi bir kadın gibi değilsiniz. Allah’tan sakınıyorsanız edalı konuşmayın, yoksa kalbi bozuk olan kimse kötü şeyler ümit eder. Daima ciddi ve ağır başlı söz söyleyin.”

            Ahzâb 33:”Evlerinizde oturun. Eski cahiliyyede olduğu gibi, açılıp saçılmayın, namazı kılın, zekâtı verin.”

            Kadınlar belirli edep çerçevelerine uymak koşuluyla; çeşitli işlerde çalışabilirler,  sosyal hayatın her safhasında yer alabilirler. Siyasette ve sivil toplum kuruluşlarında, istişare mekanizmaları ve devlet yönetiminde de pekâlâ bulunabilirler. İslam buna engel değildir.

228. Kabir hayatı. Günahkârların ve takva sahibi müminlerin kabir hayatları.

            Mü’min 46:”Onlar (kabirlerinde kıyamet gününe kadar) sabah ve akşam ateşe arzedilecekler. Kıyamet koptuğu gün de: Firavun kavmini en şiddetli azaba sokun! Denilecektir.

           

 

İbrahim 27:”Allah iman edenleri hem Dünyada, hem kabirde sabit söz olan şahadet kelimesi ile tespit eder; tevhide bağlı kılar. Allah zalimleri şaşırtır ve dilediğini yapar.”

En’am 98:”Sizi tek bir nefisten yaratan O’dur. Böylece size, dünyada bir parça karar yeri ve kabirde muvakkaten bir mühlet durmak vardır. Biz anlayan kimselere ayet ve alâmetleri açıkça bildirdik.”

229. İnsanın ve cin’in yaratılışı.

            Hicr 26 - 27:”And olsun ki, biz insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık. Cin yaratığını da daha önce şiddetli ateşten yarattık.”

230. Büyücüleri ve falcıları Allah lânetlemiştir. Büyücü ve falcılara inanmak haramdır.

            Bakara 102:”…Allah’ın izni olmadıkça sihirbazların büyüsü ve sihiri hiç bir kimseye zarar verici değildir. Onlar (Yahudiler ve şeytanlar) ise, kendilerini zarara sokacak ve hiçbir fayda vermeyecek şeyleri öğreniyorlardı.”

            Bakara 102:”…And olsun, onlar biliyorlar ki, sihiri satın alan kimse için Ahirette bir nasip yoktur. Onlar sihir yapmayı benimsemekle nefeslerini ne kötü şeye satmış olduklarını eğer bilseler…”

            Mâide 90:”…Fal okları hep şeytanın işinden pis birer şeydir. Onun için bunlardan sakının ki, kurtulasınız.”

 

 

 

231. Kimseyi kâfirlik ve münafıklıkla itham etmeyin.

            Araştırıp incelemeden ve emin olmadan, Mümini kâfir olmakla itham etmeyin.  Kâfir olsa bile size iyi davranıyor ise siz de onlara güzel mukabelede bulunun. Kâfirler konuşmalarından ve görünümlerinden belli olurlar.

            Nisa 94:”Ey müminler! Allah yolunda cihada çıktığınız zaman Mümin’i kâfirden ayırmak için iyice araştırın. Size İslâm selâmı veren kimseye dünya hayatının geçici nimet ve

Menfaatine göz dikerek, SEN MÜMİN DEĞİLSİN (Kâfir olduğunu söylemek) demeyin. Allah katında çok ganimetler var. İslâm’a ilk önce girdiğiniz zaman, siz de öyle idiniz. Sonra Allah size, iman ve istikameti lütfetti. Onun için iyice anlayınız.”

            Muhammed 30: ”Eğer dileseydik, biz Ey Muhammet, onları sana gösterirdik; sen de onları simalarından tanırdın. Muhakkak sen onları sözlerinin üslûbundan da tanırsın. Allah işlediklerinizi (amellerinizi) bilir.”

232. İslâm dininden dönenlerin halleri.

            Mürtetler’in yani İslâm’dan sonra küfrü seçenlerin, öncesinde yaptığı bütün hayırlar boşa gitmiştir ve onlar Cehennemin odunudurlar. Hayvanlardan da aşağılık

Mahlûklardır.

            Bakara 217:”Sizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, bu gibilerin yaptığı iyi şeyler, Dünyada da, Ahirette de boşa gitmiştir ve onlar Cehennem ehli olup, orada ebedi olarak kalırlar.”

            Tîn 4–5:”Biz gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık. Sonra onu (küfre varınca) aşağıların da(hayvanlardan aşağı) aşağısına çevirdik.”

233. İnsanın mükemmellik ve aşağılık durumları.

            İnsan;  hiç eksiği ve fazlası olmayacak bir tarzda, yaratıcı tarafından en mükemmel bir şekilde yaratılmıştır.  Yine aynı insan, kendi isteği ve iradesiyle hayvanlardan da aşağılık bir seviyeye de inebilmektedir.

            Tîn 4-5:”Biz gerçekten insanı (noksansız, dört dörtlük) en güzel bir biçimde yarattık. Sonra onu, (kötü ve çirkin amelleriyle, küfre varınca) aşağıların da aşağısına (hayvanlardan da aşağılık bir seviyeye) çevirdik.”

234. Kısas. Adam öldürmek.

            Haksız yere bir insanı öldüren, bütün insanlığı öldürmüş gibi olur. Kısasta diyet daha hayırlıdır. Kimse,  tek başına, kimseyi yargılama, hüküm verme ve öldürme hakkına sahip değildir. Hükmü kanunlar ve mahkemeler verir.

            Mâide 32:”… Kim kısas gerekmeksizin (haksız yere) veya yeryüzünde fesat (şirk, İslama ve Müslümanlara hakaret) olmaksızın bir kimseyi öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur.”           

            Bakara 178: ”Ey iman edenler; (kasten) öldürülmüşler için size kısas (misilleme yapmak) farz kılındı. Hür ile hür, köle ile köle, kadın ile kadın kısas olunur. (ölen Müslüman olduğu halde, öldüren hür köle ve kadın her kimse kısas olunur, yani öldürdüğüne karşılık öldürülür). Öldürülmüş olanın kardeşinden (verese ve velisinden) katilin lehine olacak bir şey bağışlansa da kısas düşürülse, ölünün velisi, hakkında ziyade olmayarak, örfe göre diyet almalıdır; katil de maktulün velisine, icap eden diyeti güzel bir biçimde ödemelidir. İşte böyle affederek diyet almak, Rabbiniz katından size kolaylık ve bir merhamettir. Kim bu bağışlama ve diyeti alıştan sonra katil veya katilin akrabasıyla düşmanlık yaparak tecavüzde bulunursa, onun için Ahirette çok acıklı bir azap vardır.

            Bakara 179: ”Ve bu kısasta sizin için bir hayat vardır, ey tam akıl sahipleri, (umulur ki sakınasınız) gerek ki haksız yere adam öldürmekten korunursunuz.” 

235. İntihar etmek büyük bir günahtır.

            Nisa 29:”…herhangi bir sebeple nefislerinizi öldürmeyin. Şüphesiz ki Allah çok merhametlidir.”

236. Temiz ve güzel giyininiz. Allah’ın bütün nimetlerinden en iyi şekilde yararlanınız ve yararlandırınız.

            A’râf 31:”Ey Âdemoğulları; her namazınızda süslü elbisenizi giyinin, yeyin, için, israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.”

      A’râf 32:”…de ki, bu ziynet ve hoş rızık, Dünya hayatında, iman edenler içindir.”

            Yunus 55:”Biliniz ki, göklerde ve yerde ne varsa, hepsi Allah’ındır…”

            Mâide 87:”Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı nimetlerin temiz ve hoşlarını kendinize haram etmeyin, aşırı gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.”

            Müddessir 14:”Elbiseni de (daima) temiz tut.”

237. Ortaklık. Gerçek iman ve amel sahibi kişilerle ortaklık yapınız.

            Şuursuz ve sahtekârlığa meyilli kişiler ile ortaklık yürümez. Bir insanı bir kez deneyiniz. Kötü ve güvenilmez kişilerle hiçbir işe girmeyiniz.

            Sâ’d 24:”…gerçekten, ortakların çoğu birbirine haksızlık eder; ancak iman edip de salih ameller işleyenler müstesnadır. Onlar da ne kadar azdır.”

238. Teşkilatçılık, idarecilik.

            Gerçek müminler; disiplinlidirler, itaatkârdırlar, teşkilatçıdırlar, sivil toplumcu ve sosyaldırlar, birbirine bağlı ve saygılıdırlar, izinsiz bir yerden ayrılmazlar, hayırlı işler için mazeret üretip geri kalmazlar, işlerinde birlikte hareket ederler.

            Nur 62:”Gerçek müminler ancak o kimselerdir ki, Allah’a ve Resulüne iman etmişler ve toplu bir iş de bulundukları vakit de Peygamberden izin almadıkça bırakıp gitmezler. Doğrusu senden izin isteyenler, Allah’a ve Resulüne iman eden kimselerdir. Bu bakımdan bazı işleri için senden izin istediklerinde sen de onlardan dilediğin kimseye izin ver.”

            Tevbe 44:”Allah’a ve Ahiret gününe inananlar, mallarıyla, canlarıyla savaşmak istediklerinden ötürü geri kalmak için senden izin istemezler. Allah sakınanları bilir.”

            Tevbe 45:”Ancak Allah’a ve Ahret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşüp şüphelerinde bocalayan kimseler senden izin isterler.”

            Nisa 59:”Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygambere ve sizden olan idarecilere de itaat edin…” (İtaat Allah’a itaat edenedir. Kâfir, münafık, fasık idareciye ya da Müslüman olduğu halde İslâma aykırı bir emir verenin emrine itaat olunmaz)

            Enfâl 24:”Ey müminler; Peygamber sizi hayat verecek olan şeriat emirlerine davet ettiği zaman, Allah’a ve Resulüne icabet edin…”

239. Kâfirlerle dostluk yapanlar ve nifakçıların durumları.

             Gizli ve aşikâr olarak,  İslam toplumunun içerisindeki nifakçılar, kâfirlerle dostluk kurup, ittifak ederek İslam’a ve Müslümanlara karşı savaş açarlar, mağlûp etmeye, engel olmaya çalışırlar. Kâfirler istemese de Allah yeryüzünde nurunu tamamlayacaktır. Müslümanların düşmanları eninde sonunda mağlup olacak ve cezalarını bulacaklardır.

            Mâide 52:”Onun için kalplerinde nifak hastalığı olanları görürsün ki, kâfirlerle dostluk yapmak hususunda yarışırlar. Korkarız ki bir zaman inkılâbı ile İslâm mağlûp olur, derler. Fakat yakındır ki, Allah Müslümanlara zaferi veya kendi katından bir emri getirir de nefislerinde gizlediklerine pişman olurlar.”

            Tevbe 32: ”Onlar, Allah’ın nurunu (şeriatını) ağızlarıyla (sözleriyle) söndürmek istiyorlar. Fakat kâfirler hoşlanmasalar bile, Allah, muhakkak nurunu tamamlayacaktır.”

            Nur 55: “Sizden iman edip de salih ameller işleyenlere, Allah şöyle vaat buyurdu: Yemin olsun ki, kendilerinden evvel gelen İsrail oğullarını nasıl kâfirlerin yerine getirdi ise, onları da kâfirlerin arazisine getirecek (hâkim kılacak) ve onlara, kendileri için seçtiği dinlerini (İslam’ı) kuvvetlendirip, icra imkanı verecek, onları korkularının arkasından muhakkak emniyete kavuşturacaktır. (Allah Müslümanların düşmanlarını helak edecektir).

240.  Kâfirlerin sahibi yoktur, Müslümanların sahibi ve koruyucusu ise Allah’tır.

            Kâfirlerin ve İslam düşmanlarının dostları kendileri gibi sapık olanlar ve şeytanlardır. Müminlerin ise sahibi Allah’tır. Allah gerçek iman etmiş olanları korur.

            Muhammed 11: ”Çünkü Allah inananların sahibidir. Kâfirlerin ise sahibi yoktur.”

            Enfâl 66:”...şimdi sizden sabredecek (gerçek iman sahibi) yüz kişi olursa iki yüzü yenerler. Eğer sizden bin olursa, Allah’ın izniyle iki bine galebe çalarlar. Allah sabredenlerle beraberdir.”

 

 

 

 

 

 

 

 

241. Diyalog ve iletişim.

            Müslüman herkesle iyi bir diyalog ve iletişim içerisinde olur, sosyaldir, tatlı dil ve güler yüzle gönülleri fetheder. Cahillerden, kötü ve cahil kişililerden uzak durur. Mütevazı ve alçak gönüllüdür. Herkesin seviyesine göre hareket eder. Sevilen, saygı duyulan ve güvenilen bir kişilik ve karakter sahibi olur.

            Enfâl 63:” Ve kalplerinin arasını sevgi ile birleştirdi. Yoksa yeryüzünde ne varsa harcasaydın, yine onların kalplerini birleştiremezdin. Fakat Allah onların aralarını sevgi ile birleştirdi. Çünkü Allah her şeye galiptir, hükmünde hikmet sahibidir.”

            Furkan 63:”Allah’ın makbul kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürürler. Kendilerine cahiller laf attıklarında Allah size selamet versin’ derler.”

242. Hastalık ve musibetlerle imtihan.

            Allah insanları hastalık ve musibetlerle çeşitli

 Şekillerde imtihan eder.

            En’am 42 ”Ant olsun ki, biz, senden önce bir takım ümmetlere peygamberler gönderdik; dinlemediler de onları, şiddet ve zaruretlerle kıvrandırdık... Olur ki yalvarırlar.”

            En’am 43:”Hiç olmazsa, böyle şiddetimiz onlara geldiği zaman, bari yalvarsaydılar! Fakat kalpleri katılaşmış, şeytan da bütün yaptıklarını, kendilerine süslü göstermişti.”

            Nisa 144:”Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri (kuklaları, onların dostlarını) veli edinmeyin (başınıza idareci olarak geçirmeyin). Azabınızı gerektirecek açık bir hüccet Allah’a vermek ister misiniz?”

243. Tevbe.  Allah samimi ve bir daha bozulmamak üzere yapılan tevbeleri kabul eder.

            Pişmanlık duyularak ve bir daha işlenmemek düşüncesi ve kararlılığıyla yapılan tövbeler makbul olandır ve kabulü kesin olan tövbelerdir. Tevbe samimiyet ve ciddiyetten uzak bir şekilde yapılmamalıdır. Son nefeste tövbe kabul edilmez.

            Tahrim 8: “Ey iman edenler! Allah’a öyle tövbe edin ki, tam bir pişmanlıkla, halis bir tövbe olsun; olur ki Rabbiniz, kötülüklerinizi örter ve sizi (ağaçları) altından ırmaklar akan cennetine koyar.”

            Nisâ 17: “Ancak Allah’ın kabul edeceğini vaat buyurduğu tevbe, o kimseler içindir ki, cahillikle bir kabahat yaparlar da sonra çok geçmeden tevbe ederler. İşte Allah bunların tövbelerini kabul buyurur. Allah ihlâsla teybe edenleri hakkıyla bilicidir.”

            Zor kabul edilen tevbe:

            Tahrim 8:”...Allah’a öyle teybe edin ki, tam bir pişmanlıkla, halis bir tevbe olsun.”

            Kabul edilmeyen tövbe:

            Nisa 18:”O kimseler ki, kötü işlerde ısrar ederken, onlardan birine ölüm gelip hayattan ümidini kesince; ben şimdi tevbe ettim der, o kimseler için tevbe yok (tövbesi makbul değildir). Kafir oldukları halde ölenlere de tövbe yok. İşte biz onlar için Ahirette acıklı bir azap hazırlamışızdır.”

244. Sevap ve günah: Sevabın on mislisi günahın da bir mislisi yazılır. (bire on misli sevap verilir)

            Allah’ın rızasını kazanmak için devamlı iyilik yapılmalı, sevap kazanılmalıdır.  Çünkü sevapta bire on misli ecir verilmektedir.

            En’âm 160:”Kim bir hayırlı ve güzel bir amelle gelirse, ona on misli sevap verilir. Kim de bir günah ile gelirse ona ancak misli ile (günahı kadarla) ceza edilir. Onlar (gerek iyilik, gerek kötülük yapanlar) haksızlığa uğratılmaz.”

245. Büyüklük taslayanları, kibirli kişileri Allah da, onun kulları da sevmez.

İnsanlar arasında; malıyla, makamı ve mevkisiyle, tahsiliyle, ırkı ve sınıfıyla farklı havalara girenler, kibirlenip böbürlenenler, insanları hakir ve küçük görenler, halka tepeden bakanlar ve büyüklük taslayanlar kötü kimselerdir. Allah bu tür kimseleri sevmez, Müslümanlarda bu tür özelliklerin hiç birisi bulunmaz, insanlar bu tür şahsiyetlerden asla hoşnut olmazlar onları aralarından tecrit ederler, dışlarlar. Müslümanlar ve iyi insanlar; alçak gönüllü ve mütevazıdirler. Ayakları yere basar, toplumun hoş görmeyeceği hal ve hareket içerisinde olmazlar.

            Lokman 18:” (Kibirlilerin yaptığı gibi) İnsanlara yüzünün yanını çevirme ve yeryüzünde çalımla yürüme. Çünkü Allah, büyüklük taslayıp, övünenleri sevmez.

            Nisa 86:”Allah, kurumlu ve böbürlenen kimseleri sevmez.”        

246. Hilekârlık: Müslümanlara karşı hilekârlık yapıp, tuzak kuranların ve çifte standart uygulayanların cezaları.

Allah hilekârların ve fenalık tuzaklarını kuranların tuzaklarını başlarına kakıvericidir.

            Rab 42: “Onlardan önceki kâfirler de peygamberlerine karşı hile ve tuzaklar kurdular; fakat bütün hilelerin cezası ancak Allah’a mahsustur. Her nefsin ne yapacağını O bilir. Kâfirler de, yakında bu dünyanın sonu kimindir bilecektir.”

            Nâhl 45: “Artık fenalık tuzaklarını kuranlar, Allah’ın kendilerini yere geçirmesinden yahut bilemeyecekleri taraftan kendilerine azap inmesinden emin mi oldular.”

247. Haset ve kıskançlık.

Haset, kıskançlık ve çekememezlik Müslümanlara değil, münafık ve kâfirlere has bir özelliktir.

            Felâk 5:”Bir de hasedini meydana çıkarıp, gereğini yapmaya koyulduğu zaman, kıskananın şerrinden... (Allah’a sığınırım, yalvarırım).

            Bakara 105:”Ne ehli kitaptan olan kâfirler, ne de müşrikler, size Rabbinizden hiçbir hayır indirilmesini sevmez ve istemezler. Allah nübüvvet ve vahyi, rahmetiyle dilediği kimseye tahsis eder. Allah büyük ihsan sahibidir.

      ”(Bakara 109, Nisa 54, Felâk 5, Al-i İmran 180’e de bakabilirsiniz).

 

 

248. İyi hali de, kötü hali de veren Allah’tır.

İnsan Rabbine karşı nankörlük etmemelidir. Hayrı ve şerri imtihan için veren Allah’tır.

            Hûd 9:”İnsanoğluna tarafımızdan bir rahmet (sıhhat ve zenginlik) tattırıp da sonra bunu çekip alıversek, şüphesiz ki o, Allah’ın ihsanından tamamen ümidini kesen, evvelki nimeti unutan, nankör bir kimse olur.”

            Hûd 10: ”Fakat ona dokunan bir dertten sonra, kendisine bir nimet tattırırsak, ‘doğrusu benden bütün fenalıklar gitti’ der ve şüphesiz sevinir, öğünür.”

            Hûd 11:”Ancak her iki halde de sabredip, Salih amelleri işleyenler müstesnadır. İşte bunlar için bir mağfiret ve büyük bir sevap vardır.”

249. Rüşvet, kumar, gasp ve dolandırıcılık.

            Bakara 188: ”Aranızda birbirinizin mallarını hırsızlıkla, kumar ve gasp gibi haksız sebeplerle yemeyin ve insanların mallarından bir kısmını bile bile yalan şahitlik gibi günahla yemek için o malları rüşvet olarak hâkimlere aktarmayın.”

250. Faizi alan da, veren de her iki dünyada cezasını görür.

            Faiz alıp verenlerin Dünya ve Ahiretteki halleri (cezaları):

            Bakara 275: ”Faiz yiyen kimseler, kendisine şeytan çarpmış olan nasıl kalkarsa, mezarlarından öylece kalkarlar. Bu halde olmaları ‘alış veriş aynen faiz gibidir’ demeleri yüzündendir. Hâlbuki Allah alışverişi helal ve faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kim kendisine Rabbinden bir öğüt gelip faiz yemekten sakınırsa, daha önce aldığı faiz ona bağışlanır; geri alınmaz ve bundan sonra onun işi (affedilişi) Allah’a aittir. Kim de haram olan ribayı helal diye yemeye dönerse, işte onlar cehennemliktirler, o ateşte ebedi olarak kalacaklardır.”

251. Hırsızlık. Hırsızlık yapmanın cezası ve tevbe eden hırsızların durumu.

Madde 38:”Erkek hırsızla kadın hırsızın, yaptıklarına karşılık ve Allah’tan bir azap olmak üzere, (sağ) ellerini kesin.”

            Mâide 39:”Kim yaptığı hırsızlık zulmünden tövbe eder ve halini düzeltirse,  muhakkak ki, Allah onun tövbesini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.”

252. İçki, kumar, fal ve canlı cansız putlara tapmak şeytanın işidir.

            Mâide 90:”Ey müminler! Şarap (içki içmek) kumar oynamak, ibadet için dikilen putlar, (cahillik devrinde kullanılan) fal okları hep şeytanın işinden pis birer şeydir. Onun için bunlardan sakının ki, kurtulasınız.”

            Mâide 91:”Muhakkak şeytan, şarapta ve kumarda aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi Allah’ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık siz bunlardan sakınmaz mısınız?” (Bakara 219: İçkinin faydası, zararından daha azdır.)

 

 

 

253. Mücadele etmek ve başarmak.  Her zorluğun arkasından bir kolaylık gelir.

   Mümin zoru seçmelidir, gerçek başarı zoru başarmaktır. Kolay olanı herkes yapabilir. Mühim olan kimsenin yapamadığını, başaramadığını yapmak ve başarmaktır. Mümin zorluklar karşısında bıkmaz, girişimci, mücadeleci ve sabırlıdır. Girdiği her işi başarı ile tamamlar, yarıda bırakmaz, zorlukları ve engelleri aşmada deneyimlidir.

            İnşirah 5: “Demek ki zorlukla beraber bir kolaylık vardır.”

            İnşirah 6: “Evet, muhakkak güçlükle beraber bir kolaylık var.”

            İnşirah 7: “O halde (memur bulunduğun bir işi bitirip) boşaldın mı, (yine başka bir iş ve ibadet için) kalk yorul.”

            Ahzâp 3: “Allah’a tevekkül et, (güven, işini onun vekâletine bırak) sana (bütün işlerde) vekil, Allah yeter.”

            Bakara 250: “Rabbimiz üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam tut ve o kâfir millete karşı bize yardım et.”

254: İslâm dinine mensup olmayanlar Cennet’e giremezler.

            Al-i İmhan 85: “Kim İslâm’dan başka bir din ararsa, o istediği din asla kendisinden kabul olunmaz ve Ahrette de o, ebedi azap çekenlerdendir.”

255. Allah zalimleri (kâfir ve münafıkları kötü kimseleri) başarıya ulaştırmaz.

          En’am 21:”Allah’a iftira ederek yalan uyduran veya onun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kim olabilir? Şüphe yok ki o zalimler kurtuluşa eremezler.”

256. Şeytana uymayın. Şeytan insanı kuruntulara ve vesveseye düşürür, aldatır.

          Nisa 119:”...kim Allah’ı bırakıp da şeytanı bir dost edinirse, gerçekten bir ziyana düşmüştür.

          Nisa 120:”Şeytan onlara vaat eder, onları uzun emel ve kuruntulara düşürür. Şeytanın kendilerine vaat ettikleri aldatmadan başka bir şey değildir.”

257. Gayri müslimlere karşı muamele şekli.

          Müntehine 8: “Allah din hususunda sizinle savaşmış, sizi yurtlarınızdan da çıkarmamış kimselere sadakat göstermenizden, onlara iyilik etmenizden, onlara adalet yapmanızdan sizi yasaklamaz; çünkü Allah adalet yapanları sever.”

258. Zina: Zina edenlerin ve Müminlere zina iftirasında bulunanların cezaları.

            İsrâ 32:”Zinaya yaklaşmayın, çünkü o pek çirkindir ve kötü bir yoldur.”

            Nisa 15:”Kadınlarınızdan zina edenlere karşı içinizden dört şahit getirin. Onlar şahitlik ederlerse, bu kadınları ölüm yok edinceye yahut Allah kendilerine çıkış için bir yol açıncaya kadar kendilerini evlerde hapsedin.”

            Nur 2:”(Bekâr olup da) zina eden kadınla zina eden erkeğin her birine yüz değnek vurun. Allah’a ve Ahiret gününe inanıyorsanız, bunlara Allah’ın dini hususunda merhametiniz tutmasın. Müminlerden bir topluluk da, bunların ceza tatbikinde şahit bulunsun.”

            Nur 4:”İffetli Müslüman kadınlara zina iftira edenler, sonra dört şahit getiremeyenler, işte bunlara seksen değnek vurun. Bunların şahitliklerini ebediyken kabul etmeyin. Bunlar asıl fasıklardır.”

            Nur 5:”Ancak bu iftiralardan sonra tevbe edip, hallerini düzeltenler hakkında Allah gafurdur, çok bağışlayıcıdır, rahimdir ve merhametlidir.”

259. Kuran’ın koruyucusu Allah’tır.

            Hicri 9:”Hiç şüphe yok ki, Kur’an-ı biz indirdik ve muhakkak ki onu, tarif ile tebdilden (değişikliğe uğramaktan) biz koruyacağız.”

260. Dua: Allah Müminin duasını kabul eder. (Kuran’a uyanların, uyacak olanların ve samimi olanların duası kabul edilir)

            Bakara 186: “(Ey Resulüm), Kullarım sana, benden sorarlarsa, muhakkak ki ben çok yakınımdır; bana dua edince dua edenin duasını kabul ederim. O halde onlar da benim davetime koşsunlar ve bana hakkıyla iman etsinler ki, doğru yola ulaşmış olsunlar.”

 

 

 

261. Dua ve zikretmenin usulü. Duada aşırı gitmekten, samimiyetsizlikten sakının.

            A’râf 55:”Rabbinize yalvararak ve gizlice dua edin. Muhakkak ki Allah bağırıp, çağırarak haddi aşanları sevmez.”

            A’râf 205:”Sabah ve akşam, içinden yalvararak ve korkarak, aşikârdan (fakat yüksek sesle değil) bir sesle Rabbini an (dua ve zikir ile) gafillerden olma.”

262. Kürtaj. Kürtaj yapmak ve yaptırmak, bir insanı öldürmek gibidir.

            En’âm 151:”...Allah’ın muhterem kıldığı nefsi (canı) haksız yere öldürmeyin.”

263. Bidat ve hurafelerden uzak durunuz.

Atalarınızdan ve cahilliye çağından kalan, İslam’la hiç bir alakası olmayan uygulamaları ve inançları terk edin.

Mâide 103:”Allah, (cahiliye devrindeki adet üzere) kulağı yarılıp salıverilen ve putlara adak yapılan develerle, putlar için kesilen erkek koyunların ve sırtı yükle haram kılınan develerin hiç birini meşru kılmamıştır. Fakat küfredenler Allah’a yalan uydururlar.

Mâide 104: ”Onlara; Allah’ın indirdiği Kur’an hükümlerine ve peygamberlerin sünnetine gelin denildiği zaman: Bize, atalarımızı üzerinde bulunduğumuz din yeter” diyorlar. Ya ataları bir şey bilmiyor, doğru yola gitmiyor idiyseler (körü körüne onların adet ve inançlarına mı uyacaklar )

264. Gizlemek: Bilgiyi gizleyenlere Allah lanet eder.

Dünyalık menfaatleri icabı Allah’ın hükümlerini ve insanlara faydalı olacak ilim ve bilgileri gizleyenlerin vay haline.

Bakara 159:”İndirdiğimiz apaçık hükümleri ve doğru yolu, insanlara biz kitapta beyan ettikten sonra, gizleyenler (var ya) şüphesiz Allah onlara lanet eder. (onları rahmetinden kovar) ve bütün lanet edebilenler de onlara lânet okur.”

265. Emanet: Gerçek müminler emanete ihanet etmezler, işlerinin ve emanetlerinin idaresini güvenilir ve ehil kişilere verirler.

Müminler işleri; makam, mevki, şan şöhret, eş dost ve hatır sahibine değil, gerçekten o işi en iyi bilen, layık olan,   güvenilen kişilere verirler.

Mü’mimun 8:”Onlar ki, (Gerçek müminler) emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler.”

Nisa 58:”Gerçekten Allah, size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman, adalete hükmetmenizi emreder.”

Bakara 283:”...kendisine güvenilen kimse, üzerindeki emanet borcunu kendisine ödesin ve Rabbi olan yüce Allah’tan korksun.”

266. İnsana gücü yetecek kadar sorumluluk verilmiştir.

Güçlüğün ardından kolaylık gelir, İslam kolaylık dinidir. İnsan sabır ve tahammül bakımından çok zayıftır.

Talâk 7:”...Allah bir kimseyi, ancak ona verdiği şeyle mükellef kılar. Allah bir güçlüğün arkasından bir kolaylık ihsan eder.”

Nisa 28:”Allah din hususundaki ağır teklifleri sizden hafifletmek ister. Zira insan sabır ve tahammül tarafından çok zayıf yaratılmıştır.”

267.  Elinizden çıkana üzülmeyin.

 Bir şey elinizden çıkınca üzülmeyiniz ve elinize geçenle de sevinip böbürlenmeyiniz.

Hadid 23: (Her şey yazıldı ve tespit edildi ki, Dünya nimetlerinden) elde edemediğinize üzülmeyesiniz ve (Allah’ın) size verdiğine de (nimetin emanetine) güvenip sevinmeyesiniz. Allah çok öğünüp gururlanan kimseyi sevmez.”

268. Canlıların tamamı Allah’ı zikrederler ve O’na secde ederler.

 Yerdeki ve göklerdeki canlıların tümü Allah’ı zikredip, O’ na secde ederler.

Nâhl 49:”Göklerde ve yerde bulunan tüm canlı ve melekler, büyüklük taslamaksızın Allah’ı secde ederler (zikrederler).

Nur 41:”Görmedin mi ki, göklerde ve yerde olan şeyler ile saf saf uçan kuşlar Allah’ı tesbih ederler. Hepsi kendi duasını ve tesbihini bilir. Allah onların yaptıkları şeyleri bilicidir.”

269. Ölçü ve tartıyı doğru yapınız.

İsrâ 35:”Ölçtüğünüz zaman tam ölçün, doğru terazi ile tartın. Bu (doğru ölçmek ticaretiniz için) daha hayırlıdır ve netice itibariyle de daha güzeldir.”

 

 

 

270. İslâm düşmanları, açıkça kâfir ve münafık olduklarını söylemezler, gizlerler.

Din düşmanları hem İslâm’a ve Müslümanlara her türlü hakaret ve saldırılarını devam ettirirler, hem de Müslüman olduklarını söylerler.

Tevbe 74:”Münafıklar Allah’a yemin ediyorlar ki, (Peygambere alay ve ona hakaret sözünü) söylemediler. Ant olsun ki o küfür kelimesini söylediler ve İslam’ı kabul ettiklerini açıkladıktan sonra da kâfir oldular. Ve başaramayacakları bir işe giriştiler.”

271. Allah’tan korkmak veya sevmek O’nun emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından da sakınmakla mümkün olur.

Enfal 29:”Ey müminler! Eğer Allah’tan korkarsanız (emirlerine bağlanır, yasaklarından sakınırsanız) O, size hak ile batılı ayırt edecek bir anlayış ve nur verir. Günahlarınızı örter ve sizi bağışlar. Allah çok büyük lütuf sahibidir.”

272. İslâm’ı yaşamayanlar ve Allah’ı zikretmeyenler ziyandadır.

İslâm olarak doğup, Müslümanların içinde yaşadığı halde, Allah’ın emir ve yasaklarını hiçe sayan sapıklardan olmayın.

Zümer 22:”Kalpleri Allah’ı anmak hususunda katılaşmış olanlara yazıklar olsun; işte bunlar apaçık sapıklıktadırlar.”

 

 

273. Allah’ın emirlerinde hiç bir değişiklik bulamazsınız.

Ahzâp 62:”Allah’ın geçmişte uyguladığı yasası budur ve Allah’ın yasalarında bir değişiklik bulamazsın.”

274. Yaratmak Allah’a mahsustur. Allah’tan başka kimse, hiçbir şeyi yaratamaz.

Nâhl 20:”Allah’ı bırakıp taptıkları şeyler, hiç bir şey yaratamazlar; esasen kendileri yaratıktır.”

275. Heva ve hevesini tanrı edinenler.

Nefsinin arzularını putlaştırıp, ona uyanların ve ilmi olduğu halde ameli olmayan kişilerin durumu.

Casiye 23: “Ey Muhammed! Heva ve hevesini tanrı edinen, bilgisi olduğu halde Allah’ın şaşırttığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünü perdelediği kimseyi gördün mü? Onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Ey insanlar anlamaz mısınız?”

276. Musibetler. Başınıza gelen musibetler Allah’ın planladığı şekildedir ve imtihanın bir parçasıdır:

Hâdid. 22:”Yeryüzünde ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, o, kitapta bulunmasın. Doğrusu bu Allah’a kolaydır.”

 

 

 

 

277. Tartışma: Kâfirlerden başkası, Kur’an hükümleriyle ilgili tartışmaya girmez.

Mümin 4:”Allah’ın ayetleri üzerinde inkâr edenlerden başkası tartışmaya girmez. Ey Muhammed! İnkârcıların memlekette gezip dolaşması seni aldatmasın.”

278. Korkmak. İnsanlardan ve insanların çıkardığı kanunlardan korkup da, Allah’tan korkmayan gafillerden olmayın

Ahzâp 37:”...Allah’ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. İnsanlardan çekiniyordun; oysa Allah’tan çekinmen daha uygundu...”

279. Şeytanın nüfuzu gerçek müminlere tesir edemez.

Nâhl 99 – 100: ”Doğrusu şeytanın inananlar ve yalnız Rablerine güvenenler üzerinde bir nüfuzu yoktur. Onun nüfuzu sadece onu dost edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir.”

280. Akıl sahibi müminler Kuran’a tam olarak uysunlar (nefsine ve şeytana değil) düşünüp, öğüt alsınlar.

En’âm 155:”Bu indirdiğimiz, kutsal kitaptır. Öyleyse ona uyunuz ve sakınınız ki merhamet olunasınız.”

Nisa 4:”Kur’an-ı durup düşünmüyorlar mı? Eğer O Allah’tan başkasından gelseydi, onda çok çelişkiler bulurlardı.”

Râd 29:”Sana indirdiğimiz bu kitap mübarektir. Ayetlerini düşünsünler, aklı olanlar da öğüt alsınlar.”

281. Huzur İslâm’dadır.

Râd 28:”Kalpler ancak Allah’ı anmak ile huzura kavuşur.”

282. Hâkimiyet.

 Hâkimiyet kayıtsız şartsız Allah’ındır

Nur 42:”Göklerin ve yerin egemenliği Allah’ındır. Dönüş Allah’adır.

Nur 44 – 45:”Allah geceyi gündüze, gündüzü geceye çevirir. Doğrusu görebilenler için bunda ibretler vardır. Allah Bütün canlıları sudan yaratmıştır. Kimi karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayakla yürür, kimi dört ayakla yürür. Allah dilediğini yaratır. Allah şüphesiz her şeye kadirdir.”

283. Kulluk, şükür, teslimiyet ve dönüş Allah’adır.

Ankebût 17:”Ey putperestler; Siz Allah’ı bırakıp da bir takım putlara tapıyor,  asıl olmayan sözler uyduruyorsunuz. Doğrusu Allah’tan başka taptıklarınızın size rızk vermeye güçleri yetmez. Artık rızkı Allah katında arayın. O’na kulluk edin. O’na şükredin. Siz ona döneceksiniz.”

A’râf 3: ”Rabbinizden size indirilen kitaba uyun. Ondan başka dostlar edinerek, onlara uymayın. Pek az öğüt dinliyorsunuz.”

284. İhtiyatlı ve sabırlı olunuz, aceleci olmayınız. Allah’ın istediği er ve geç gelecektir, aceleci olmayınız.

Nâhl 1:” Allah’ın buyurduğu gelecektir; acele gelmesini istemeyin. Allah ortak koştukları şeylerden münezzehtir, yücedir.”

 

 

285.Cennetteki nehirler ve meyveler, dünya hayatlarını; iman, cihat ve çilelerle geçirenler için hazırlanmıştır, onlara söz verilmiştir.

Muhammed 15:”Korunanlara söz verilen cennetin durumu şudur: İçine bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır. Bunlar, ateşte ebedi kalan ve bağırsaklarını parça parça kesen sıcak suyun içildiği kimseler gibi olur mu?

286. Müslüman için on önemli emir.

En’âm 151–152–153:”De ki; gelin, Rabbinizin size haram kıldığını okuyalım. 1-O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın, 2-Ana babaya iyilik edin, 3-Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin; sizi de onları da biz besliyoruz. 4-Kötülüklerin açığını da, kapalısını da terk ediniz. 5-Haksız yere Allah’ın yasakladığı cana kıymayın. Düşünesiniz diye Allah size bunları tavsiye etti. 6-Yetimin malına yaklaşmayın. Yalnız ergenlik çağına erişinceye kadar en güzel biçimde (sarf edebilirsiniz), 7-Ölçü ve tartıyı tam ve adaletle yapın. Biz kişiye gücünün yettiğinden fazlasını teklif etmeyiz, 8-Söylediğiniz zaman doğru söyleyin, 9-Ve Allah’a verdiğiniz sözü tutun. Hatırlayıp öğüt alasınız diye (Allah) bunları size tavsiye etti, 10-İşte benim yolum budur. Ona uyun (başka) yollara uymayın ki; sizi onun yolundan ayırmasın (Azabından korunmanız için Allah size böyle tavsiye etti.)

287. Yemin: Her şey için yemin etmeyin, yeminlerinizin sorumluluğunu iyi bilin.

Bakara 224: “Allah’ın adını yemin (ettiğiniz işlerinize) iyilik etmenize (kötülükten) korunmanıza ve insanların arasını düzeltmenize engel yapmayın. Allah, işiten, bilendir.

Mâide 89: ”Allah sizi, yeminlerinizdeki lağıvdan (kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerden) ötürü sorumlu tutmaz. Fakat bilerek yaptığınız yeminlerden ötürü sizi sorumlu tutar.”

288. Mümin güvenilir olan kimsedir. Güvensizlik verecek hal ve davranışlardan uzak durunuz.

Bakara 283:”...birbirinize güvenirseniz, kendisine güvenilen kimse emaneti ödesin, Rabbi olan Allah’tan korksun...”

Mü’mimun 8–10: “Ve o (mümin) onlar emanetlerine ve ahitlerine riayet ederler. Onlar namazlarını korurlar. İşte varis olacak onlardır.”

289. Sabır, disiplin ve cesaret.

Mümin iseniz, sabırlı, disiplinli, cesur ve mücadeleci olunuz.  Bunlar ile imtihan edildiğinizi ve meleklerin amel notlarınızı tuttuğunu sakın unutmayın.

Al-i İmran 200:”Ey inananlar, sabredin, direnin. Savaşa hazırlıklı, uyanık bulunun ve Allah’tan korkun ki başarıya eresiniz.

Bakara 156–157:”Ant olsun, sizi korku, açlık, mallarınızdan, canlarınızdan ve ürünler (iniz) den eksiltmek gibi şeylerle deneriz; sabredenleri müjdele ki, onlara bir bela eriştiği zaman; “Biz Allah içiniz ve biz O’na döneceğiz” derler. İşte Rabbinizden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır ve doğru yolu bulanlar da onlardır.”

Zümer 10:” Ancak sabredenlere, mükâfatları hesapsız olarak ödenecektir.”

Furkan 75:”İşte onlar sabretmelerine karşılık saraylarda ödüllendirilecekler ve orada bir sağlık dileği ve selam ile karşılanacaklardır.”

Al-i İmran 173:”Onlar ki, halk kendilerine (düşmanınız olan) insanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun deyince (bu söz) onların imanını arttırdı. Ve Allah bize yeter. O ne güzel vekildir dediler.”

290. Nefsinizin arzularına tutsak olmayınız.

Kehf 28:”Nefsinizi, sabah, akşam, rızasını isteyerek Rablerine yalvaranlarla beraber tut. (Onlarla beraber bulunmaya candan sabret). Gözlerin dünya hayatının süsünü isteyerek onlardan başka yana sapmasın. Kalbini bizi anmaktan alıkoyup nefsinin arzusuna uyan ve işi hep ayrılık olan kişiye itaat etme.”

291. Böbürlenmek.

 Yaptığı ve yapmadığı işlerle, makam, mevki ve tahsiliyle (bilgisiyle) övünen zavallıların haline düşmeyin.

Nisa 36:” Allah, kurumlu, böbürlenen insanları sevmez.”

İsrâ 37: “Yeryüzünde kabara kabara yürüme. Çünkü sen yeri yırtamazsın, boyca da dağlara erişemezsin.”

Al-i İmran 188:”O ettiklerine sevinen, yapmadıkları şeylerle övünmeyi sevenlerin, azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için acı bir azap vardır.”

292. Kıskanç ve dedikoducu zavallı gafillerin halleri.

Felâk 5:”De ki ve haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden (karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran Rabb’e sığınırım).

Hümeze 1-2: “(İnsanları) diliyle çekiştiren, kaş ve gözüyle işaretler yapıp, alay eden her fesat kişinin vay haline!”

293. Hıyanet ve hile.

Güçsüz gördüğünüz insanlara hile ve hıyanet etmeyiniz. Hıyanet ve entrika şeytanların dostu olan kâfirler ve zalimlere ait bir özelliktir.

Nâhl 92:”Bir topluluk diğer bir topluluktan (sayıca ve malca) daha çok olduğu için, yeminlerinizi aranızda bozucu bir vasıta yaparak, ipliğini kuvvetli büktükten sonra çözen kadın gibi olmayın (yani kuvvetli taraf yeminini bir hile vasıtası yaparak zayıf tarafa zulmetmesin. Kuvvetliye verdiğiniz sözde durup da zayıfa karşı ettiğiniz yeminden caymayınız.) Çünkü Allah sizi bununla deniyor.”

Al-i İmran 161:”...kim emanete hıyanet eder, aşırırsa kıyamet günü aşırdığını boynuna yüklenip, getirir.”

 

 

 

 

 

294. Hiçbir şey insanı ibadet ve itaatten alıkoymaz.

            Her türlü ekonomik, sosyal ve kültürel faaliyetler, müminleri gerektiği şekilde ve huşu içinde ibadet ve itaat etmekten alıkoymaz.

Nur 37:”Bunları (Müminleri) ne ticaret ve ne de alışveriş Allah’ı anmaktan, zekât vermekten, namaz kılmaktan alı koyar.”

Cum’a 9:”Ey insanlar! Cum’a günü namaz için ezan okunduğu zaman Allah’ı anmaya koşun; alım satımı bırakın; bilesiniz ki bu sizin için daha hayırlıdır.”

295. İnanç ve düşünce özgürlüğü İslam’da vardır.

Bakara 256:”Dinde zorlama yoktur.”

Yunus 99: “Rabbin isteseydi, yeryüzündekilerin hepsi inanırdı. O halde sen mi insanları inanması için zorlayacaksın?”

En’âm 108:”Allah’tan başka yalvardıklarına sövmeyin ki; onlar da sınırı aşıp Allah’a sövmesinler.”

Ankebût 46:”İçlerinden zulmedenleri hariç, kitap ehliyle, ancak en güzel tarzda mücadele edin.”

296. Astronomi. Allah’ın yüceliğinin alâmetleri.

Dünyayı yöneten Allah’tır. Etrafınızdaki olup bitenlere bakınız, yeryüzünü gezip görünüz, inceleyip araştırınız. Dersler ve ibretler alınız, tefekkür ediniz. Her şey insan için yaratılmıştır.

Bakara 164: “Muhakkak göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün arka arkaya gelişinde, insanlara yarar şeyleri denizde götürüp giden gemide; yeryüzü kuruduktan sonra, Allah gökten yağmur indirerek arzı diriltmesinde, o arzda her türlü hayvanatı yaymasında, rüzgarları her taraftan estirmesinde, yer ile gök arasında Allah’ın emrine tabi bulutta, akıl ve düşünce sahibi olan bir millet için Allah’ın  birliğine, kudret ve yüceliğine delalet eden birçok alametler vardır.”

Râd 2:”Allah gökleri gördüğünüz şekilde, direksiz olarak yükseltendir. Sonra kudretiyle arşı kapladı. Güneşi ve ayı da kulların menfaatine tabi kıldı. Bunlardan her biri belirli bir vakte kadar dolaşıyor. Bütün işleri o idare ediyor. Ayetleri açıklıyor ki, sizler Rabbinize kavuşacağınızı şüphesiz bilesiniz.”

Râd 3:”Arzı enine boyuna uzatıp döşeyen, onda yerli yerinde dağlar ve nehirler yaratıp, meyvelerin hepsinden o anda ikişer ikişer (erkekli - dişili) yapan O’dur. Geceyi gündüze o bürüyor. Muhakkak ki bunda düşünecek bir topluluk için (Allah’ın kudret ve vahametini isnat eden) pek çok deliller vardır.

Nâhl 12–13: ”Geceyi gündüzü, güneşi ayı sizin istifadenize vermiştir. Yeryüzünde muhtelif renklerle yarattığı şeyleri (hayvanat ve bitkileri) de sizin için yaratmıştır.”

Nâhl 15–16: ”Allah yeryüzünde sabit dağlar koydu ki, sizi çalkalamasın. Bir de nehirler ve yollar bıraktı, gerek ki doğru gidesiniz. Daha birçok alametler yarattı. Yıldızla da insanlar yollarını doğrulturlar.”

295.Selâm ve selâmlaşmak.

Nisa 86”(Bir Mümin tarafından) bir selâmla selâmlandığınız zaman, siz ondan daha güzeli ile karşılık verin veya aynı ile mukabele edin.”     (Enam:54, Hud:69 ‘a bakabilirsiniz)

Faydalanılan eserler

Fızılâli’l Kur’an / Prof. Dr. Seyyid KUTUP

Kur’an-ı Kerim ve Meali Âlisi /A. Fikri YAVUZ

Kur’an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı / Dr. Lütfü DOĞAN

Kur’an-ı Kerimden Seçme Mevzular ve İlgili Ayetler

Kur’an Kelimeleri Sözlüğü / H. Hüseyin ÖZKAZANCIGİL

Konularına Göre Kur’an-ı Kerim Fihristi / Nevzat YÜKSEL

Risaleler İhvan-ı Müslimin Lideri / Şehid Hasan EL-BENNA

Kur’an Temel İlkeler / T.B Irving – K.Ahmed – M. M. AHSAN

 

A. Kadir DEMİRCAN Araştırmacı Yazar

            1964 Balıkesir Gönen doğumlu.

  Yazarlık ve yayıncılık hayatına 1988 de 24 yaşında Ankara’da başladı. İlk kitabı Kuran-ı Kerimden Seçme Mevzular ve İlgili Ayetler, 1994 yılında yayınlandı ve satış rekoru kırdı.

 Kitap yazarlığı ile birlikte dergi ve gazete yayıncılığı ve yazarlığı, radyo - televizyon programları yapımcılığı ile reklâm tanıtım filmleri çekti. Temel fotoğrafçılık ve genel olarak basın - yayın - iletişim konularında aktif çalışmaları ile, dini - milli - sosyal -  kültürel ve teknik içerikli konularda; araştırma - inceleme - derleme çalışmaları ve basılmış kitaplarıyla birlikte çeşitli yayın organlarında yayınlanmış yüzlerce makaleleri mevcuttur.

On beş yıl boyunca, fotoğraf, kamera,  sinema - televizyon programcılığı ve basın yayın konularında verdiği derslerde 400 ‘ün üzerinde öğrenci yetiştirdi. Sinema televizyon ve kamera teknikleriyle ilgili iki kitabı üniversitelerde ders ve yardımcı ders kitabı olarak okutulmaktadır.

1987 yılından beri kamu kuruluşlarında da görev yapan yazar, çalıştığı kamu kurumlarının basın yayın ünitelerinde teknik görevler üstlendi ve kamu adına yayınlanan çeşitli yayınları çıkardı.

Türkiye Yazarlar Birliği üyesi de olan yazar, sosyal kültürel ve teknik alanlarda faaliyetler gösteren gönüllü sivil toplum kuruluşlarında çeşitli üst düzey görevlerde bulundu.   

                Toplam 19 telif eser kitabı bulunan yazarın,  sesli, görüntülü ve çeşitli konularda 100 ‘ün üzerinde çalışması ve projesi bulunmaktadır. Yazar 2005 yılından itibaren ulusal televizyon için hazırladığı proje olan “Keşif “ isimli Televizyon Haber Belgesel programının 100 bölümlük yurt içi, 100 bölümlük de yurt dışı  çekimlerine  hazırlanmaktadır.

 

 

 

 

 

 

DEMİRCAN’ın diğer kitapları.

1-Kuran-ı Kerimden Seçme Mevzular ve İlgili Ayetler.                      195. 1994 (Yayınlandı)

2-A’ dan Z’ ye Pratik İmam Hatip Rehberi.

        1995. 294 Sayfa. (Yayınlandı)

3-Video Kamera Fotoğrafçılık ve Televizyon Yapımcılığı.            367 Sayfa.1996 (Yayınlandı)

4-Stratejik Meseleler Ve Kuran’dan Ayetler.

        1996.142 sayfa. (Yayınlandı)

5-Araştırma Yazıları. 1996. 138 Sayfa. (Yayınlandı)

6-A’dan Z’ ye Kamera Televizyon Film Yapım Yönetim 2001. 192 Sayfa. (Yayınlandı)

7-Sıkıntı Ve Stres Hallerine Çözüm Yolları.

        2004.80 Sayfa. (Yayınlandı)

8-Önemli Mevzular Ve Kuran’dan Ayetler.

       Kitap. 2005. 136 Sayfa.(Yayınlandı)

9-Dini ve Milli Açıdan Televizyon Ve Program Yapımcılığı.    222 Sayfa. (Yayına hazır)

10-Müminlerin Temel Özellikleri.

        150 Sayfa. (Yayına hazır)

11-Tefekkürnameler.100. Sayfa. (Yayına hazır)

12-Boşuna Söylenmemiş Sözler. 150Sayfa.(Yayına hazır)

13-Gönen Rehberi.  2005. 500 sayfa. (Yayına hazır)

14-Ölüm Güzel Şey. 70 Sayfa. (Yayına hazır)

15-Fotoğraflarla Sohbet.  Resimli (Yayına hazır)

16-Her Halimize Şükür. 70 Sayfa.  (Yayına hazır)

17-Gönenden Yükselenler.  80 Sayfa. (Yayına hazır)

18-Gönenli Olmak.  Roman. 50 sayfa. (Yayına hazır)

19-İyi İnsan Nasıl Olmalı.  50 Sayfa. (Yayına hazır)

 

 

 

 

 

Şeytan bu kitaba

 Çok kızacak

Bu kitap size ilaç gibi, hakiki dost ve arkadaş gibi gelecek.

Bu kitabı okuyanlar bir kere de yetinmeyip defalarca okuduklarını beyan etmektedirler.

Kısacası bu kitabı okuyanlarla şeytanın arası pek hoş olmamaktadır.

...ve bu kitap tek mesajla

Üç gün içinde elinizde...

Posta dâhil sadece 5 YTL 
Toplu siparişlerde özel indirimler.

Referans Yayıncılık

Sipariş Mesaj Hattı
 0536.606.27.30 – 0546.230.69.22

 

HUZURLU VE SAĞLIKLI BİR YAŞAM İÇİN

Sıkıntı ve stres

Hallerine

 Çözüm yolları

A.Kadir DEMİRCAN

Tavsiyeler - öneriler ve telkinler ile dopdolu olan 80 sayfalık bu muhteşem eser size ilaç gibi gelecek ve elinizden hiç düşürmeyeceksiniz.

 Bu kitaba sahip olan kişi,  kitabı baştan sona özümseyerek ve inanarak okuduğunda, hayata ve olaylara olan bakış açılarında ve düşüncelerinde önemli değişiklerin olduğunu hissedecek, ileriki zamanlarda da  sık sık bu kitaba müracaat etme ihtiyacını  duyacaktır.

       Aslında insan kendi kendisinin doktorudur, uzmanıdır. Kendisine, kendi eliyle zarar veren ve çözümünü de yine kendisi bulabilen bir varlıktır. Gerçek anlamda derdi de şifayı da veren Allah’tır. İnsan ise aramasını ve istemesini bilmelidir.

                Elinizdeki bu kitabın farkı; modern tıbbın, uzmanlıkta otorite şahsiyetlerin, bilimsel ve biyolojik verilerin  öneri ve tavsiyelerinin  tek çatı altında özetlenip derlenmesi  ile birlikte,  benzeri niteliğindeki  birçok eserde fazla ön plana çıkarılmayan ve hatta hiç yer verilmeyen bir açıdan, yani;  sabit  ayetlerle şifa kaynağı olduğu belirtilen yüce kitabımız Kur’an’ı Kerimin de insanlığa sunduğu telkin ve tavsiyeleri ışığında, çözüm ve tedavi yöntemlerinin çift yönlü,  maddi ve manevi unsurlarıyla birlikte ele alınıp sunulmuş olmasıdır..

İçindeki konulardan bazıları

İnsanı stres ve sıkıntıya sokan başlıca sebepler.

Ufak tefek şeyleri dert etmeyin.

Uyku bozuklukları.

Sorunları sık düşünerek çığ gibi büyütmekten kaçınınız

Olağan şeylerdeki olağan üstülüğü arayın.

İç dünyanız için zaman ayırın.

Kötü kişilerden uzak durun.

Psikolojik ve ruhsal yönden dua.

Kur’an-ı Kerim ve namaz müminler için şifadır.

Sıkıntı ve stres hallerinde Müslüman.

Korku- ümitsizlik ve karamsarlık.

Her zorluğun ardından bir kolaylık gelir.

Musibetlerin gelişi Allah’ın izni ve takdiri iledir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 
Talep Formu
İsim
Sipariş Miktarı
E-Mail
Telefon
İl
Adres
Kargo Tercihi
Mesaj
 
 
 
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam13
Toplam Ziyaret263442
Arazi Videoları
Kelepir Arazi
Köylerimiz
Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
14° 6°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.80545.8286
Euro6.53996.5661