Gönen Sohbetlerim

           




Gönen Anket Sonuçları

     Sitemizde bir anket başlatmıştık, 5  ay sürdü ve süresi doldu, kaldırdık. Yeni bir anket hazırlıkları başlıyor. Ancak bu anket sonuçlarını nasıl okumak gerekir derseniz. Kimi adaylar kendine oy verdi veya verdirdi, kimileri de ilgilenmedi. Bizim bu anketten çıkaracağımız bir sonuç var dı onu çıkardık.

     Sonuç  şu ki;Mevcut belediye başkanına hiç bir  ilgi ve itibarın  olmadığı görülüyor. Eski belediye başkanı da aynı. Halk,  İktidar Partisinden ama yeni bir yüz istiyor.

    Halktan kopuk, tomboladan çıkma başkan adayı istemiyor. Hafta sonları balık tutup, hafta içlerinde  siyasi kurnazlıklar yapan ve sulank yerlerde dolaşarak kendine kortuk peydahlayan siyasi atıklarıda istemiyor.

     Halk adam gibi adamları görmek istiyor. Ak Parti bunlara dikkat etmeli. Yalakalara, dalkavuklara, halktan kopuklara, kendi ikbal ve çıkarları peşinde koşanlara itibar etmemeli, geçit vermeleli.

 

Anket SorusuOy OranıOy Sayısı
Hüseyin Yakar
(%9) 
47
Hayati Köse
(%7) 
37
Mehmet Karatan
(%1) 
4
Metin Erbay
(%15) 
76
Süleyman Dökmen
(%40) 
206
Hasan Aslan
(%19) 
100
İbrahim Tuncer
(%1) 
6
Ahmet Düzer
(%2) 
8
Ahmet Selvi
(%1) 
3
Muzaffer Malcıoğlu
(%1) 
6
Bülent Can
(%1) 
3
Hüseyin Yağcıoğlu
(%2) 
11
Recai Kahya
(%1) 
3
Mehmet Yılman
(%1) 
3
Ahmet Akın
(%1) 
3

 

Mekke Medine Videoları- Tıklayın

Mekke ve Medine İzlenimlerim

    Allah nasip etti,  Ravza Turizm  ile hem kutsal topraklarda Belgesel çekmeye, umre yapmaya ve hem de ilk defa yurt dışı tecrübesi elde etmek niyetiyle kutsal topraklara, Medine ve Mekke ye  gittik.

   Bu yazımı Mekke de saat 10.50 sıralarında kaleme almış ve yayına koymuştum Sonra yayından kaldırdım ve Türkiyeye dönüşte koydum. Ne olur olmaz dedim. Orada demokrasi, insan hak ve özgürlükleri yok malum. Krallık var. Orada sorun yaşamak istemedim.

  Cuma namazını iki hafta Medine de  Ravzai Mütehhara da kıldım, bir hafta da  Mekke de Kabei muazzama da kıldım. Yazımı yazdığım  gün de Cuma,  Mekke nin Şişe denilen mahallesindeki kaldığımız otelin yanındaki camide kılmaya niyetlendim.

     Sebebi, çok yorulmuştum. Her gün hem toplu programlara katılıyor hem de özel olarak taksi kiralayıp önemli kutsal mekânlara televizyon için belgesel çekmeye gidiyordum. Perşembe günü saat 11.00 da çıkıp, saat 21 00 da   otele zor gelmiştik. Sevr dağına çekime gittik, elimizde kameralar ile tam üç buçuk saat de dağa çıkabildik.

     Programlarda çektiğim fotografları günlük olarak Ravza Turizme yaptığım wwww.ravzaturizm.com adlı siteye ve www.gonengontam.net www.gonendenhaberler.net ile www.gonentv.net  sitelerine  yüklüyordum. Dört gün yükleyemedim. Hem fotoğrafları yükleyeyim, hem de dinleneyim diye Cuma için Kabe ye gitmedim. Diğer sebebi ise Cuma günleri Suudi Arabistan da resmi tatil. Buradaki halk da geliyor kabe ye, kalabalık zirve yapıyor. İçeri girmeniz mümkün değil. Sabah namazında hiç giremiyorsun zaten. Türkiye den 15 tatil dolayısıyla 10 günlüğüne gelen umrecilerle birlikte bu sezon da tam 500.000 umreci gelmiş buralara. Haç kontenjanı 74.000 kişi. Umre 8 katlanmış. Keşke hac dada 500.000 kişiyi alabilseler. Ama mümkün değil. Belki 74.000 kişi bile gelemez bu sezon. Çünkü Kabe etrafında çok büyük çaplı bir inşaat, yapılanma çalışması var. 2015 yılına kadar bitireceklermiş. Kabe de ibadetleri zor yapıyorsun, iş makinelerinin takırtısı bitmiyor. Bitirmeleri de zor gözüküyor. Kabe etrafını genişletiyorlar, Osmanlı revakları dahil  her şeyi yıkıyorlar.  Bilgiğimiz  Üsame Bin Ladin in firması bu ülkede bütün inşaat ları alıyormuş. Yani kraldanda üstün Bin Ladin burada. Rekabet yok bütün inşaatlar onun. O alıp diğer firmalara ihale ediyormuş. İstese kralı bile devirebirmiş.Son kalan Osmanlı revakları da yıkıldıktan sonra Kabe de Osmanlının izleri ve hatıraları kalmamış  olacak. Suudi halkı ve yönetimi adeta Osmanlı karşıtı gibi çalışıyorlar. Osmanlıdan hoşlanmadıklarını her konuşmada ve icraatta belli ediyorlar. Yönetim Vahhabi . Asker ve polislerde öyle. Sünnet namazları kılmıyorlar. Namaz vakitleirnde bütün iş yerleri kapatılıyor. Kapatmayana 3 tekrar sonrası ruhsat iptali  varmış. Sözde şeriatla yönetilen bir ülke. Ancak uygulamaların hiz islamilikle, şeriatla ilgi ev alakasını ben kuramadım. Şeriat devletinin arkasında Amarika var. Kafir devlet var ne hikmetse.  Bu ülkenin ordusu yok, paralı askeri var. En büyük koruyucusu da ABD. ABD Türkiyede laikliği dayatıyor buradada şeriatı. Büyük şeynanın işine akıl sır erdiremedik. Bundan önceki kral, yanı bu kralın ağebeyi helikopterle tavaf yaparmış.

 

Bu ülkeyi ve bu vesile ile diğer ülke vatandaşlarını görünce inanın Türkiye ve Türk insanı ile büyük gurur duydum. İslamın en iyi yaşandığı ülke inanın Türkiye. Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan ın adeta bir dünya lideri olduğunu burada anladım. Anlamak isteyenler buraya gelsinler. Şu Kılıçtaroğlu ile Bahçeli ne olur bir kez umreye gitseler, orayı yaşasalar inanın tevbe edip Erdoğanın arkasında saf tutarlar. Buna kesinlikle eminim. Burada atıp tutmalarının ne kadar boş olduğunu anlama imkanı bulurlar. Türkiyeye farklı pencerelerden baklam lazım.

Suudi Arabistanın  Mekke ve Medine kentleri, dünyanın   başkenti. Burası özerk olmalı. İnsanlığın ortak mirası. Tek tip ve stotukacı bir anlayışa terkedilmemeli.

Bir komisyon, birlik kurulmalı, başkan seçilmeli, her ülke nüfusu oranında buraya görevli göndermeli ve bütün hizmetler ve alt yapı bu özerk yönetim tarafından yürütülmeli kanatine vardım.

      Medinede İngiliz ve fansızların oyununa  gelerek zamanında  Hicaz demir yolunun raylarını söküp  ray başına 100 dolara satmışlardı ve demir yolu kısa sürede devre dışı kalmıştı. Şimdi de Mekke de Kabe deki Osmanlı eserlerini devre dışı kalıyor... Başbakanımız yıkılan revakları sıkı takip ediyormuş. Revaklar yıkıldıktan sonra ambalajlanıp Türkiye ye gönderilecekmiş. İstanbul da bir camiye yerleştirilecekmiş. Kabe de tam 1.000  tane  Türk işçi çalışıyormuş. Maaşları 2500-3.000 TL arasında değişiyormuş. İnşaat firması kalacak yer ve yemek ihtiyaçlarını karşılıyormuş. Sigortaları ve sağlık güvenceleri yok tabiî ki.

      Ravza  turizm ile buralara geldim. Hizmetleri güzel, gelen umreciler hizmetlerden memnun.  Oteller ve otellerde çıkan yemekler güzel. Geziler düzenleniyor, başka tur şirketlerine de şahit oldum her gezi başı ayrıca ücret topluyorlar. Bizim turlarda bu olmadı. Hiç ek bir ödeme yapmadık. Guruplara İsmail Zorlu, İbrahim Yapıcı, Alattin Akgün ve Mustafa Tüfekçioğlu hocalık yapıyorlar. Biz de  İHL mezunu olduğumuz için elimizden geldiği dilimizin döndüğü kadar uzun yollarda, iniş binişlerde, ihrama giriş ve Kabe ye gelişlerde bir şeyler yapmaya çalıştık. En azından bu ziyaretimiz benim ilk yurtdışı deneyimim di, acemiliğimizi attık. Önümüzde hac var, dördüncü defa kuraya gireceğim çıkarsa artık usta olarak hac ibadetini yapmış olacağız. Ben hac yapmayanlara, ilk önce umre yapmalarını tavsiye ediyorum.  Umre sünnet, hac ise farz. Umreyi yaparsanız, hac daha kolay olur.

     Diğer bir husus ise, Medine de ve Mekke de dünyanın en kutsal mekanları, hatta Mekke nin dünya Müslümanlarının ve Müslüman devletlerinin başkenti olması  özelliği ile  farklı bir önemi  var. Bu öneme Suudi  devletinin önem verdiği söylenemez maalesef.

    Her iki şehirde atıl vaziyette, adeta dökülüyor. Petrol zengini ve kişi başına düşen milli gelirin otuz bin doların üzerinde olduğu dünyanın en zengin ülkesi bilinir değil mi. Ama hiç öyle değil. Sokaklarını, caddelerini birazcık gezdiğinizde dünyanın en fakir ve yoksun bir devletindeymişsiniz izlenimi alırsınız. Hiç mi hiç   belediyecilik ve şehircilik hizmeti yok. Hiç bir yerde çalışan bir çöp kamyonu, belediye ekibi göremedik.  Her yer atıl, yıkık dökük harabelikler içinde. Hele hele Kuranın ilk indiği, vahyin ilk geldiği hira dağı ve mağarası tam bir terk edilmişlik içinde. Dağın her tarafı adeta çöplük yığını, hurdalıklar haline gelmiş. Dağa çıkış için yol yok, ışık yok, çöp bidonları yok, tesis yok, devlet, belediye görevlisi yok. Dağa çıkarken düşüp yaralansanız, ölür gidersiniz, sizi kurtaran olmaz. Tamamen Allah a emanetsiniz.

Tabiiki hizmeti sadece Kabe içi ve çevresi ile bazı ana caddelerde göstermelik olarak görebiliyorsunuz. Yolları fena değil, o da yağmur ve kar olmadığından yollar bozulmuyor.

     Medine-i Münevvere ve Kabe de çalışan temizlikçilerin tamamı Sudan, Pakistan, Hindistan, Afganistan, Bangladeş gibi Müslüman ülkelerden. Temizlikçilerin hepsi de sizden açıkça yanınıza yaklaşıp sadaka istiyor yani dilencilik yapıyor. Yani dilenciliğin farklı bir versiyonu.

Yine otobüs şoförlerı da açıkça bahşiş isteyenlerden.

        Üzülüyorsunuz. Kutsal mekânlara bu kadar ilgisizliğin arkasında hangi sebep olabilir. Zira Sevr dağı da aynı şekilde. Peygamberimizin evi de aynı şekilde, ziyarete kapalı, dışı eskilik ve harabelikler içinde. Broşürlere bile kütüphane olarak geçmişler efendimizin evini. Arapların hepsi değil ama, önemli bir ekseriyeti Hz. Muhammed A.S mı burada, yeni Mekkede itibarsızlaştırmaya, hefifleştirmeye çalışmış. Kabe bizim, biz üstünüz, Dünyanın merkezi bizde egosu ve havasındalar.

            Sanki kutsal değerlere hiç önem verilmiyor ve yok olmaları arzulanıyor. Konuştuğum herkes aynı şeyleri söyledi. Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçeği Mekke ye belediye başkanı yapın, Bu Cebeli Nur ile Cebeli Sevr dağlarını altınla kaplasın, teleferik ve helikopter pisti yapsın, çevresine park ve bahçeler yapsın, Mekke yi 5 senede tanıyabilirseniz tanıyın dedim.

      Gerçekten öyle,  burada ülkemle bir defa daha gurur duydum. Islama en büyük hizmeti, saygıyı Türkiye ve Türklerin yaptığını damarlarınıza kadar hissediyor ve anlıyorsunuz. Araplar ne hikmetse bir tek çivi bile çakmaya niyetli görünmüyor.

 

      Burada seçim yok, demokrasi yok, krallıkla yönetiliyor. Belediye başkanları, valiler seçimle gelmiş kişiler değil. Göstermelik belediye seçimleri yapılıyormuş. Kral adayı belirliyor, halk da gidip oy veriyor. Tek adaylı bir seçim. Hizmet ve iş yapsa da yapmasa da yine belediye başkanı, koltuk garantisi var.

    Burada anlıyorsunuz demokrasinin ne kadar büyük bir nimet olduğunu. İnsan hakları ve özgürlüğünün teminatı olduğunu.

    Hele kadıların hiçbir hakkı yok, 27 gün boyunca bir tek yerli kadın görmedim. Burada da çalışanlardan aldığım bilgilere göre  birden fazla evlilik yapan,  eş alan kişiler varmış.

  Muta nikahıda yaygınmış buralarda. Hatta Türklerden 5-6 aylık çalışmak için gelenlerden sözleşme yaparak Muta nikahı yapıp kadınlarla yaşayanlar bile varmış. Muta nikanı zina değilmi, nikah olurmu.

   Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğanın ismi bir numara buralarda yani dünya islam devletleri ve toplulukları üzerinde demek istiyorum. Çünkü burada dünya insanları var ve hepsi burada buluşuyor.  Başta Pakistan, Yemen, Malezya, Mısır olmak  ülke üzere bu ülkelerin vatandaşlarıyla tanıştık, kaynaştık, konuştuk.

Türkiye deyince neşeleniyorlar, bize bakışları, davlanışları değişiyor, adeta coşuyorlar. Başbakanın adını söylüyorlar, çok güzel çok güzel, kardeş ülkeyiz diyorlar. Van minit ortak dilimiz oldu.  Bir Mısırlıyla, Pakistanlıyla çat pat konuşuyoruz. Ene türkiye, ente memleketiyye, van minit recep Tayyip Erdogan, filistin, israil,  türkiye ahi kelimeleri en sık kullandığımız ve herkesin bildiği kelimeler.

    Buralarda diğer bir gözlemim o ki. Peygamberimi Hz Muhammedi  (S.A.V) adeta itibarsızlaştırma ve unutturma politikası var. Camilerde sünnet namazlar kılınmıyor, hutbelerde sarık cüppe giyilmiyor. Efendimizin evi bakımsız, ilk vahyi aldığı hira mağarası civarı hurdalıklar dolu. Şunu bilelim, İslamı en iyi Türkler yaşıyor. Disiplin var, kural, nizam, saygı, sevgi, insanlık var. Hiçbir yabancılık çekmiyorsunuz buralarda adım başına Türkler. Hıra ve Sevr mağaraları ziyaretlerinde Türkleri ve Pakistanlıları görürsünüz.

     İnsan haklarına gelince, anlatılana göre yerli bir Arap la karakolluk ve mahkemelik olsanız, yüzde yüz haklı da olsanız, kararlar sizin aleyhinize çıkıyormuş. 38 yıldır Medinede yaşayan bir Türk  söyledi bunu. Yine kaldığımız otelin yanı başında kayalık bir alanda inşaat yapılıyor, taş kırma makineleri sabahlara kadar hiç durmadan çalıştı. Otelde Türkler uyuyamadıklarını söylediler. Şikâyet edilecek ve sonuç alınacak bir merci yok. Hâlbuki Kuran da Allah geceyi dinlenmek için gündüzü de çalışmak için yarattım buyuruyor değil mi.  Nerede kaldı İslam’ın merkezinde, Mekke de islama uygun hareket etmek siz düşünün.

  Televizyon çok az. İzletmiyorlar. Türk televizyonları kısıtlı. Sadeve NTV, ATV, TRT, TRT Spor var. Birisi STV yi islemek istedi. Televiztocu geldi aradı bulamadı. Sonra öğrendik ki jejim İslami içerikli televizyonları engelliyormuş. Hem halkını biliçlendirmemek, hemde Türkiye işte böyle ülke  demek için bunu yapıyorlarmış. Laik içerikli  yayınlar yapan  kendilerine zararlı olmayacak televizyonlara izin veriyorlar otellerde. Fesbookuda erişimşi engelliyorlar.

   Burada iş yelerinde bir tek çalışan bayan göremezsiniz. Alışveriş yapıyorlar ama çalışamıyorlar. Yani bir kadın iç çamaşırı almaya gidecek ve bir erkek den istemek zorunda kalacak. Yine araç kullanan bir tek bayan görmedim.

Anlatılanlara göre Suudi Arabistan da iki sınıf halk yaşıyor. Çok zenginler ve çok fakirler, orta sınıf yok. Mülk edinemiyorsunuz, adınıza iş yeri açamıyorsunuz. Size kefil olacak birisi sayesinde bu ülkeye turist veya işçi olarak gelebilirsiniz. Bir kişi size kefil olursa aylık 1000-2000 riyal Türk parasıyla 500-1000 TL arası ona da para ödeyeceksiniz. Havadan para kazanıyorlar anlayacağınız. Elektrik,  su beleş. Gece gündüz her yerin elektrikleri yanıyor. İsrafın haram sayıldığı bir şehirde israf diz boyu.

Yani cahiliyet çağı ve ırkçılık eskiden olduğu gibi günümüzde de aynen devam ediyor.

     Araplar kendini üstün ırk görüyorlar. Medinede Hz Peygamberimizin  (S.A.V) mezarının bulunduğu camide bizim Türk hanımlara Suudi bir bayan tepki göstermiş, Muhammed bizim siz niye geliyorsunuz buraya diye bağırıyormuş. Aslında Türklere iyi bakmıyorlarmış, Tayyip Erdoğan döneminde olumlu bakmaya başlamışlar.

Mekke de de Kabe Bizim, dünyanın merkezi bizim burası, biz farklıyız, üstünüz havası hakim. Bunları buraya gelen herkes hissediyor ve konuşuyor.

Buralara demokrasinin gelmesi şart. Ne zaman gelir Allah’ın bir bildiği vardır.

     Aslında burası Mekke ve Medine şehirleri dünya İslam ülkelerinden oluşan bir özerk yönetimle yöneltilmeli. Her İslam ülkesinden yönetime üye olmalı, seçim olmalı, her ülke burada hizmet işleri için nüfusuna göre memur ve işçi görevlendirmeli. İslamın ortak mirası yine İslam’ın tüm temsil guruplarıyla ortak şekilde korunmalı, sahip çıkılıp geliştirilmeli. Tek bir guruba, düşünceye ve statükoya terk edilmemeli. Benim teklifim bu.

     Diğer bir tespitim ise buralara ne olur genç iken gelin. İhtiyarlayınca gelmeyin. Hem kendinizi hem de yakınlarınızı üzersiniz. Ne hikmetse diğer ülkelerin hep gençleri buralara geliyor, bizim ise 40 yaşın üzerindekiler geliyorlar.

Buralara gelirken hayatınızda eylem ve aksiyon reformu yapmaya niyetlenerek gelin. Geldiğiniz gibi dönmeyin. Kendinizi  bilgisayar gibi formatlayarak  dönün buralardan.

   O kadar ihlâssız umreci getiren şirket yetkilileri de gördüm buralarda. Otelin lobisinde televizyonda Kuran okunurken yan yatan, konuşan, fosur fosur sigara içen, durmadan ticari kar hesapları ve konuşmaları yapan, Kabe ye dahi gittiğinden emin olmadığım yetkililer gördüm, duydum buralarda.

Hıra ve Sevr de taşları öpen, hurma dallarına çaput bağlayan, hacerül Esvet taşının içine kafasını sokmak için insanları itip kakan Türkleri de, gördüm buralarda. Aslında hiç birimiz, ben dahil masum değiliz, hepimizde çook yontulacak yonga var.

Allah hepimizi doğru yola koysun, nimet verdiklerinin, sıdıkların yolundan ayırmasın. Kusurlarımızı düzeltmemizi bize nasip etsin.

       Velhasıl kelam her şeyi hoş görmek de yanlış, hep kusur görmeye çalışmak, aramak da yanlış olduğunun bilinciyle düşüncelerimi paylaşmak istedim.

Sürçü lisan eylediysek affola. Allahın selamı rahmeti ve bereketi tüm ümmeti Muhammedin üzerine olsun. Kadir Demircan Mekke 06.02.2013

 

Gönen Sohbetlerim Yeniden Başlıyor

Esselamüaleyküm. Allahın Selamı rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

     Uzun bir aradan sonra yeniden Gönen Sohbetlerim yazı disizine, röportajlara ve makalelerime başlıyorum.

Gönendeki bütün simalarla, idareciler, siyasiler, iş adamları, sivil toplum temsilcileri, adı duyulan ve duyulmayan, önemli gördüğüm her kişiyle özel ve çarpıcı röportaajlara başlıyorum.

   Yazılarım, röportajlarım bu siteden, facebok ve twittwr den yayınlanacak. Yerel gazetelere de teklif edeceğim yayınlasınlar diye. Yayınlayacaklarından hiç ümidim yok ama yinede sahiplerini doğrudan arayarak teklif edeceğim. Hangisi kabul ederse veya yayınlama cesaretini gösterebilirse  onun gazetesinde yayınlayacağım.

    En son 2012 Haziran ayında "Artık Gönen'de Yokum" yazımla yazılarıma veda etmiş, yoğun olarak Türkiyem TV deki televizyon programına ağırlık vermiştim. Elhamdülillah, 2 seneyi doldurduk. Televizyon programcılığında  büyük başarılara imza attık.  

         Programlarım hızla devam ediyor. TV Programcılığı ile hayır hasenat ve hizmet işlerine devam ediyoruz.

    Programlarımızı Cumartesi 18.00 24.00 Pazar:15.30 da yine Türkiyem TV kanalından izleyebilirsiniz. Programların hepsi bu sitemizdede yayınlanmaktadır.

     İnşallah Şubat ayında Ravza Turizm den İsmail Zorlu kardeşimin sponsorluğunda 28 günlük umreye gideceğiz. Oralardanda birçok program çekimi yapıp geleceğiz ve Türkiyem TV Keşif programında yayınlayacağız.

   Yazılarıma tekrar niçin başladımığımı merak edenlere  anlatayım.

     Gönenin yanlış ve beceriksiz  ellerde yönetiliyor olduğunu bilmeyen yok. Yanlış ellere Göneni 9 yıl önce tepeden inme şekilde ve  bizans etrikalarıyla teslim eden kişi veya kişiler, şimdi de o zaman, zamanında büyük gürültülerle getirdikleri kişileri göndermek için yoğun bir kulis başlatmışlar. Yine onlar  getireceklermiş Göneni yönetecek kişileri. Her şeyin en iyisini onlar bilirmiş.  Bu şehre bir iyilik yapılacaksa onlar yapacakmış, bir kötülük olacaksa onu da onlar yapacakmış.  Arkalarına bazı iş çevrelerini,  eski siyasi atıkları, bazı milletvekillerini alarak bulanık havada  avlanmak için yoğun bir çalışma içine girmişler.  Duyduğum, bana iletilenler bunlar. Yani Gönende  tabiri yerindeyse siyasetin ergenekonculuğu  yaşanıyor. Gönen halkının kendilerine yaptıkları kötülükleri unuttuğunu düşünmüşler herhalde ki yeniden kötülük yapmak için kolları sıvamışlar.

    Gönen halkını uyandırmak lazım. Artık eskilere rağbet etmemelerini, eskilere rağbet olsaydı bit pazarına nur yağardı diye bir söz vardır, bu sözü anımsatmak lazım.

    Ey Gönen halkı üzerinizde siyasi entrikalar oynandığının farkındamısınız. Dur deyin, fırsat vermeyin.  Eski yapılanları hatırlayın, tarih tekerrürdeen ibaret olmasın.  Balıkesir vekilllerine de seslenmek lazım buradan. Gönende yaşamıyorsanız,  Göneni tanmıyorsanız Göneni yönetmeye kalkmayın. Sizinle yanınıza gelip fotograf çekinenleri, sonra o fotografları Gönende yayınlayarak sözde güç ve itibar devşirme peşinde koşanları  iyi tanıyın. Eğer Gönen'i o kadar çok seviyorsanız, siyasi entrikalara alet olacağınıza, gidin 5 yıldır rezalet içinde olan Gönen- Yenice yolunu bir görün ve onu yaptırın. Gücünüz varsa, bu halka iyilik yapmak istiyorsanız gidin o yolu yaptırın. Benim başıma yönetici, siyasetçi atamaya, belirlemeye kalkmayın derim.

   Halk olarak deyinki ey siyasi uzantılar ve toplumun gözünden düşen hokkabazlar Göneni yönetecek kişileri siz belirleyemezsiniz. Gönen halkını koyun sürüsü  gibi zannetmeyin.  Bize sorun Göneni kimler yönetsin, halka sorun diyelim. 

      Bu kişilerin peşine düşen kişiler, dün şikayet ettiğiniz, lanetlediğiniz, kötüleyip karaladığınız, mağduru olduğunuz kişilerin peşine düşmenize sebep ne. Ne değişdi, dünyalık menfaat ve  çıkarlarınız öylemi icabediyor. Konjektür öylemi gerektiriyor. Ne tür hesaplar peşindesiniz. Halkı mı, hizmeti mi düşünüyorsunuz, yoksa menfatlerirnizi mi. Vijdanınıza sorun, danışın bakalım. Kedninizle, vijndanınızla şöyle 20 dakika başbaşa kalın bakalım vijdanınızın sesi naslıl çıkacak. Unutmayın hesaplarında ödesinde bir hesap vardır. Alalhın hesabını  niye unutuyorsunuz. Dürüst olun, delikanlı olun, kıvırmayın, onurlu, gururlu olun. Bir kişiliğiniz,  kimliğiniz, toplumiçinde bir değeriniz, saygınlığınız, ağırlığınız olsun.

         İkdidar parsisinin İl ve Genel Merkez  yönetimine de seslenmek isterim. Buradaki siyasi oyunlara alet olmayın. Menfaat ve çıkar devşirme peşinde koşan kişiler bellidir. Bilmiyorsanız gönderin adamlarınızı, halkın içine girip sorsunlar kimin ne olduğunu. Halk en güzel ve en doğru cevabı verecektir eminim.

   Ona göre karar verin. Gerkirse eski ve yeni bütün kadyoru sıfırlayın. Gönenin nüfusu 72.000  dir. Yani bu kadar insanın içinden inanın o makamlara, o kadrolara ne kadar cevherler çıkacaktır. Bu tür beceriksiz ve  etrikacı kişiler ortada, sahnede olduğu için iyi  ve kabiliyetli insanlar malesef sahne alamıyor. Ne olur yanlış kişileri sahneden indirin, iyilere, yenilere sahneyi açın.

   Ey Gönen halkı, sahneyi işgal eden ve size hiçbir faydası dokunmayacağı kesin olan  kişilere geçit vermeyin. Yeni yüzlere, yeni ve iyi kişilere geçit verin, destekleyin. Sizi yönetecek kişilerin  belirlenmesine siz karışın. Eski siyasi arşivlerin  belirlemesine, karışmasına izin vermeyin derim.



Paylaş |                                         Yorum Yaz - Arşiv   
3080 kez okundu

Yorumlar

Gönen     29/12/2012 23:35

Tesbitler çok isabetli.bu halk koyun değil olmamalı. hizmet için koşturan yok menfat çıkar akçe işi gönene yazıkoldu bida olmamalı bence.yazı için teşekkürler
Misafir - Osman

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam18
Toplam Ziyaret257348
Arazi Videoları
Kelepir Arazi
Köylerimiz
Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
12° 6°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.33925.3606
Euro6.08656.1109